Paragrafta Ana Düşünce Test-22

1. Gençlerle konuşmayı eskiden severdim. Günden güne tat almaz oluyorum onların konuşmalarından. Bakıyorum da çoğu bir örnek; bir farklılık, bir çeşitlilik yok dediklerinde. Birini dinle, binini dinlemiş gibi oluyorsun. Kendi kendilerine düşünmüyorlar da çevreden topladıkları fikirlerle iri lakırdılarla yetiniyorlar, yüksek sesle konuştular mı büyük bir iş görmüş gibi seviniyor, övünüyorlar.

Bu parçada yazar, gençlerle ilgili neden yakınmaktadır?

A) Düşüncelerini yüksek sesle dile getirmelerinden

B) Yalnızca belli konularda kendilerini geliştirmiş olmalarından

C) Kendilerine özgü düşüncelerinin olmayışından

D) Konuşmalarının ilgisini çekmemesinden

E) Yaşam deneyimlerinin olmamasından

 

2. Okurların ve tiyatro izleyenlerin çoğu ancak kendi düşüncelerine uygun, kendilerinin de uydurabilecekleri yapıtları seviyorlar. Kişilerden biri bir söz söyledi mi: “Yazarın yerinde ben olsam, o kişiye ben de bunu söyletirdim.” diyebilmeyi istiyorlar. Bir yapıtı beğenmeleri kendi kendilerini beğenmekten başka bir şey değil. Kendi düşünemeyecekleri bir söz, bir olay oldu mu kızıyorlar, onun için de beğenmiyorlar. Yazarın kendilerinden başka bir düşüncede olmasına katlanamıyorlar.

Bu parçada sözü edilen okur ve izleyiciler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Okudukları ya da izledikleri yapıtın kendi düşüncelerine uygun olmasını isterler.

B) Bir yapıtın eğlendirici ve ilgi çekici olmasına önem verirler.

C) Yapıtın yalın bir dille yazılmış olmasına dikkat ederler.

D) Tanıdıkları sanatçıların yapıtlarına ilgi gösterirler.

E) Kendilerinde toplumsallığı ön planda tutarlar.

 

3. Yahya Kemal, geniş okur topluluğunca benimsenmiş sevilmiştir. En çok da yeni ozanlarımızı göz önünde tutarak diyebiliriz ki, etkisini edebiyatseverler azınlığının sınırları dışına taşımış, kalabalıklara doğru götürmüştür. Bakarsınız, şiirle alışverişi olmayan bir kişi de sözünü eder onun, bir dizesini okuyuverir. Onun bir özelliği de eski şiirimizi sürdürmesi yaşatmasıdır.

Parçada Y. Kemal’le ilgili olarak özellikle aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?

A) Eski şiirimizden kopmadığı ve onu yaşatmaya çalıştığı

B) Şiirlerinde halkı yakından ilgilendiren konulara yer verdiği

C) Dilinin anlaşılır olması nedeniyle geniş bir okuyucu kitlesinin olduğu

D) Eski şiiri bugünün okurlarına sevdirdiği

E) Şiirlerine toplumun her kesiminden insanın ilgi duyduğu

 

4. Gene gezmek istedi canım. Adana’ya gidiyorum. Bir işim olduğundan değil, salt dolaşmak için; bir iki arkadaşı, dostu görmek için. içimde gezmek isteği uyandı mı haydi Çukurova; kör değneğini bellemiş gibi hep oraya giderim. Aslında Samsun’u, Trabzon’u; Zonguldak’ı görmek isterim; gene de yolculuk dendi mi Çukurova’yı boylarım. Çukurova da gezilecek yerdir doğrusu. Ağaçlarıyla, taşlarıyla güler sanki kişiye, çağırır insanı.

Yazar bu parçada özellikle aşağıdakilerden hangisi üzerinde durmaktadır?

A) Çukurova’nın her geçen gün geliştiği

B) Gezmek istediğinde Çukurova’ya gittiği

C) Çukurova’ya gitmenin kolay olduğu

D) Dostlarının Adana’da oturduğu

E) Yolculuk yapmayı çok sevdiği

 

5. Bir edebiyat ulusal olduğu ölçüde uluslararası değere sahip olur. Yalnız bunun aksi de doğrudur. Ancak uluslararası değeri olan bir edebiyat milli vasfına layık olabilir, diyebiliriz. Kısacası insanı bulan her çalışma başarılı olacaktır. Sanatın değişmez konusu olan insanı konu edinen yapıt, evrensel olduğu kadar ulusal da olur.

Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki sözlerden çıkarılabilecek sonuçtur?

A) Edebiyatın gerçek değeri ulusal olmasından kaynaklanır.

B) Evrensel yönü olmayan edebi eserin başarılı olması mümkün değildir.

C) Başarılı olmak isteyen edebiyat halka seslenmeyi bilmelidir.

D) İnsanı konu edinen her eserin kalıcılığa ulaşma şansı vardır.

E) İnsanı konu edinen her eserin hem ulusal hem de evrensel değeri vardır.

 

6. Sanatçının, yaşama bir sevgiyle baktığım söyleyebiliriz; katıksız bir sevgiyle, önyargısız. O kadar ki, sonuç bir yergi, bir taşlama da olsa; bu yergiyle taşlama, yine konuya sevgiyle bakıştan çıkmıştır. Öyle sanıyorum ki bütün güldürü yazarları kahramanlarım, destan yazarlarının kahramanlarını sevdikleri gibi sevmişler, açık bir yürekle davranmışlardır onlara karşı.

Parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatçı, yaşama ve insanlara karşı tavrını her zaman açıkça ortaya koymaz.

B) Olaylara tarafsız bakamayan sanatçı, gerçeği yansıtamaz.

C) Kendi kahramanlarını sevmeyen sanatçı, insanları da sevmeyecektir.

D) Sanatçı kahramanlarına karşı tarafsızlığını her zaman koruyamaz.

E) Sanatçı, hayata ve insanlara karşı daima sevgiyle yaklaşır.

 

7. Sanatın başlıca nitelikleri zamana karşı dayanıklı olmak, eskimemek amacını taşımak, süresiz bir soluma gücüne ulaşmaktır, Bütün işi bu türden bir dünyada yaşamak olan eleştirmenin de bu, zamana karşı dayanıklı olmayı, eskimeme amacı taşımayı, süresiz bir soluma gücüne ulaşmayı özletmeyeceğini nasıl düşünebiliriz? O da kuşkusuz yazar gibi sürekli bir sesi olsun isteyecektir.

Paragrafa göre yazar ile eleştirmenin ortak isteği aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanları yaşama bağlayabilmek ve onlara hayatı sevdirmek

B) Sanat dünyasına farklı bir bakış açısı kazandırabilmek

C) Yazdıklarıyla ve değerlendirmeleriyle kalıcılığa ulaşmak

D) Yalın, anlaşılır bir anlatımla evrensel konuları dile getirmek

E) Evrenselliğe ulaşmayı sağlayacak yolları bulmaya çalışmak

 

8. Ben sanatsal üretimde bir sürekliliğe inanıyorum. Sanatsal zevk, toplumlar adına yaratıcı gücünü kullanan sanatçıların emekleriyle çağların beğenisinden ve eleştirisinden geçerek yaşanan çağda, o çağın gerçeğini yansıtan bir boyut kazanır. O, geçmiş çağlardakinin aynı değildir; ama o çağların beğenisinden kopuk da değildir, işte sanatçı kurar bu ince dengeyi. Kimin kafasında türkülerden, şarkılardan yapılmış tüm güzelliklerden insanın yüreğini titreten izler yoktur?

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatta beğeni ve güzellik, sürekliliğin sağlanmasıyla ortaya çıkar.

B) Bir eserin ortaya çıkmasında yazıldığı çağ kadar geçmiş de etkilidir.

C) Kalıcılığa ulaşmak isteyen sanatçı, geçmişte ortaya konan eserleri yok sayamaz.

D) Gerçek sanat eserlerinin ortaya çıkmasında eleştirmenlerin çabaları etkilidir.

E) Uygun bir sanat ortamı olmadıkça sanatçı başarıya ulaşamaz.

 

9. Yaşayan her büyük ozan, yaşadığı çağda insan düşüncesiyle duygusunun son sınırlarına varır; dilinin o çağdaki bütün olanaklarını tüketerek yeni bir deyiş getirir. Onun ardından gelen ozanlar, duygu ile düşüncenin türlü alanlardaki değişmeler sonucunda vardığı yeni sınırlara erişmek zorundadırlar. Bu da geçmiş ozanlardan herhangi birine benzemekle olmaz.

Parçaya göre gerçek sanatçıdan beklenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Döneminin olanaklarından yararlanıp sanatta duygu ve düşünceye yeni bir söyleyiş kazandırmak

B) Kendinden önceki sanatçılara benzemeye çalışarak yaşadığı çağı yansıtmak

C) İçinde yaşadığı toplumun problemlerini yeni bir deyişle dile getirmek

D) Kendinden önceki sanatçılardan yararlanıp, gelecek sanatçılara imkân hazırlamak

E) Sanata duygu ve düşünce alanında yenilik getirmek

 

10. “Jean Barois” adlı romanı bundan yirmi-yirmi beş yıl önce okumuştum. Büyük bir romandır; o yıllarda iki kitap halindeydi, sonra ikisi bir arada basıldı. Çabucak okumuştum, öyle sarmıştı beni. İki yıl önce bir daha okumaya kalktım; sevmedim, bunalıyordum; bıraktım. Şimdi gene okuyorum, gene ilk tadı duyuyorum. Eğlenceli mi? Değil.

Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bir yapıtın okunmasını sağlayan yönü konusu değil, anlatımıdır.

B) Büyük sanat yapıtları her çağda okuyucu bulmuştur.

C) Gerçek sanat yapıtını her düzeyde kişinin anlaması mümkün değildir.

D) Zaman içinde kişinin beğenilerinde değişiklik olabilir.

E) Bir sanatçının bütün yapıtları aynı ölçüde başarılı değildir.

 

11. Gün oluyor, yorgunluk geliyor; bırakayım artık diyorum öz Türkçe yazmayı. Konuşurken kullanmıyor muyum yabancı sözcükleri? Yazarken de kullanıvereyim. Düşünürken konuştuğum dille, birçok yabancı sözcüklerle düşünüyorum. Arapçası, Farsçası da Frenkçesi de var içlerinde. Yazarken kaçınıyorum onlardan. Kolay kolay da bulamıyorum Türkçelerini. Aramak, sözlükleri karıştırmak gerekiyor.

Bu parçanın yazarı aşağıdakilerden hangisi ile nitelendirilebilir?

A) Yeni bir yazı dili geliştirmeye çalışan

B) Her fırsatta öz Türkçe sözcük kullanmaya özen gösteren

C) Öz Türkçe kullanmak konusundaki çabasının üretkenliğini etkilediğine inanan

D) Yazılarında öz Türkçe sözcükler kullanmak için kendini zorlayan

E) Yazılarında konuşmaları kadar rahat davranamayan

 

12. Sanatta tam bir özgürlük yok. Kurallar ölüyor, doğuyor; daralıyor, genişliyor; çoğalıyor, azalıyor; ama büsbütün kalkmıyor ortadan. “Her şey değişti, kural mural kalmadı artık.” diyoruz, sonra bir de bakıyoruz ki yepyeni kurallar arasındayız. Sanatçı istediği kadar düzensizlik ardında koşar görünsün, bir düzen olmadan edemiyor.

Bu parçadan, sanat hakkında çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kuralsız bir sanat düşünülemez.

B) Günümüz sanatında kurallar önemini yitirmiştir.

C) Sanatçı, kurallarını kendisi koymak zorundadır.

D) Baskıdan kurtulması, sanatçının başarılı eser ortaya koymasını sağlar.

E) Sanattaki kurallar devirlere göre farklılık gösterir.

 

13. Seyirciyi bir biçim, ölü bir yığın durumuna indirgeyen, onu yalnızca “seyreden” olarak var sayan tiyatro anlayışını kabul etmiyorum. Sahneyi seyirciye uzaktan gösteren, ona güleceği ve ağlayacağı yerleri zorla kabul ettiren, onu belli ve kalıplı bir biçimde giydirip aynı yöne çevrilmiş koltuklar içinde tutuklayan tiyatrodan seyirciyi kurtarmak gerekmektedir.

Bu parçada yazar, tiyatro ile ilgili olarak neden yakınmaktadır?

A) Modern tiyatro salonları olmamasından

B) Seyircinin edilgen (pasif) duruma düşürülmesinden

C) Seyircinin oyunu anlamaya çalışmamasından

D) Belirli tipteki oyunların sergilenmesinden

E) Seyircinin tepkisini ortaya koymamasından

 

14. Çok kimseler vardır denizi öve öve bitiremezler; ikide bir koşarlar denize. Kınamıyorum, kimsenin beğenisine karışmam; bende o duygunun olmadığını söylüyorum o kadar. Deniz gözlerimin önüne serilir, baktığım bile olmaz. Daha doğrusu bir yabancılık, bir yadırgama duyarım denizin karşısında. Kişioğlu damgasını pek vurmamıştır ona. En ufak gemi, en küçük kayık denizden daha çok ilgilendirir beni.

Yazar, bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durmaktadır?

A) Denizin güzelliğinin, görünüşünün kendisini rahatsız ettiği

B) Denizle ilgilenecek zaman bulamadığı

C) İnsanların bazı konularda ortak beğenisinin olmadığı

D) İnsan emeğinin doğayı değerli duruma getirdiği

E) İnsan emeği olmadığı için denizin ilgisini çekmediği

 

15. Yeni şiir kitapları üzerine söylediklerini, sonra beşer onar satırlık eleştirileri hepsini, hepsini okudum. O ne gereksiz sözler öyle! Belli ki yazanlar da söylediklerine inanmadan yazıyorlar. Meslekleri yazı yazmak, eleştirmenlik. işlerini bitirecekler, dergi dolacak. Sözünü ettikleri yazarları, kitaplarını övüyorlar. Övüyorlar, ama bu yazıların biri bile “Alsam da okusam…” dedirtmiyor kişiye.

Bu parçaya göre, yazarın eleştirmenlerden beklediği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eleştirilerde tarafsızlıktan ayrılmamak

B) Eleştirdikleri kitaplara karşı okuyucuda ilgi uyandırmak

C) Yazdıklarının kısa olmasına özen göstermek

D) Çok iyi anlamadığı yapıtların değerlendirmesini yapmamak

E) Değerlendirmelerinde yanlışlıklar olabileceğini kabul etmek

 

CEVAP ANAHTARI

1-C  2-A  3-E  4-B  5-E  6-E  7-C  8-A  9-A  10-D  11-D  12-A  13-B  14-E  15-B


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir