Edebiyat Öğretmeni

Yapısal Anlatım Bozuklukları

Bu tür bozukluklar, cümlelerde, dilbilgisi kurallarına uymamaktan kaynaklanır. Bu bozukluklar genellikle; cümle öğeleri, cümle çeşitleri, eylem çatısı, tamlamalar ve ekler konusunu ilgilendirdiğinden, bu soruları çözebilmek için özellikle bu konular çok iyi bilinmelidir. Şimdi bu bozuklukları maddeler halinde inceleyelim.

1. Özne – Yüklem Uyuşmazlığı

Cümlede, özne ve yüklemin çeşitli yönlerden uyum içinde olmaması, özne-yüklem uyuşmazlığına yol açar. Bunu üç başlıkta inceleyebiliriz:

a. Tekillik – Çoğulluk Bakımından

Bir cümlede; öznenin, tekil veya çoğul olmasına göre, yüklemin de tekil ya da çoğul olması belli kurallara bağlanmıştır. Bu kurallara uyulmadığında özne-yüklem uyuşmazlığı ortaya çıkar. Bu kuralları şöyle sıralayabiliriz:

Öznenin tekil olduğu cümlelerde, yüklem tekil olur.

Müdür bey, öğrencilere bir şeyler anlatıyor.
Çocuk, annesine doğru koşuyor.
Güneş, tepelerin ardından yükseldi.
Kedi, sobanın yanında yumakla oynuyor.

Öznenin insandan oluştuğu ve çoğul olduğu cümlelerde, yüklem tekil ya da çoğul olabilir.

Yolcular, durakta otobüs bekliyor. (doğru)
Yolcular, durakta otobüs bekliyorlar. (doğru)

Öznenin insan dışında bir varlıktan oluştuğu ve çoğul olduğu cümlelerde, yüklem tekil olur.

Yapraklar, birer birer sararıyor. (doğru)
Yapraklar, birer birer sararıyorlar. (yanlış)
Martılar, vapurun etrafında uçuşuyor. (doğru)
Martılar, vapurun etrafında uçuşuyorlar. (yanlış)
Sıfatlar, çekim eki aldığında adlaşır. (doğru)
Sıfatlar, çekim eki aldığında adlaşırlar. (yanlış)

Öznenin çoğul eki almadığı; ama anlamca çoğul olduğu cümlelerde, yüklem tekil olur.

Herkes, salonda seni bekliyor. (doğru)
Herkes, salonda seni bekliyorlar. (yanlış)
Yüzlerce kişi konsere katıldı. (doğru)
Yüzlerce kişi konsere katıldılar. (yanlış)
İnsanların çoğu burayı bilmez. (doğru)
İnsanların çoğu burayı bilmezler. (yanlış)

b. Kişi Bakımından

Bir cümlede; öznenin, farklı kişilerden oluşmasına göre, yüklemin hangi kişi ekini alması gerektiği belli kurallara bağlanmıştır. Bu kurallara uyulmadığında özne-yüklem uyuşmazlığı ortaya çıkar. Bu kuralları şöyle sıralayabiliriz:

Özne grubunda; birinci kişinin (ben-biz) yanında, ikinci (sen-siz) veya üçüncü kişi (o-onlar) varsa yüklem, “birinci çoğul kişi (biz)” olur.

Burayı sen ve ben, akşama kadar temizleriz. (doğru)
Burayı sen ve ben, akşama kadar temizlerim. (yanlış)
Ben ve annem, teyzeme uğrayacağız. (doğru)
Ben ve annem, teyzeme uğrayacak. (yanlış)
Çocuklar ve ben, seni burada bekledik. (doğru)
Çocuklar ve ben, seni burada bekledim. (yanlış)
Siz de, ben de yarınki provaya katılacağız. (doğru)
Siz de, ben de yarınki provaya katılacağım.  (yanlış)
Biz ve sen, bugün okulda nöbetçiyiz. (doğru)
Biz ve sen, bugün okulda nöbetçisin. (yanlış)
Biz ve siz, hafta sonu pikniğe gideceğiz. (doğru)
Biz ve siz, hafta sonu pikniğe gideceksiniz. (yanlış)
Hem biz hem de o, bu şehri çok sevdik. (doğru)
Hem biz hem de o, bu şehri çok sevdi. (yanlış)
Amcamlar ve biz, buraya tekrar geleceğiz. (doğru)
Amcamlar ve biz, buraya tekrar gelecekler. (yanlış)

Özne grubunda ikinci kişinin (sen-siz) yanında, üçüncü kişi (o-onlar) varsa yüklem, “ikinci çoğul kişi (siz)” olur.

Sen ve arkadaşın, hemen yanıma gelin. (doğru)
Sen ve arkadaşın, hemen yanıma gelsin. (yanlış)
Çocuklar ve sen, sinemaya gidersiniz. (doğru)
Çocuklar ve sen, sinemaya gidersin. (yanlış)
Siz ve Yusuf, burada beni bekleyin. (doğru)
Siz ve Yusuf, burada beni beklesin. (yanlış)
Siz ve ayaktakiler, çabuk dışarı çıkın. (doğru)
Siz ve ayaktakiler, çabuk dışarı çıksınlar. (yanlış)

Özne grubunda birden çok üçüncü kişi (o-onlar) varsa yüklem, “üçüncü tekil (o) veya üçüncü çoğul kişi (onlar)” olur.

Ahmet ve Mehmet, şarkı söylüyor. (doğru)
Ahmet ve Mehmet, şarkı söylüyorlar. (doğru)
Konuşanlar ve o, bir an önce sussun. (doğru)
Konuşanlar ve o. bir an önce sussunlar. (doğru)
Onlar ve şunlar, sınava girmemiş. (doğru)
Onlar ve şunlar, sınava girmemişler   (doğru)

c. Olumluluk – Olumsuzluk Bakımından

Türkçede bazı öznelerin yüklemleri, mutlaka olumsuz olmak durumundadır. Bu özneler; “hiçbiri, hiç kimse, kimse’ gibi sözcüklerle oluşturulur.

İçeride kimse yoktu.
Sınıfta hiç kimse konuşmuyordu.
Çocukların hiçbiri yemek yememiş.

Bu cümlelerde altı çizili öznelerin yüklemlerinin olumsuz olduğunu görüyoruz. Bu öznelerin olumlu yüklem alması olanaksızdır. Yani bu özneler “…kimse vardı”, “…hiç kimse konuşuyordu”, “…hiçbiri yemek yemiş” şeklinde olumlu yüklemler alamaz.

Sınıfta herkes konuşuyor; bir türlü susmuyor.

Bu cümlede, “konuşuyor” yükleminin öznesi “herkes” sözcüğüdür. Ancak “susmuyor” yükleminin öznesi söylenmemiştir, bu nedenle birinci yüklemin öznesi herkes”, ikinci yüklemin ortak öznesi kabul edilir. Fakat ikinci yüklem (susmuyor) olumsuz olduğu için, birinci yüklemin öznesi “herkesle uyuşmamıştır. Dolayısıyla bu yükleme olumsuz bir özne getirilmelidir. Yani cümle, “Sınıfta herkes konuşuyor; hiç kimse bir türlü susmuyor.” şeklinde düzeltilebilir.

Dostlarımın hiçbiri bana inanmıyor; beni suçluyor.

Bu cümlede, “İnanmıyor” yükleminin öznesi “hiçbiri” sözcüğüdür. Ancak “suçluyor” yükleminin öznesi söylenmemiştir, bu nedenle birinci yüklemin öznesi “hiçbiri”, ikinci yüklemin de öznesi olur. Fakat ikinci yüklem (suçluyor) olumlu olduğu için, birinci yüklemin öznesi “hiçbiri”yle uyuşmamıştır. Dolayısıyla bu yükleme olumlu bir özne getirilmelidir. Yani cümle, “Dostlarımın hiçbiri bana inanmıyor; hepsi beni suçluyor.” şeklinde düzeltilebilir.

2. Özne Eksikliği

Sıralı, bağlı ya da bileşik cümlelerde, farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanmasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

Bu toplantıda, herkesin görüşü alınmalı ve rahatlıkla konuşabilmeli.

Bu cümlede, alınmalı” yükleminin öznesi, “herkesin görüşü” sözüdür. Cümlenin ikinci yüklemi olan “konuşabilmeli” yükleminin öznesinin söylenmemesi “herkesin görüşü” sözünün, ikinci yüklemin de öznesi gibi anlaşılmasına yol açmıştır. Bu yüzden ikinci yükleme “herkes” öznesi getirilmelidir. Yani cümle, “Bu toplantıda, herkesin görüşü alınmalı ve herkes rahatlıkla konuşabilmeli.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümlelerde, özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Yazın dünyasında her zaman, şiirin öldüğü söylenir, oysa her dönemde canlılığını korumuştur.
Yazın dünyasında her zaman, şiirin öldüğü söylenir, oysa şiir her dönemde canlılığını korumuştur.
Okul inşaatı kısa sürede tamamlandı ve büyük bir törenle hizmete açıldı.
Okul inşaatı kısa sürede tamamlandı ve okul büyük bir törenle hizmete açıldı.
Otobüsün lastiği patladığı için, yarım saat sonra hareket edecekmiş.
Otobüsün lastiği patladığı için, otobüs yarım saat sonra hareket edecekmiş.
Balıkçıların sesi, sert esen rüzgâra karışıyor, birbirlerini duyamıyorlardı.
Balıkçıların sesi, sert esen rüzgâra karışıyor, balıkçılar birbirlerini duyamıyorlardı.

3. Nesne Eksikliği

Sıralı, bağlı ya da bileşik cümlelerde, nesne alması gereken yüklemlerin; nesne almamasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

Kitaplarına gözü gibi bakar, kimseye vermezdi.

Bu cümlede, “vermezdi” eylemi geçişli bir eylem olduğu halde, nesnesinin olmaması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Yani I. cümlecikteki “kitaplar” sözcüğü “vermezdi” eyleminin nesnesi olarak söylenmesi gerekirken söylenmemiştir. Dolayısıyla cümle, “Kitaplarına gözü gibi bakar, kitaplarını kimseye vermezdi.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümlelerde, nesne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Ünlü sanatçı, günlüğüne, İstanbul’a bir sonbahar akşamı gittiğini ve çok beğendiğini yazmış.
Ünlü sanatçı, günlüğüne, İstanbul’a bir sonbahar akşamı gittiğini ve İstanbul’u çok beğendiğini yazmış.
Yapıtlarında yaşama ışık tutan sanatçı, gerçekçi bir yaklaşımla ve yalın bir dille oluşturuyor.
Yapıtlarında yaşama ışık tutan sanatçı, yapıtlarını gerçekçi bir yaklaşımla ve yalın bir dille oluşturuyor.
Çocuk, okuduğu romandan çok etkilendiğini ve bir daha okuyacağını söyledi.
Çocuk, okuduğu romandan çok etkilendiğini ve romanı bir daha okuyacağını söyledi.
Annesinden ayrı kalmaya dayanamaz, bir yere gitse sık sık telefonla arardı.
Annesinden ayrı kalmaya dayanamaz, bir yere gitse onu sık sık telefonla arardı.
Kardeşlerinden uzun süre ayrı kalmış, çok özlemişti.
Kardeşlerinden uzun süre ayrı kalmış, onları çok özlemişti.

4. Tümleç Eksikliği

Sıralı, bağlı ya da bileşik cümlelerde, tümleç alması gereken yüklemlerin; tümleç almamasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

Çevresindeki insanları çok sever, hep yardımcı olurdu.

Bu cümlede, “sever” yükleminin nesnesi olan “Çevresindeki insanları” sözündeki “insanlar” sözcüğü “yardımcı olurdu” yükleminin dolaylı tümleci olarak söylenmesi gerektiği halde söylenmemiştir. Bu durum dolaylı tümleç eksikliğine yol açmıştır. Dolayısıyla bu cümle, “yardımcı olurdu” yüklemine “onlara” ya da “çevresindeki insanlara” dolaylı tümleci getirilerek: “Çevresindeki insanları çok sever, onlara hep yardımcı olurdu.” şeklinde düzeltilmelidir.

Öğrencilerine arkadaşça davranır, çok iyi iletişim kurardı.

Bu cümlede, “davranır” yükleminin dolaylı tümleci olan “Öğrencilerine” sözcüğü “iletişim kurardı” yükleminin ilgeç tümleci olarak söylenmesi gerektiği halde söylenmemiştir. Bu durum ilgeç tümleci eksikliğine yol açmıştır. Dolayısıyla bu cümle, “iletişim kurardı” yüklemine “onlarla” ya da “öğrencileriyle” ilgeç tümleci getirilerek: “Öğrencilerine arkadaşça davranır, onlarla çok iyi iletişim kurardı.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümlelerde, tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Güvenlik nedeniyle yarın akşama kadar bu sokağa giriş ve çıkışlar yasaklanmıştır.
Güvenlik nedeniyle yarın akşama kadar bu sokağa giriş ve bu sokaktan çıkışlar yasaklanmıştır.
Dedem, çocukları çok sevdiği halde, çok yaşlandığı için artık baş edemiyordu.
Dedem, çocukları çok sevdiği halde, çok yaşlandığı için artık onlarla baş edemiyordu.
Kampanyamıza katkılarınızdan dolayı sizi kutluyor ve başarılar diliyorum.
Kampanyamıza katkılarınızdan dolayı sizi kutluyor ve size başarılar diliyorum.

5. Yüklem, Ekeylem ve Eylemsi Eksikliği

Sıralı, bağlı ve bileşik cümlelerde, farklı yüklemlere bağlanması gereken öğelerin; aynı yükleme, ekeyleme, eylemsiye bağlanmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarıdır.

İhtiyar adam, paraya ihtiyacı olduğunu, bizden kendisine yardımcı olmamızı istedi.

Bu cümlede, iki ayrı yargının, (paraya ihtiyacı olduğunu, bizden kendisine yardımcı olmamızı) aynı yükleme (istedi) bağlanması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Dolayısıyla birinci yargıya (paraya ihtiyacı olduğunu) uygun olan yüklem (söyledi) getirilerek cümle, “İhtiyar adam, paraya ihtiyacı olduğunu söyledi, bizden kendisine yardımcı olmamızı istedi.” şeklinde düzeltilmelidir.

Arkadaşlarla önce yemek, ardından çay içtik.

Bu cümlede, iki ayrı öğenin, (yemek, çay) aynı yükleme (içtik) bağlanması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Dolayısıyla birinci öğeye (yemek) uygun olan yüklem (yedik) getirilerek cümle, “Arkadaşlarla önce yemek yedik, ardından çay içtik.” şeklinde düzeltilmelidir.

Yeni aldığımız ev, şehir merkezine çok yakın, üstelik dediğiniz kadar pahalı değildi.

Bu cümlede, iki ayrı yargının, (şehir merkezine çok yakın, dediğiniz kadar pahalı) aynı ekeyleme (değildi) bağlanması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Dolayısıyla birinci yargıya (şehir merkezine çok yakın) uygun olan ekeylem (idi) getirilerek cümle, “Yeni aldığımız ev, şehir merkezine çok yakındı, üstelik dediğiniz kadar pahalı değildi.” şeklinde düzeltilmelidir.

Yarınki sınavdan sonra kimin çalışkan, kimin çalışkan olmadığı ortaya çıkacak.

Bu cümlede, iki ayrı yargının, (kimin çalışkan, kimin çalışkan) aynı eylemsiye (olmadığı) bağlanması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Dolayısıyla birinci yargıya (kimin çalışkan) uygun olan eylemsi (olduğu) getirilerek cümle, “Yarınki sınavdan sonra kimin çalışkan olduğu, kimin çalışkan olmadığı ortaya çıkacak.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümlelerde, yüklem, ekeylem ve eylemsi eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Babaannem, kitap okumayı çok; televizyon seyretmeyi hiç sevmezdi.
Babaannem, kitap okumayı çok severdi; televizyon seyretmeyi hiç sevmezdi.
Yarışmamıza katılmak için birçok seyircimiz televizyonumuza telefon veya mektup gönderdi.
Yarışmamıza katılmak için birçok seyircimiz televizyonumuza telefon etti veya mektup gönderdi.
Bu akşam teyzemler bize, yarın akşam da biz teyzemlere gideceğiz.
Bu akşam teyzemler bize gelecek, yarın akşam da biz teyzemlere gideceğiz.
Biz odada ders çalışıyor, kardeşim de salonda çizgi film seyrediyordu.
Biz odada ders çalışıyorduk, kardeşim de salonda çizgi film seyrediyordu.
Sınavdaki sorular oldukça kolay; fakat verilen süre yeterli değildi.
Sınavdaki sorular oldukça kolaydı: fakat verilen süre yeterli değildi.
Yarınki törende herkes siyah kravat ve beyaz gömlek giymek zorundaymış.
Yarınki törende herkes siyah kravat takmak ve beyaz gömlek giymek zorundaymış.
Dün gece şiddetli fırtına ve yağmur yağdığı için birçok ağaç devrilmiş, yollar kapanmıştı.
Dün gece şiddetli fırtına çıktığı ve yağmur yağdığı için birçok ağaç devrilmiş, yollar kapanmıştı.
Gezi programını, yola çıkmadan önce mi, yoksa sonra mı görüşelim?
Gezi programını, yola çıkmadan önce mi, yoksa çıktıktan sonra mı görüşelim?

6. Tamlama Yanlışlığı

Farklı tamlananlara bağlanması gereken farklı tamlayanların aynı tamlanana bağlanmasından, bir de tamlayanın ya da tamlananın eksik olmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarıdır.

Toplumu oluşturan bireylerin sanat ve kültürel yönden gelişmesinde sanatçının yadsınamaz bir yeri vardır.

Bu cümlede, “sanat” ve “kültürel” tamlayanları “yönden” tamlananına bağlanmıştır, “sanat” sözcüğü ad, “kültürel” sözcüğü sıfat olduğundan, bu sözcüklerin aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Dolayısıyla “sanat” sözcüğünün “yönünden” tamlananına bağlanması gerekmektedir. Cümle, “Toplumu oluşturan bireylerin sanat yönünden ve kültürel yönden gelişmesinde sanatçının yadsınamaz bir yeri vardır.” şeklinde düzeltilmelidir.

İnsan, yoksul insanları koruyup gözetmeli ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalıdır.

Bu cümlede, “yoksul insanları” sözünün “ihtiyaçlarını” sözüyle ilgisi vardır. Çünkü söz konusu “ihtiyaçlar”, “yoksul insanlar”a aittir ve bu aitlik ilgisinin kurulmaması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Dolayısıyla bu ilgi “onların” ya da “yoksul insanların” tamlayanıyla kurularak cümle, “İnsan, yoksul insanları koruyup gözetmeli ve onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalıdır.” şeklinde düzeltilebilir.

Aşağıdaki cümlelerde, tamlama yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozuklukları yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Doğum gününde kardeşime bir hediye aldım, iyi dileklerimi yazdığım kartı üzerine yapıştırdım.
Doğum gününde kardeşime bir hediye aldım, iyi dileklerimi yazdığım kartı hediyenin üzerine yapıştırdım.
Ben daha çok, sanat ve klasik müzik dinlemeyi severim.
Ben daha çok, sanat müziği ve klasik müzik dinlemeyi severim.
Bir yapıt, öncelikle okur kitlesinin belirlenmesi ve ona göre oluşturulması gerekir.
Bir yapıtın, öncelikle okur kitlesinin belirlenmesi ve ona göre oluşturulması gerekir.

7. Ek Yanlışlığı

Cümlede eklerin yanlış ya da gereksiz kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

İnsanların, yaşamda karşılaştıkları sıkıntılarla göğüs germeleri, gelecekleri için önem taşımaktadır.

Bu cümlede “sıkıntılarla” sözcüğündeki “-le (ile)” yanlış kullanıldığından anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Çünkü “göğüs germe” eylemi bir şeye karşı yapıldığından, “sıkıntılar” sözcüğüne “-le (ile)” eki değil, yaklaşma durumu eki (-e) getirilerek cümle; “İnsanların, yaşamda karşılaştıkları sıkıntılara göğüs germeleri, gelecekleri için önem taşımaktadır.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümlelerde, ek yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozuklukları yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Bu programla, öğrencilerin sınava daha iyi bir biçimde hazırlanacağını sağlayacağız.
Bu programla, öğrencilerin sınava daha iyi bir biçimde hazırlanmasını sağlayacağız.
Su sıkıntısının nedeni, suyun bilinçli tüketilmemesindendir.
Su sıkıntısının nedeni, suyun bilinçli tüketilmemesidir.
Dün bu konuyla ilgili pek çok sorular çözdüm.
Dün bu konuyla ilgili pek çok soru çözdüm.
Bu akşamki seyrettiğimiz filmi hiç beğenmedim.
Bu akşam seyrettiğimiz filmi hiç beğenmedim.
Romanın, birbirini sevmiş ancak bir türlü birbirine kavuşamamış iki âşığın yaşamını dile getiriyor.
Roman, birbirini sevmiş ancak bir türlü birbirine kavuşamamış iki âşığın yaşamını dile getiriyor.
Ne zaman yağmur yağsa içime bir ferahlık kaplıyor adeta.
Ne zaman yağmur yağsa içimi bir ferahlık kaplıyor adeta.
Hafta sonu, bizi işyerindeki arkadaşlarına tanıştırdı.
Hafta sonu, bizi işyerindeki arkadaşlarıyla tanıştırdı.
Bakkaldan biraz kahvaltılık malzemesi alalım.
Bakkaldan biraz kahvaltı malzemesi alalım.

8. Çatı Uyuşmazlığı

Bileşik cümlelerde temel cümlenin yükleminin etken olup yan cümlecikteki eylemsinin etken olmamasından ya da temel cümlenin yükleminin edilgen olup yan cümlecikteki eylemsinin edilgen olmamasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

Öğle yemeği yedikten sonra toplantı için salona geçildi.
                      etken                                              edilgen

Bu cümlede, yan cümledeki eylemsinin (yedikten) etken temel cümlenin yükleminin (geçildi) edilgen bir eylem olması, anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Bu nedenle söz konusu yüklem ve eylemsi ya etken ya da edilgen yapılarak ortadaki çatı uyuşmazlığı kaldırılmalıdır. Yani bu cümle iki şekilde düzeltilebilir:

Öğle yemeği yendikten sonra toplantı için salona geçildi.
                      edilgen                                            edilgen
 
Öğle yemeği yedikten sonra toplantı için salona geçtik.
                      etken                                              etken

Aşağıdaki cümlelerde, çatı uyuşmazlığından kaynaklanan anlatım bozuklukları yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Derslerinize düzenli bir şekilde çalışılıp istediğiniz üniversiteyi kazanabilirsiniz.
Derslerinize düzenli bir şekilde çalışıp istediğiniz üniversiteyi kazanabilirsiniz.
Yol kenarlarına atılan çöpler görevlilerce toplandıktan sonra kamyona doldurulup çöplüğe döktüler.
Yol kenarlarına atılan çöpler görevlilerce toplandıktan sonra kamyona doldurulup çöplüğe döküldü.
Birçok önlem aldıysak da bazı bölgelerimizde erozyonun önüne bir türlü geçilemedi.
Birçok önlem alındıysa da bazı bölgelerimizde erozyonun önüne bir türlü geçilemedi.
Bu iş bitirilince vakit kaybedilmeden hemen öteki işe başlamalısınız.
Bu iş bitirilince vakit kaybedilmeden hemen öteki işe başlanmalı.

Anlatım Bozuklukları Çözümlü Örnekler İçin Tıklayın!

Exit mobile version