YGS Türkçe Deneme Sınavı-47

1. (I) Roman üzerinde pek çok değerlendirmeler yapılmış. (II) Eski dönemlerde destanlar, efsaneler vardı. (III) Destanlar eski devirlerin anıt eserleridir. (IV) Gelecekte de bugünün romanlarına böyle anıt eserler gibi bakılacak. (V) Roman sanat eserleri içinde en yüksek değere sahip bir türdür. (VI) Roman, insanoğlunun bu dünyadaki serüveninin en açık ve çok yönlü göstergesidir.

Numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki cümlenin açıklayıcısı durumundadır?

A) II.   B) III.   C) VI.   D) V.   E) VI.

 

2. Tragedya, Eski Yunancada "keçi türküsü" demektir. Dionysos ayinlerinde keçi kurban edildiği ve tragedya o ayinlerden doğduğu için bu ad verilmiş. Türkçede tragedya sözünü karşılamak için öne sürülen "ağlatı" sözü pek tutunamadı; çünkü tragedya insanları ağlatmak için yazılmaz. Yoğun çatışmaların yer aldığı trajik durumlarda isteyen ağlayabilir; fakat amaç, insanları yürek paralayıcı durumlarla ağlatmak değil, o durumlara nasıl katlanılabileceğini göstermektir.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Kavramlar karşılaştırmalı biçimde ortaya konulmuştur.

B) Dünyaca ünlü edebi yapıtlardan örnekler verilmiştir.

C) Eski Yunan tiyatrosu ile ilgili kişisel düşünceler öne sürülmüştür.

D) Bir kavram içerdiği anlama göre açıklanmıştır.

E) Tiyatronun amacı ortaya konulmuştur.

 

3. (I) Bir şiiri bitirdikten sonra kimseye okumam. (II) Korkarım birine okumaktan. (III) Basılıncaya kadar bu korkum sürer. (IV) Şiir basıldı mı artık geri dönüşe imkan yoktur. (V) Şiirlerin isimlerini, şiiri bitirdikten sonra koyarım. (VI) Beğenen beğenir, beğenmeyen yerer şiiri.

Numaralanmış cümlelerden akışını bozmaktadır?

A) II.   B) III.   C) VI.   D) V.   E) VI.

 

4. Bir şairin, sağlığında şiirlerinden seçmeler yapıp yayımlaması bence yersizdir.

Aşağıdakilerden hangisinde, bu cümledeki altı çizili sözcüğün anlamını karşılayabilecek bir söz kullanılmıştır?

A) Bazı şiir kitapları, daha sanatçı hayattayken okunmaz duruma düşebilir.

B) Genç yaşlarda hastalanıp sağlığını kaybeden çok sanatçı vardır.

C) Bütün şiirlerinde yaşam savaşının izleri vardır.

D) Gençlik yıllarında yaşayışına pek özen göstermediği biliniyor.

E) Sanatçının hasta olmadan önceki durumu bu halinden çok farklıydı.

 

5. En yalın şiirler dahi süsten kurtaramaz kendini.

Bu sözün anlamından aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?

A) Gerçek şiirde yer alan hiçbir ayrıntı yapmacık değildir.

B) En güzel şiirler anlatımı içten ve yalın olanlardır.

C) Sanatlı söyleyiş şiir için kaçınılmaz bir durumdur.

D) Doğallıktan uzaklaşan şiir süslü, özentili olmak zorundadır.

E) Dilinin yalın ve anlaşılır olması, şiirin etki gücünü artırır.

 

6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcüğün yazımı yanlıştır?

A) Aşağı yukarı yarım saattir, burada sizi bekliyorum.

B) İlk vapura ucu ucuna yetişebildik.

C) Şehrin göbeğinde güpegündüz cinayetler işleniyor.

D) Çocuklar elele tutuşup şarkılar söylüyorlardı.

E) Bir dağ başında yapayalnız yaşamak istiyorum.

 

7. Irmağın ışıltılı sularında yeşil taşlar vardı ( ) Irmağın kıyısında yeşil söğütler ( ) gökyüzünde ise kara ve korkunç bulutlar ( )

Boş bırakılan yerlere, sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?

A) (…) (;) (…) 

B) (.) (,) (.)     

C) (:) (,) (-)

D) (.) (,) (…)   

E) (.) (:) (.)

 

8. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde "neden – sonuç" ilişkisi vardır?

A) Sanırsınız ki bir daha hiç bahar gelmeyecek.

B) Adam kapıyı açmış ki içerdeki herkes baygın yatıyor.

C) Ben inanıyorum ki siz bu soruları kolaylıkla çözersiniz.

D) Biz sanmıştık ki her akşam kitap okuruz.

E) Ceren, geçen yıl düzenli çalışmamıştı ki sınavı kazansın.

 

9. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcük isim tamlamasının sıfatıdır?

A) Soğuk kış gecelerinde, küçük bir odada sobanın etrafında toplanırdık.

B) Deniz kıyısında küçük, balkonlu evler sıralanıyordu.

C) Çocuklar, gündüzleri eski okulun bahçesinde oynarlardı.

D) Zaman zaman hasta çocukların yanına giderdi.

E) Pazartesi günü eski müdür, eşyalarını toplamıştı.

 

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öğelere ayırmada yanlışlık yapılmıştır?

A) Elini / telâşla / kitap sandığına / soktu.

B) İçime / birdenbire / kar serpintisi / düştü.

C) O yıldan bu yana / tam otuz beş yıl / geçti.

D) Okuldan / eve dönerken / ağlıyordu.

E) Sizi yarın burada bekleyeceğim, / dedi.

 

11. Pul pul parıldıyorken ayın altında deniz,

Arkamdan sesi geldi, ufka dalan eşlerin.

Bu dizelerin oluşturduğu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Belirtili isim tamlaması

B) Bağfiil

C) Nesne

D) Zarf tümleci

E) Basit çekimli fiil

 

12. (I) Vezin ve kafiyenin olmaması şiirin ezberlenmesini güçleştiriyor. (II) Yeni şiirlerin çoğu, eski şiirler gibi sanatlı bir biçimde okumaya elverişli değil. (III) Günümüzde eskinin, kafiye göz içindir, anlayışı yerine, âdeta şiir göz içindir anlayışı hortladı. (IV) Ben, şiirin bize iyice işlemesini ezberlemek sayarım. (V) Bazı şiirleri ezberlememişizdir, ama bir yere yazmışızdır.

Numaralanmış cümlelerden hangisinde karşılaştırma vardır?

A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

 

13. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde "dışarı" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır?

A) Adam kapıya kadar geldi ve dışarı baktı.

B) Ders sırasında konuşanları öğretmen dışarı çıkardı.

C) Az önce odadan dışarı çıkan adam geri geldi.

D) Dışarı çıkacağımızı söylediğimizde çok üzüldü.

E) Karşı takımdan bir oyuncunun yerde yattığını görünce, topu dışarı attı.

 

14. Her şairin şiirinin okunuş biçimi başka başkadır.

Altı çizili bölümün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?

A) Şiirleri ile yaşamımızdaki aykırılıkları ortaya koyuyor.

B) Şiirlerini okuyunca başkalarının izinden gitmediğini hemen anlarız.

C) Her sanatçının çalışma tarzı farklıdır.

D) Gerçek sanatçı farklılıkları ortaya koyabilen kişidir.

E) Şiirin üslubunun, düz yazıya benzetilmeye çalışılması boş bir çabadır.

 

15. Uluslar birbirinden ne kadar uzakta yaşarsa yaşasın, dilleri, dinleri başka olsun; yine de bazı ortak düşünüşleri, görüşleri olan topluluklardır.

Aşağıdakilerden hangisi bu söz ile anlamca aynı doğrultudadır?

A) Her ulusun değerlerini, görüşlerini kendine göre dile getirme biçimi vardır.

B) Bazı değerler ve kavramlar tüm insanlarda ortaktır.

C) Ulusların aynı değerler etrafında birleşmesi yakınlaşmalarını sağlar.

D) Çektikleri sıkıntılar, ulusların birbirlerini anlamalarına yardımcı olur.

E) Bir ulus için önemli olan değerler, başka uluslar için önemli olmayabilir. 

 

16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinden, sözü edilen eylemin tekrarlandığı kesin olarak çıkarılabilir?

A) Sizinle daha önce herhangi bir yerde karşılaşmış mıydık?

B) Geçen yıl da Çanakkale'ye giderken bu tesislerde mola vermiştik.

C) Bu kış, kaç defa sinemaya gittin?

D) Dünkü sınavda yalnız bir soruyu mu çözemedin?

E) Siz, sınava bu yıl ilk kez mi gireceksiniz?

 

17. Bana, yazılarında üslupçuluğu, istiareleri, benzetmeleri artık bırak, diyorlar. Fakat bu sema altında, bu deniz karşısında bir İstanbul çocuğu, nasıl kupkuru yazabilir? Biraz renk, biraz ışık, biraz oyun lazım. Eski edebiyatımız teşbihle, istiareyle doludur. Geçmiş ile ilgimi kesmek elimden gelmiyor. Ben bunun bir marifet olduğuna değil, doğal üslubumuz olduğuna inanıyorum. Ben içimden geldiği gibi yazıyorum.

Yazar, bu parçada özellikle aşağıdakilerden hangisi üzerinde durmaktadır?

A) Sanatlı bir anlatımdan niçin vazgeçemediği

B) Edebiyatta başarının neye bağlı olduğu

C) Eski şiirde kullanılan sanatların günümüzde ilgi görmediği

D) Anlatımın içten ve doğal olmasının önemi

E) Eski edebiyatımızdan günümüzde de yararlanılabileceği

 

18. Dil yanlışları birçok kitapta karşımıza çıkıyor artık. Bizde dizgiciler de düzelticiler de dikkat etmiyor yazılanlara. Bakın bütün kitaplara, bütün gazetelere hepsinde "artırmak" yerine "arttırmak" yazıyor. Oysaki bu iki söz arasındaki ayrımı bilmeyen Türkçeyi bilmiyor demektir. Bir kişinin imlası, az çok düşüncesini de gösterir; biz yazılarımızda bunu gösteremiyoruz.

Yazarın, parçada yakındığı durum aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kişilerin düşüncelerini iyi ifade edememesi

B) "Artırmak" sözcüğünün yanlış kullanılması

C) Birçok kitabın yazım yanlışlarıyla dolu olması

D) Bazı sözlerin gerçek anlamları dışında kullanılması

E) Dilin doğru kullanımına özen gösterilmemesi

 

19. Şiire en yakın edebiyat türü radyo oyunlarıdır. Ben, şiirlerimin hâlâ anlaşılamadığını gördüğüm için şiirlerimdeki temaları bir de radyo oyunlarında açıklamak yorumlamak ihtiyacını hissettim. Şiirlerimin altyapısında gerek Halk edebiyatımızdan gerek Divan edebiyatımızdan, Doğu ve Batı edebiyatlarından bazı öğeler bulunuyor. O öğeler şiirlerde çok hafif geçilmiştir. Oysa bunlar insanlığın ölümsüz sorunlarını yansıtan birer arka kapıdır. Bu kapıları iyice açmak istedim.

Bu parçada yazar, özellikle aşağıdakilerin hangisi üzerinde durmaktadır?

A) Şiirde belirli konulan işlemenin zorunlu olduğu

B) Radyo oyunları yazmaya neden gereksinim duyduğu

C) Evrensel konuları şiirde ele almanın doğru olmayacağı

D) Çağdaş Türk şiirinin birbirinden farklı kaynaklardan etkilendiği

E) Şiirlerinde niçin kalıcı konuları ele aldığı

 

20. Gerek bugün, gerek bundan yüz yıl sonra yeni gözükecek şey ancak bir şairin bir sanat adamının kişiliği, kendinden başka kimsede bulunmayan özelliğidir. Bu özellik bir şair ya da yazarın yıllarca değil, yüzyıllarca yaşamasını, söylediklerinin canlı kalmasını sağlar. Homeros, hâlâ yeni şair; Montaigne hâlâ yeni yazar… O yenilik eskimediği gibi ona benzemek de kimsenin elinden gelmez.

Parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatçı gelip geçici akımlardan uzak kalabilmelidir.

B) Homeros ve Montaigne şiirde ve düz yazıda en değerli sanatçılardır.

C) Özgün olması, sanatçının her dönemde yeni kalmasını sağlar.

D) Yeni sanat eserleri, yüzyıllar boyunca okunacak ve ilgi görecektir.

E) Özgün sanatçıyı taklit etmek kesinlikle mümkün değildir.

 

21. Şiir yazma hevesiyle ilk denemelerini yazan bir genç önce ustaların şiirleri üzerinde dikkatle çalışırsa, onların başarısını sağlayan nitelikleri araştırırsa ve işi sadece duyguya bırakmazsa o zaman şiiri gitgide güçlenir. Biz zannediyoruz ki, şiir yalnız duygu işi. Olmaz öyle şey! Şiir duyarlılığın ötesinde başlar. Şiir işçiliktir. Genç şair, şiir yazmaya başladı mı dört dizelik şiiri defalarca elden geçirecek, bekletecektir. Genç sanatçı, ayaküstü gelmiş bir ilhamı kâğıda geçirip de şiir yazdım derse yanılmış, aldanmış olur.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Şiire yeni başlayanlara, deneyimli sanatçılar yol göstermelidir.

B) Şiirde başarıya ulaşmak çaba, emek ve uzun çalışmalar gerektirir.

C) Şiirde duygular kadar, şiirin içerdiği düşünce de önemlidir.

D) Gerçek sanatçı, ilk şiirleriyle de başarıya ulaşabilir.

E) Yazdığı her şiiri yayımlayan sanatçının yazdıkları uzun ömürlü olmaz.

 

22. Sanatçı gönül rahatlığı ile çalışabilmek için, sanatına herhangi bir biçimde müdahale edilmemesini ister; bu da onun en doğal hakkıdır. Bir sanatçının herhangi bir şekilde korunmasına taraftar değilim. Sanatçı yaşam kavgasında yalnız kala kala, yenile yenile kendini olgunlaştırır. Geçimini sağlamak için başka bir işte çalışması mı gerekiyor? Çalışsın. Yazacak şeyi varsa herkesin uyuduğu saatlerde yazar.

Bu parçada yazar, sanatçı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Birileri tarafından korunmasının yanlışlığına inandığına

B) işine karışılmasının doğru olmadığına

C) Yaşamın güçlüklerinin onu olgunlaştıracağına

D) Hayattaki tek işinin sanat olması gerektiğine

E) Başka insanlardan daha çok çalışmasının gerekebileceğine

 

23. Gençlerin yabancı sözleri bilmeyip yanlış kullanmaları ayıplanmaz. Bir bakıma ben buna seviniyorum da. Yanlış kullanıla kullanıla çürüyecek o sözler, dilimizden atılacak. Ama bunun için gençlere o sözleri yanlış kullandıklarını bildirmek gerek. "Bana ne!" deyip geçmemeli, onları ikaz etmeli. Böylece anlarlar o sözleri doğru kullanamadıklarını; bildikleri Türkçe sözlerle yetinirler.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Gençlerin bazı yabancı sözleri kullanmalarını doğal karşılamak gerektiğine

B) Yabancı sözleri yanlış kullandıklarını anlayan gençlerin Türkçe sözlere döneceklerine

C) Yanlış sözcük kullananların uyarılması gerektiğine

D) Yanlış kullanılan sözcüklerin dilde tutunamayacağına

E) Gençlerin, yabancı sözcükleri kullanmayı bir üstünlük olarak gördüklerine

 

24. Toplumcu şiir bir kalkınma planlaması öneren şiir değil bence. Şiir -ister toplumcu, ister bireyci olsun- yakındığı, özlemini çektiği, içerlediği durumun çözümünü kesin söylemez. Pratik ve uygulama şiirin dışındadır. Çünkü bir duyarlığa davet, bir duyurma, bir belirlemedir şiir. Duyurur, bir durumu belirler. Bu belirlemeler şairine göre değişir. Kimi küçük insanın geçim zorluklarını, yoksulluğunu anlatır; kimi de toplumun belli bir kesiminin sorunlarına eğilir.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi şairin üstlenmesi gereken görevlerden değildir?

A) Toplumun aksayan yönlerini ortaya koymak

B) Kendine göre önemli bulduğu sorunları belirlemek

C) Kendi özlemlerini, isteklerini okuyucuya duyurmak

D) Şiirlerde toplumsal değil, evrensel konuları ele almak

E) Toplumun içinde bulunduğu durumu ortaya koymak

 

25. "Belediye başkanımızın semtimiz için yaptığı yararlı çalışmalardan dolayı teşekkür ederiz." cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) "başkanımızın" sözünde çoğul iyelik eki kullanılması

B) Gereksiz sözcük kullanılması

C) Öznenin belirtilmemiş olması

D) Yüklemin geniş zaman çekimli olması

E) Dolaylı tümleç eksikliği 

 

26. Gitmesin gözlerinden pırıl pırıl arzular

Eksilmesin yüzünden o tebessüm o bahar

Tanrı seni korusun, kem gözlerden saklasın

Ağartmasın saçını şu geçen zalim yıllar.

Bu dizeleri oluşturan cümleler ve sözcüklerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) Bütün eylemler emir kipiyle çekimlenmiştir.

B) Üçüncü dize dışındaki dizeler yapı bakımından basit cümledir.

C) Anlam kaymasının örnekleri vardır.

D) Üçüncü dize öge ortaklığı olan sıralı cümledir.

E) Basit ve türemiş eylemler vardır.

 

27. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?

A) Türkiye'de, her beş yılda bir yerel yönetimlerle ilgili seçimler yapılır.

B) Bu yıl seçimlerin bahar aylarında yapılacağı açıklandı.

C) 18 Nisan'da yerel ve milletvekili seçimleri birlikte yapılacakmış.

D) Seçimlerden sonra yeni bir hükümetin kurulması için iki ay zaman gerekiyor.

E) Seçimlerden hemen sonra, gelecek seçimlerle ilgili tartışmalar başlayacaktır.

 

28. Her zaman, her yerde şiir yazabiliyorum. Tramvayda, vapurda, yürürken, otururken; hatta kim bilir, uykuda bile… Yaptığım aklıma takılan sözcük ya da dizeleri küçük kâğıt parçalarına not etmektir. Bu kâğıt parçalarını cebimde küçük bir zarf içinde taşırım. Bazı şiirler inatçıdır, bitmek bilmez; nihayet, olmayacak, der bırakırım onları. Notlarım o küçük kâğıtlar üzerinde kalır.

Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Şiirlerinin bir hazırlık aşaması geçirdiğine

B) Şiir yazmak için özel bir yer aramadığına

C) Yazmaya başladığı her şiiri, geç de olsa tamamladığına

D) Şiirlerini kendine özgü bir yöntemle yazdığına

E) Bazı şiirleri tamamlamasının çok zamanını aldığına

 

29. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?

A) Sanat dünyasına her gün yeni yeni isimler katılıyor.

B) Gerçek sanatçı, arkasında ismini yaşatacak eser ve kişi bırakır.

C) Genç sanatçılar, eğrisiyle doğrusuyla çok doğru işlere imza atıyor.

D) Gençlerin başarılı olması, örnek aldıkları kişileri iyi seçmelerine bağlıdır.

E) Sanatta başarıya ulaşmak bilgi, beceri ve uygun ortam ister.

 

30. Romancılığımız üzerine yazdıklarımı okuyor musunuz? Roman ile birazcık ilgileniyorsanız okumalısınız. Dediklerim size baştan sona yanlı gelebilir. Siz büsbütün farklı düşünebilirsiniz. Olsun, okuyun; itirazlarınız varsa yazın. Belki ben de yanılmışımdır. Tartışır, anlaşırız. Böylece roman üzerine şöyle bir eğilmiş, doğru bildiklerimizin yanlışlığını kavramış oluruz.

Bu parçada yazar, aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Romanla ilgili yazılar yayımladığına

B) Eleştiriye açık olduğuna

C) Kendisinin de yanlış düşünme ihtimalinin olduğuna

D) Romanla ilgili düşüncelerinin tartışmaya açık olduğuna

E) Kendi bildiklerini okuyuculara öğretmek istediğine

 

31. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde noktalama işaretleri ile ilgili bir yanlışlık vardır?

A) Geçen derste bu soruyu soran Merve'idi.

B) Son derste, sınıftan Cihan'ı mı çağırdılar?

C) Pazar günleri Kadıköy'e ilk sefer 8.15'te yapılıyor.

D) N. Ataç'in yaşamında yazın'ın ne kadar önemli olduğunu, yazılarını okuyanlar da bilir.

E) Üniversite öğrencilerinin çıkardığı bir dergi olan "İnci"nin son sayısında güzel şiirler var. 

 

32. "İnsanlar çokluk gülmeyi değil, somurtmayı seviyorlar." demiştir bir yazar. Neden sevilir ki somurtmak? Gülmek, gülümsemek ne kadar doğalsa somurtmak o kadar zorlamadır. O asık suratlı adamlara bir bakın, öyle olabilmek için ne çok zorlarlar kendilerini, ne güçlüklere katlanırlar! Çattıkça çatarlar kaşlarını. Sanırlar ki kaşlarını çatıp suratlarını asınca önemli adamlar olacaklar… Boş versenize siz! Böyle yapmakla bir ton yük alırlar omuzlarına, dünyayı kendilerine zehrederler. Gülümseyen insanların yoktur böyle dertleri.

Bu parçada, yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Asık suratlı insanların hayattan zevk alamadıklarına

B) Somurtan insanların "önemli insan" olabilmek için asık suratlı olduklarına

C) Kaşlarını çatıp, somurtan insanların aslında sıkıntı çektiklerine

D) Gülümsemenin doğal bir davranış olduğuna

E) Somurtan insanların gülmeyi bilmediklerine

 

33. Kırmızı ve Siyah gibi, Madam Bovary gibi büyük romanlar "olanı değil, olabileni" yaşatmaktadır. Bu yönüyle herkes onlarda bir şey bulabilir. Bu eserlerin hiçbirinde, herhangi bir amaçla, okuyucuyu bir sonucu benimsemeye zorlayış görülmez. Hepsinde iç zenginliği, hayal gücü, iç ve dış gözlem keskinliği göze çarpar.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi büyük romanların özelliklerinden biri değildir?

A) Konunun hayal gücü ve gözlemle zenginleştirilmiş olması

B) Yalnız, yaşanmış olayları konu edinmesi

C) Bütün insanlara seslenebilmesi

D) Okuyucunun ortaya çıkan sonucu kabullenmeye zorlanmaması

E) Yaşanmış olaylar yerine yaşanılabilecekleri işlemesi

 

34. Maupassant'ın romanlarını inceleyenler, haklı olarak bunlarda, uzatılmış veya birbirine eklenmiş hikâyelerden başka bir şey görmezler.

Yukarıdaki sözden hareketle Maupassant'ın romanlarıyla ilgili çıkarılabilecek sonuç hangisidir?

A) Roman özelliğinden çok hikâye karakteri taşır.

B) Günlük yaşamın küçük ayrıntılarını konu edinir.

C) Bir öykü kadar sürükleyici ve etkileyicidir.

D) Uzun olmaları en önemli kusurudur.

E) Birbiri içine girmiş ve peş peşe eklenmiş birçok olayı içerir.

 

35. Bir dili konuşan toplumun deneyimleri, üzüntüleri ve sevinçleri ile yüklü olmayan sözcüklerle şiir yazmak boşunadır.

Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?

A) Toplumdan kopuk bir sanatçının yazdıklarının ilgi görme şansı yoktur.

B) Gerçek sanatçı yapıtlarında toplumun duygularını yansıtmaya çalışır.

C) Şair, şiirlerinde toplumun kullandığı, anladığı sözcükleri kullanmalıdır.

D) Gerçek ozan yalnız düşünceleriyle değil, yapıtlarıyla da topluma örnek olur.

E) Etkili olmak isteyen sanatçı, seslendiği toplumu çok iyi tanımak zorundadır.

 

36. Aydınlar için çok önemli olan bilimsel araştırmalar yazarlara yetmez; —-

Bu sözler aşağıdakilerden hangisi ile sürdürülürse "bilimsel araştırmalar"ın işlevi açıklanmış olur?

A) yazarlar için, kişisel saptamalar çok daha önemlidir.

B) ama yazarların gerçeği kavramalarına yardımcı olarak, onları yanılgıdan kurtarabilir.

C) toplum yaşamındaki her ayrıntı ya da sorunu grafiklerle açıklamak olanaksızdır.

D) yazara gerekli olan bilimsel sonuçlar değil, kişisel gözlemlerdir.

E) pek az sanatçı, yapıtlarında bilimin ortaya koyduğu verilerden yararlanma yoluna gitmiştir. 

 

37. Eski Germenler orman içinde yaşarlarmış; uygarlaşmaya başlayınca köylerini, kentlerini ağaçlardan kurmuşlar. Evlerine binlerce yıl içinde yaşadıkları ormanlarda alıştıkları havayı yadırgamayacak bir biçim vermeye çalışmışlar, Evlerinin duvarlarını, kapılarını, raflarını, pencerelerini eskiden ormanda sevdikleri şeylerin resimleriyle, motifleriyle süslemişler; gotiği benimsemişler. Güney Almanya'da eskiden kalan ve hâlâ ayakta duran ilk gotik yapılar ahşaptır.

Bu parçanın anlatımında ağır basan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Betimleme

B) Açıklama

C) Öyküleme 

D) Karşılaştırma

E) Örneklendirme

 

38. Yazarın kişiliğinden çok, yazdığı okuru ilgilendirir. Okuduğumuz bir romanı ya da şiiri daha çok sevmemiz, beğenmemiz için yazarının kimliğini, genç mi, yaşlı mı; sevimli mi, sevimsiz mi olduğunu, nelerden hoşlandığını öğrenmemiz hiç de gerekli değildir. Büyük bir romancının eserlerine karşı duyduğumuz hayranlık onun hayat hikâyesini öğrenmekle ne artar ne de eksilir. Bu yönüyle, bazı eserlerin sonuna yazarın hayat hikâyesinin konulmasını hep anlamsız ve gereksiz bulmuşumdur.

Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Büyük sanatçıların hayat hikâyelerinin öğrenilmesi, okuyucuyu eserden uzaklaştırır.

B) Okurun sanatçının kimliğini tanıması, esere olan ilgisini etkilemez.

C) Büyük sanatçıların kişiliklerindeki olgunluk, eserlerine yansımayabilir.

D) Büyük sanat eserleri, ancak büyük sanatçılar tarafından ortaya konur.

E) Sanatçının kişilik özellikleri ile yazdıkları arasında uyum vardır.

 

39. (I) Eleştirmenler de sanatçılar gibidir. (II) Yani bir anlayışın büyüsüne kaptırmışlardır kendilerini. (III) Onun dışındaki başka anlayışların farkında olmayabilirler (IV) Günümüzde eleştiriler, ne yazık ki, genellikle kişisel oluyor. (V) Tarafsız olamıyor. (VI) Bu durumu doğal karşılıyorum. (VII) Bunun temel nedeni ülkemizde bir eleştiri geleneğinin yerleşmemiş olmasıdır.

Bu parça iki paragrafa ayrılacak olursa, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerden hangisi ile başlamalıdır?

A) II.   B) III.   C) VI.   D) V.   E) VI.

 

40. Ben 1951'den beri edebiyat alanında ödüllerin oluşturulması gerektiğini savundum. Gazetelerde çıkan yazılarımda hep bunu işledim. Bence ödül bir çeşit yüreklendirmedir. Toplumun dikkatini ödül dolayısıyla edebiyata, kitaba çevirmektir. Yazma uğraşının ilk yıllarındaki kişilere ödül verilmesi gerçekten çok önemlidir. Altmışından, yetmişinden sonra ödül almak pek anlam taşımıyor. Ödüller yüreklendirici olmalı. Belli bir yaştan sonra yüreklendirilmek epey geç kalmış bir çabadır.

Bu parçada yazarın vurgulamak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ödül verilirken neyin ölçü alınması gerektiği

B) Ödüllerin genç yazarlar için gerekli ve önemli olduğu

C) Ödül kazanmanın her sanatçıyı mutlu edeceği

D) Ödüllerin edebiyatın gelişimine katkı sağlayacağı

E) Sanatçıları ödül alıp almamış olmasına göre değerlendirmenin yanlış olduğu

 

CEVAP ANAHTARI

1-E  2-D  3-D  4-A  5-C  6-D  7-D  8-E  9-A  10-D  11-C  12-B  13-C  14-C  15-B  16-B  17-A  18-E  19-B  20-C  21-B  22-D  23-E  24-D  25-E  26-B  27-C  28-C  29-C  30-E  31-A  32-E  33-B  34-E  35-C  36-B  37-B  38-B  39-C  40-B

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir