YGS Dil ve Anlatım Deneme Sınavı-1

1. Oktay Akbal, duygularda derine inen, derinlerine inilebilecek duygular arayan, hayalle hakikat arasındaki belirsiz hudutlarda dolaşmayı seven bir sanatçıdır.

Yukarıdaki cümlede geçen "hayalle hakikat arasındaki belirsiz hudutlarda dolaşmak" sözünün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?

A) Oktay Akbal, son dönem eserlerinde yeni biçimlere yer veren bir sanatçıdır.

B) Oktay Akbal, bir yönüyle gerçek diğer yönüyle gerçek olmayacak konularda eserler ortaya koymaktadır.

C) Oktay Akbal, son dönem eserlerinde, gerçeği kovmuş ve fantastik bir öykü oluşturmuş.

D) Oktay Akbal, toplum yaşamını en ince ayrıntılarıyla kaleme almayı bilmiş bir sanatçıydı.

E) Oktay Akbal'da sanatın başladığı ve bittiği yeri seçebilmek, her okuyucunun yapabileceği bir şey değildir.

 

2. O, bir dönem öğretmenlik yaptı. Daha sonra çeşitli kurumlarda yöneticilik görevlerinde bulundu. Ama yine de hiç kopmadı şiirden. Çünkü ona göre şiirle merhabasını kesmiş olanlar güzelliklere arkasını çevirmiş olanlardır.

Bu parçadaki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?

A) Uzun yıllar çeşitli sebeplerden dolayı ne şiir yazdı ne de şiir kitaplarını takip etti.

B) Edebiyata gözünü açan kişi, edebiyatın kendisiyle başladığını sanır.

C) Yahya Kemal gazelleriyle Divan şiirinin son şairi değil, günümüzün ilk şairidir.

D) Ataç'ın ne yapıtından aldığım tadı yitireceğimi sanıyorum ne de düşüncesiyle çelişkiye düşeceğimi.

E) Her yeniliğe, ne olursa olsun, büyük bir umutla sarılıp sonra da onu pek çabuk eskitiyoruz.

 

3. Şiirin yeni boyutlar, yeni tatlar oluşturması gündelik yaşamla göbek bağını koparmamasına bağlıdır, insanoğlunu; kini, öfkesi, acısı, umudu ve sevgisiyle kavramasına bağlıdır. Böyle olmaz da yaşamdan insandan koparsa, şiir çoraklaşır kendiliğinden.

Bu parçada geçen "gündelik yaşamla göbek bağını koparmak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Toplumsal sorunları ele almak

B) İnsana yeni açılımlar sağlamak

C) Sıradan insanın yaşamına yön vermek

D) Günlük yaşamla ilişkisini kesmek

E) Okuyucunun düşünce dünyasına seslenmek

 

4. Bence sanat hakkında iddiasız, tartışmasız fikirlere sahip olmak iyidir. Sanat, su gibi bulunduğu kabın şeklini alır. Herkesin kendine göre sanatı sezişi ne ise, sanat odur.

Parçada geçen "Sanat, su gibi bulunduğu kabın şeklini alır." cümlesiyle sanatla ilgili olarak anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatın insanlara yol göstermesi

B) İnsanların, varlıklarını sanat yoluyla ortaya koyması

C) Sanatın, insanı bulunduğu yerden farklı bir yere taşıması

D) Sanat yoluyla insanların ortak bir değer oluşturması

E) İnsanların bilgisi doğrultusunda sanatı algılayışı

 

5. Aşağıdaki açıklamalardan hangisi, karşısında verilen deyime uygun değildir?

A) Yaptığına yapacağına pişman olmak: Fitil fitil burnundan gelmek.

B) Ara bozmak, insanları birbirine düşürmek: Fitne sokmak.

C) Daha aşağı bir fiyat teklif etmek, fiyatı indirmek: Fiyatları dondurmak.

D) Hazırlıksız yakalamak, zor duruma düşürmek: Gafil avlamak.

E) Coşmak, hiddetlenmek: Galeyana gelmek.

 

6. Gıpta etmek, bir güçsüzlüğün, yetersizliğin ifadesidir. Güçlü insan gıpta etmez, gıpta ettiği şeylere —- O gıpta ettiğim dostlarım, kentlerdeki yaşamlarının anlamsızlığının farkına varıp günün birinde cesur bir karar alabildiler.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) karar verebilir.

B) uzaktan bakmayı yeğler.

C) kendini alıştırır.

D) ulaşmak için olanaklar yaratır.

E) ulaşmak için bir çalışma da yapmaz.

 

7. (I) Seçmenlerinizi kazanmak için konuşacaksınız. (II) Parti içinde yükselmek için konuşacaksınız. (III) Kamuoyunu kendinize çevirmek, halk kitlelerini kazanmak için konuşacaksınız. (IV) Gazetecilere şirin görünmek için konuşacaksınız. (V) O partinin bir milletvekili olduğunuz için konuşacaksınız.

Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir "amaç" anlamı yoktur?

A) I.             B) II.             C) III.            D) IV.            E) V.

 

8. (I) Romanın hayata tutulmuş bir ayna olduğu çok yaygındır. (II) Bu, hayatın romanda anlatılması demektir. (III) Anlatma dil ile olur. (IV) Romanın bir gereği de hayatın ayrıntısıdır. (V) Hayatın ayrıntılı bir şekilde verilmesi gerekir romanda.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri aynı anlamı içermektedir?

A) I. ile III.   B) II. ile III.   C) IV. ile V.   D) III. ile IV.   E) III. ile V.

 

9. (I) "Rüyada Gezdiğim Ev" hikâyesinde de sevgiliye duyulan özlem anlatılmaktadır. (II) Hikâyenin kahramanı, bütün iç ve dış özellikleriyle anlatılmıştır. (III) Kahraman, sekiz sene evvel gönlünü kaptırdığı sevgilisinin oturduğu evin sokağında dolaşır. (IV) Kendisine yüz vermeyen sevgilisiyle hep rüyalarında buluşur. (V) O güne kadar sadece rüyalarında gördüğü sevgilisinin evini çok merak etmektedir. (VI) Sokaktan geçerken, rüyalarında gördüğü sevgilisinin evinin kiralık olduğunu görür ve evi tutmak ister. Fakat kahramanın bu isteği gerçekleşmez, çünkü ertesi gün evi bir başkası tutar.

Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi, hikâyelerin içeriğiyle ilgili değildir?

A) I.             B) II.             C) III.            D) IV.            E) V.

 

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "düşünülenle gerçeğin örtüşmediği" vurgulanmıştır?

A) Onu ilk gördüğümde, soğuk gibi gelmişti ama sonradan en yakın dostum oldu.

B) Tevfik Bey çocuk sevmezdi; onun için de çocukluğumda bana pek az yüz vermişti.

C) Basit işlerden bile anladığı yok, aldığı işi yüzüne gözüne bulaştırıyor.

D) Komşularını yanıltmamış, sınıfını geçemeyerek ailesinin yüzünü kara çıkarmıştı.

E) Çocuğu o perişan haliyle her gördüğümde yüreğim sızlıyordu.

 

11. Levni, 18. yüzyıl başlarında kendini göstermeye başlayan yeni eğilimlerin, yeni yönelimlerin sanatsal uzantısıdır. Levni'nin kişiliği ve sanatsal yeteneğiyle dönemin özel koşulları, birbirini karşılıklı olarak etkilemiş. Osmanlı sanatında yeni bir betimleme anlayışına yol açmıştır. Ancak Levni, hiçbir zaman bilinçli olarak Batı sanatını taklit etmemiş —- Bu canlandırma, dönemin beğenisini ve sanatçının görgüsünü yansıtır biçimde kendini göstermiştir.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) tam aksine Osmanlı resim sanatını canlandırmaya çalışmıştır.

B) Batı sanatına yeni motifler kazandırmaya çalışmıştır.

C) Osmanlı sanatında Batı sanatını canlandırmaya çalışmıştır.

D) farkında olmadan Batı sanatından etkilenmiştir.

E) bilinçli olarak Batı sanatına karşı çıkmıştır.

 

12. İnsan kişiliğini yapan etkenlerden biri de, onun —- Oysa, genellikle bunun tersi olmaktadır. Kendi kafasıyla düşünmeyi bir yana bırakalım, çoğu, başkasının kafasının hizmetçisi olmayı erdemlilik saymaktadır. İnsanı insanlığından uzaklaştıran bir tutumun erdemlilik sayılması ise önemli çelişkilerden biridir.

Yukarıdaki parçada, parçanın anlam bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda, boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) başkalarının bulduğu güzellikleri kabul etmesidir.

B) başkasının kafasıyla düşünmesidir.

C) başkalarının aklına uymasıdır.

D) kendi kafasıyla düşünememesidir.

E) kendi kafasıyla düşünmesidir.

 

13. O anda, hiçbiri bu cinayetin sonuçlarını tahmin edememişti. İttihatçıların aleyhine çok sert yazılar yazan bu genç yazarın ölümüne bazıları açıkça, bazıları gizlice sevinmişti. Enver Bey bu cinayete hiç şaşırmamıştı —-

Yukarıdaki parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir?

A) haberi yokmuş gibiydi.

B) olayı duymamış gibiydi.

C) sanki işleneceğini biliyor gibiydi.

D) çok soğukkanlı karşılamıştı.

E) ilk defa duyuyor gibiydi.

 

14. Bunlar gençlerin pek hoşuna gitmediyse, oturup biraz düşünmelerinde büyük yarar var. Tabii, eğer öykü yazmak, Türk öykücülüğüne katkıda bulunmak istiyorlarsa… Günümüzün öykücüleri arasında bu eleştirilerin dışında tutulması gereken, birikimli, yetkin, ilerde çok daha özgün öyküler yazacak olanlar da var; ama genele baktığımızda durum pek iç açıcı değil.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A) Eleştirmenler niçin pek sevilmiyor?

B) Öykücülüğümüzün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

C) Şiir gibi, öykü de ölüyor mu?

D) Genç öykücülere dönük bu eleştirileriniz biraz sert değil mi?

E) Sizce genç öykücüler ürünlerini kalıcı kılmak için nelere dikkat etmelidir?

 

15. Şair evrensel bir insandır. Bir insanın yüreğini kabartan bütün duygular; insan doğasının her koşul içinde duyduğu ve ortaya koyabildiği bütün şeyler, ölümlü bir insanoğlu gönlünde yer etmiş olan ve oluşup duran bütün izlenimler onun alanıdır. Bundan ötürü şair basitliği de, üstün duyguları da anlatır. Trajediler ya da komediler yazar. Yatkınlığına ya da ruhsal durumuna göre soylu ya da bayağı duyguları dile getirebilir. Çünkü şair —-

Yukarıdaki parça anlam bütünlüğünün sağlanabilmesi için aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanmalıdır?

A) insanların duygularına canlı bir anlatım kazandırmak için şiir yazmayı seçmiştir.

B) insanlığın aynasıdır ve insanlığın ne hissettiğini aslına uygun bir biçimde gösterir insanlığa.

C) lirik şiirle insanlığın en iç varlığını anlatmaya çalışır.

D) şiirlerinde kendi duygu ve düşüncelerini, yaşadıklarını anlatmak zorundadır.

E) sadece belli bir ahlak çerçevesinde, soylu duygularla insanlığı anlatan kişidir. 

 

16. Chenier bilimle şiiri birleştirmek istiyordu. Bu amaçla dünyanın ve insanın yaradılışını konu alan bir "Hermes"; dünya coğrafyasını ve tarihini kapsayan bir "Amerique" yazmak istiyordu. Tiyatro sevdalısıydı. Yunan tiyatrosuyla Shakespeare tiyatrosunu bütünleyecek bir tragedya, Aristophanes geleneğine uygun bir komedya yaratmak düşlerinin bir parçasıydı. Tüm bunlar 32 yıllık bir ömre sığabilir miydi?

Yukarıdaki paragrafta anlatılan kişinin en temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dünyanın ve insanın yaradılışını konu alan bir eser yazmak istemesi

B) Büyük eserler yazmayı düşünmesi ama bunları gerçekleştirememesi

C) Eski Yunan tiyatrosuyla Shakespeare tiyatrosundan hareketle tragedya yazmak istemesi

D) Aristophanes geleneğine uyarak bir komedya yazmak istemesi

E) Şiirle bilimi birleştirmek gibi bir düşüncesinin olması

 

17. Eskiden ağaç dikimini ömrü fidanların, ağaçların içinde geçmiş yaşlı başlı kişiler yapardı. Diktikleri ağacın tutması onlar için bir onur meselesiydi. Bunun için dikim sırasında bütün yeteneklerini, bilgi birikimini kullanır; dikimden sonra da fidanın gerektirdiği bakımı yapardı. Şimdi ağaç dikmek, çiklet çiğnemek gibi oldu. Herkes, elinde fidan, dikimle uğraşıyor. Yurt içinden veya dışından milyonlar ödenerek alınan fidanlar çamur çukurlarına gömülüyor, yok ediliyor.

Bu parçada yazarın asıl yakındığı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ağaçlandırma için uygun alanların belirlenmemesi

B) Ağaç dikim işinin belli kişilere bırakılması

C) Yaşlıların günümüzde ağaç dikimiyle uğraşmaması

D) Fidanların korunması için gerekli önlemlerin alınmaması

E) Ağaçlandırma çalışmalarının günümüzde bilinçli yapılmaması 

 

18. Düşünce işleriyle uğraşan bir kişinin önce dile önem vermemesini anlayamıyorum. Dilini işlemeyen kişi, düşüncesini de işlemiyor demektir. Çalgısını düzenlemeden çalmaya kalkan çalgıcı neyse, dilini düzenlemeden yazmaya kalkan düşünür de odur. Söyledikleri karmakarışık bir gürültü olmaktan ileri gidemez. Çünkü gelişigüzel yazan, gelişigüzel düşünür.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Düşünce adamlarının dilin gelişmesine katkıda bulunduğu

B) Plânlı çalışmayanların yeni düşünceler ortaya koyamayacağı

C) Düşünürlerin öncelikle dillerini düzeltmeleri gerektiği

D) Düşünürlerin dil üzerinde yeterince yoğunlaşmadığı

E) Her düşünürün aynı zamanda bir dil bilgini olduğu

 

19. Genç bir edebiyat heveslisi geçen gün bana gelip, çiziktirdiği birkaç yazıyı gösterdi. Bana "Sanatımla, hayatımı kazanabilir miyim?" dedi. Üzüldüm doğrusu, çünkü söylediklerim acıydı: Türkiye'de sanat, sahibine kazanç sağlamıyor; onu yüceltmiyor. Aksine elinizde birkaç kuruşunuz varsa sanata bağlandıktan sonra, onu kaybediyor; ortalıkta kalıyorsunuz. Sanat adamları ikinci bir iş yapmazlarsa nefesleri açlıktan kokacak nerdeyse.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatın ülkemizde bir geçim kaynağı olmadığı

B) Sanatı çıkar için kullananların sanatçı sayılmayacağı

C) Gençleri sanat çalışmalarına yönlendirmemek gerektiği

D) Gençlerin üstün eserler ortaya koyamadıkları

E) Sanatçıların sanatı gerektiği kadar önemsemedikleri

 

20. İnsanı başka varlıklardan ayıran özelliklerin başında onun yaratıcılık yeteneği gelir. Bu yaratıcı yeteneği her alanda, yaşamının her aşamasında kullanan insan, hayvanları evcilleştirmiş, toprağı ekip biçmiş, evler kurup yerleşik yaşama geçmiş. Daha rahat yaşamak için çeşitli yöntemler ve araçlar geliştirmiş. Örneğin avladığı hayvanların derilerinden ya da bazı sebzelerin dış kabuklarından besinleri içine koyabileceği kaplar yapmış. Bütün bunlar insanı diğer canlılardan ayıran özelliklerdir.

Yukarıdaki paragrafta vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanın, daha rahat yaşamak için çeşitli araçlar geliştirdiği

B) İnsanın yeteneklerini yaşamının her alanında kullanması gerektiği

C) İnsanın, yaşamını kolaylaştırmak için yerleşik hayata geçtiği

D) İnsanların yaratıcılık yeteneğinin onu diğer varlıklardan ayırdığı

E) İnsanların her dönemde farklı faaliyetlerde bulunduğu

 

21. Tanzimat öncesi edebiyatımızda biyografilere rastlamıyoruz. Destansal ve tarihsel nitelikteki yapıtlar, dönemin önemli kişileri üzerine biyografik bilgileri içermekle birlikte, bu türün kapsamına uygun düzeyde değildir. Dönemin şairleri üzerine yazılmış olan, kısa biyografik bilgileri içeren tezkireler ise sistematik nitelik taşımazlar.

Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Tanzimat öncesinde biyografik eserlere rastlanmadığına.

B) Tanzimat öncesinde yazılan destansal ve tarihsel nitelikteki eserlerde biyografik bilgilere yer verildiğine

C) Tanzimat öncesi yazılan eserlerdeki biyografik bilgilerin bu türü kapsayacak düzeyde olmadığına

D) Tanzimat’tan sonra yazılan biyografik eserlerin çok başarılı olduğuna

E) Dönemin şairlerini tanıtan tezkirelerin sistematik olmadığına

 

22. Türk edebiyatında roman türü 19. yüzyılın ortalarında görülür. Tarih, efsane, masal, halk hikâyeleri gibi geleneksel anlatı türlerimizden ayrı, yeni bir tür olarak ortaya çıkmıştır. Bu türün asıl vatanı Avrupa'dır. Edebiyatımızda köklü bir geleneği yoktur. Türk romancılığı çeviri ve taklitle işe başlamış ve uzun süre Avrupa'yı örnek almıştır.

Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Türk edebiyatında romanın geleneksel anlatı türlerimizden farklı yeni bir tür olduğu.

B) Romanın edebiyatımızda efsane, masal gibi geleneksel anlatı türlerimizin devamı olarak geliştiği.

C) Türk edebiyatında 19. yüzyıldan önce roman türünün bulunmadığı.

D) Asıl vatanı Avrupa olan roman türünün edebiyatımızda köklü bir geçmişe sahip olmadığı.

E) Türk romancılığının çeviri ve taklitle işe başladığı ve Avrupa'yı örnek aldığı.

 

23. Ben edebiyatı kendine dert edinmiş bir adamım. Gece gündüz edebiyat düşünürüm. Sevdiğim bir şiiri tanıdıklarıma okumadığım yahut bir edebiyat sorunu üzerine tartışmaya girişmediğim günler yaşadım saymam kendimi.

Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?

A) Yaşamında edebiyatın çok önemli yeri olan.

B) Edebiyatsız geçen günlerini yaşanmamış sayan.

C) Yaşamında edebiyatı amaç edinen.

D) Her anını edebiyatı düşünerek geçiren.

E) Geçimini edebiyattan sağlayan.

 

24. Okumak haz duymaya, zihnimizi süslemeye ve yetkimizi artırmaya yarar. Haz duyurmak hususundaki faydası, insan bir köşeye çekilip tek başına kaldığı zaman kendini gösterir. Zihnimizi süslemesinin, konuşurken yetkimizi artırmasının da bir iş hakkında hüküm verirken, o işi başarırken faydası dokunur. Tecrübeli kişiler bazı işler yapar, onlar hakkında hüküm verebilirse de, meseleyi her bakımdan göz önünde tutan öğütler vermek, planlar yapmak bilhassa bilgi sahibi kişilerin elinden gelir.

Yukarıdaki parçada aşağıdaki düşüncelerden hangisine yer verilmemiştir?

A) Okuma uygun ortamlarda ve zamanlarda gerçekleştirilirse insana fayda sağlar.

B) Okumanın tadı, tek başına kitap okunduğunda anlaşılır.

C) Okumak insanın zihnini süsler ve olaylar hakkında hüküm verebilmesini sağlar.

D) Bir işte başarılı olmanın okumayla bağlantısı vardır.

E) Bir konu hakkında öğüt vermek ve plan yapmak için sadece tecrübe yeterli değildir.

 

25. (I)Geçmiş zamanın mirası, onlara dayanak oluyordu ama (II)o zaman gençtiler. Hayat (III)bazı bakımlardan daha zordu. Adam (IV)uzak bir kentten geliyordu. Babası (V)yeni ölmüştü.

Numaralanmış sözcüklerden hangisi tür bakımından diğerlerinden farklıdır?

A) I.             B) II.             C) III.            D) IV.            E) V.

 

26. Bir akşamüstü, Erenkuş'a doğru yürüyünüz ve elektrik santralinin taraçasına inerek, iki yanınızda gür çağlayanları, körfezi ve Akdağ'ı seyrediniz.

Yukarıdaki cümle ve onu oluşturan sözcükler için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Zincirleme ad tamlamasına yer verilmiştir.

B) "gür çağlayanları" bir sıfat tamlamasıdır.

C) "akşamüstü" sıfat tamlaması biçiminde oluşmuş bir birleşik sözcüktür.

D) Yüklem bir birleşik eylemdir.

E) Birden çok birleşik sözcüğe yer verilmiştir.

 

27. Kapının dışındaki güzel, küçük bir meydanlıktan görünen Heybeli’nin plajı bir kocaman vapur hâliyle ışıklarını yakmış uzaklaşıyor, gidiyordu.

Bu cümleyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) Belirtili isim tamlaması, yapım eki alarak sıfat olarak kullanılmıştır.

B) Hem niteleme hem belirtme sıfatı almış adlar vardır.

C) Zincirleme ad tamlaması vardır.

D) Bir özel ad sıfat fille nitelenmiştir.

E) Üç tane çekimli eylem vardır.

 

28. Köylüler çalıştıkları bahçelerden birinde bizi konuk etmek isteyince arkadaşlarımız, bu daveti seve seve kabul etti.

Bu cümlenin öğelerinin sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) Zarf tümleci – dolaylı tümleç – özne – yüklem

B) Zarf tümleci – özne – belirtili nesne – zarf tümleci -yüklem

C) Özne – belirtili nesne – zarf tümleci – yüklem

D) Özne – zarf tümleci – zarf tümleci – yüklem

E) Dolaylı tümleç – belirtili nesne – zarf tümleci –yüklem

 

29. Çiçeklerin en güzel zamanında yere yüzükoyun uzanıyorum.

Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Belgisiz sıfat

B) Azlık-çokluk belirteci

C) Niteleme sıfatı

D) Belirtili ad tamlaması

E) Bileşik yapılı belirteç

 

30. Süreksiz sert ünsüzlerle (p, ç, t, k) biten sözcükler ünlü ile başlayan ek aldıklarında ünsüz değişimi (yumuşama) olur.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala aykırı bir sözcük kullanılmıştır?

A) Bir kez doğan bir daha ölmez inancım bu.

B) Bu gerçeği bilişimdendir baş eğişim.

C) Varlık sebebim, gerçek yaşama sevincimsin

D) Seçtim hürriyeti kaderimi zorlayarak

E) Aşk dedim, kendimi buldum kendim.

 

31. Yer adlarına ilk isimden sonra gelen “deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb.” tür bildiren isimler büyük harfle başlar.

Yukarıdaki kurala göre, aşağıdaki cümlelerde altı çizili bölümlerden hangisinin yazımı yanlıştır?

A) Aral Gölü, dünyanın en derin göllerinden biridir.

B) Haymana Ovası, Ankara ile Konya arasında

C) Yunanistan’la aramızdaki sınır Meriç Nehri’dir.

D) Türkiye’nin en büyük gölü Van Gölü’dür.

E) Erciyes dağı, Kayseri il sınırlan içinde yer almaktadır.

 

32. Dağlar ( ) taşlar ( ) akarsular çağlar boyu insanların kalplerinin derinliklerinde sakladığı gizli bir arzuyu anlatır (  ) Edebiyat arzusunu (  )

Yukarıdaki parçada parantezle gösterilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi getirilmelidir?

A) (,) (,) (.) (…)          

B) (,) (,) (:) (.)                

C) (,) (;) (:) (…)

D) (,) (,) (.) (.)          

E) (;) (;) (;) (.)

 

33. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgül (,) diğerlerinden farklı bir amaçla kullanılmıştır?

A) Herhangi bir çalışmada daha fazla verim almak için bulunan tedbirler, insanoğlunun çok eski bir keşfidir.

B) Metotlu çalışmanın belirli disiplinlerle sistematize edilmesi, bilim felsefesinin ilgi alanına girer.

C) Yüksek verimin alındığı yollar ve usuller, metot kavramının temel işlevini gösterir.

D) Bazı kaynaklar, metodun edebi metinlerde nasıl uygulanacağı araştırıcıya bırakmıştır.

E) Kaynaklarda birbirini doğrulayan bilgiler olduğu gibi, birbiriyle tezat oluşturan bilgiler de vardır. 

 

 

34. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Her şey aile ocağından çıkar ve yine ona döner.

B) Biri sizi bir kez aldatırsa, suç onundur.

C) Namuslu birisini aldatmak kadar kolay bir şey yok-tur.

D) Akıl, her şeyi olduğu gibi görme yetişidir.

E) İlk gördüğümüzde korktuğumuz birçok şeyler vardır ki, zamanla alışırız.

 

35. (I) Tanzimat'la birlikte Osmanlı yazarları kendi eserlerini Batı'dakilerle karşılaştırmaya başladılar. (II) Bu aksaklık, yazarlarımızın hayatı görme kudretinden yoksun olmalarından kaynaklanıyordu. (III) Bu kendinden üstün olan ile yüz yüze gelme anıydı. (IV) Yapılan karşılaştırmalar aradaki mesafenin aşılamayacak kadar büyük olduğunu gösteriyordu. (V) Taklit o zaman devreye girdi. (VI) Bu yüzden ilk kuşak yazarlarımız Batı medeniyetinin taklitçisi idiler.

Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi paragrafın anlam akışını bozmaktadır?

A) II.             B) III.            C) IV.           D) V.           E) VI.

 

36. (I) Şifalı bitkilerde en sağlıklı sonuçlar genellikle taze toplanmış otlardan sağlanır. (II) Bu nokta özellikle ağır hastalıkların üstesinden gelinmesi için çok önemlidir. (III) Kurutulan çiçekler için en elverişli zaman çiçek açma dönemidir. (IV) Yapraklar için çiçek açmadan ve açtıkları dönem uygundur. (V) Kökler ise baharda ya da güzde çıkarılmalıdır. (VI) Meyveleri ise olgunlaştıkları devrede toplamak gerekir.

Yukarıdaki parça iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf kaçına cümleyle başlar?

A) II.             B) III.            C) IV.           D) V.           E) VI.

 

37. (I) Öykülerimi çok uzun zamanda yazıyorum. (II) Bir söz, bir his, bir durum, bir atmosfer, bir fikir, bir insan, bir olay… (III) Bütün bunlardan beni yazmaya itecek bir unsur yakaladığım zaman onu kurmaya başlıyorum. (IV) Yazacağım öyküyü uzun zaman kafamda taşıyorum. (V) Genellikle ben bir şey bulmuyorum, bir şey bana kendini yazdırıyor. (VI) Bazen öylesine söylenivermiş bir cümle bir öykü yazmama sebep oluyor.

Yukarıdaki parçada anlam akışına göre "Ama kafamda yazdığımı zannettiğim şeyle, gerçekte yazmış olduğum şey şimdiye kadar birbirini hiç tutmadı." cümlesi, numaralanmış cümlelerden hangisinden sonra getirilmelidir?

A) II.             B) III.            C) IV.           D) V.           E) VI.

 

38. Günlükler daha çok içe dönüktür. Yazarın kişisel yanlarını, kişiliğinin kıvrımlarını içerir. Anılar ise dışa dönüktür. Yazar kendini anlatırken başkalarıyla ilişkilerine, onlarla yaşadıklarına da yer verir. Sınırlar ilişkide olduğu, bir şeyler paylaştığı insan sayısına göre genişler. Günlüklerde ben merkezli değerlendirmeler yer alır.

Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisine başvurulmuştur?

A) Öykülemeye                               

B) Tartışmaya

C) Betimlemeye                              

D) Karşılaştırmaya

E) Açıklamaya

 

39. Sokaktan bir asfalt delme makinesinin dayanılmaz gürültüsü geliyor. Matkabının asfaltı parçaladığı gibi, gürültüsü de sabırlı sessizliği paramparça ediyor. Her şey hızla değişiyorken yeni durumlara iyi kötü ayak uydurmaya çalışıyor olsam da biraz geride kalıyorum. Hayata karşı gerektiği kadar tutumlu davranamadığını!, bir zaman karar kılıp bir yere ait olmadığımı, giriştiğim işlerin sonunu önceden hesaplama yetimin pek gelişmemiş olduğunu ve önceliklerimin değişip durduğunu biliyorum.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Duyguları yansıtma

B) Benzetmeye başvurma

C) İşitsel öğelerden yararlanma

D) Kişileştirmeden yararlanma

E) Örneklerden yararlanma

 

40. Gök gürültüleri ve şimşek aydınlıklarıyla bölünmüş bir rüyanın hafifliğiyle işiyor yüzün. Sabah, bir masal gibi sarıyor eşyayı. Güneş saçlarını donuk, üşengeç sisler ardında gezdiriyor. Bu masalın içinden, içli bir şarkı gibi sesleniyor yüzün. İstanbul, Çamlıca'da, Sarayburnu'nda ve Boğaz'ın kendi masalına âşinâ sırtlarında kanayan güneşin utangaç ışıklarıyla konuşuyor. Güz çiçekleri gibi, ince ve soylu hüzünlerle, mutlu yalnızlıklarla besleniyor yaşama sevincin.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?

A) İşitsel ve görsel öğelere

B) Kişisel duygu ve düşüncelere

C) Düşünceleri kanıtlayıcı örneklere

D) Karşıt kavramlardan yararlanmaya

E) Kişileştirme (teşhis) sanatına

 

CEVAP ANAHTARI

1-B  2-A  3-D  4-E  5-C  6-D  7-E  8-C  9-B  10-A  11-A  12-E  13-C  14-D  15-B  16-B  17-E  18-C  19-A  20-D  21-D  22-B  23-E  24-A  25-E  26-C  27-C  28-B  29-A  30-D  31-E  32-B  33-E  34-E  35-A  36-B  37-C  38-D  39-E  40-C

YGS Türkçe Deneme Sınavı-1 İndir!

21 Yorum Var: “YGS Dil ve Anlatım Deneme Sınavı-1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir