Öne Çıkanlar

Altın Anahtar

1. Kırmızının değişik tonlarındaki duvarlar geride bırakılarak girilen Elhamra Sarayı, ince mimarî detaylarıyla ziyaretçilerini adeta büyülüyor.
Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Ünlü daralması
B) Farklı türde fiilimsiler
C) Tamlayanıyla tamlananı arasına sözcük girmiş belirtili isim tamlaması
D) Bir söz öbeğinden oluşmuş nesne
E) İlgi eki almış sözcük
 
2. (I)Geleneklerden gelen (II)değerleri günümüzle buluşturan İspanya, tam bir (III)festivaller ülkesi. Her bölgenin yılın farklı (IV)zamanlarında düzenlediği festivallere ülke dışından da yoğun katılım (V)gerçekleşiyor.
Bu parçada numaralanmış sözcük ya da sözlerle ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. söz, sıfat-fiil grubudur.
B) II. sözcük, yapıca basit bir isimdir.
C) III. söz, belirtisiz isim tamlamasıdır.
D) IV. sözcük; çokluk eki, iyelik eki ve bulunma durumu eki almıştır.
E) V. sözcük, basit çekimli bir fiildir.
 
3. Ünlü bir şair "Şiir, içinde bir mesaj taşıyorsa her çağda onu ulaştıracak birilerini bulur ve hiçbir zaman yok olmaz, içinde mesajdan eser yoksa ortada şiir de yoktur zaten." demiştir.
Şair, bu sözleriyle şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiştir?
A) Şairin yaşamından izler taşıması gerektiğini
B) Varlığını sürdürmesini iletiye borçlu olduğunu
C) Düşünsel yönünün baskın olmaması gerektiğini
D) Okuru değiştirici bir güce sahip olduğunu
E) Anlaşılmasının zamana bağlı olduğunu
 
4. Bir tarafı (I)Akdenizli, bir tarafı (II)Orta Doğuludur Kıbrıs'ın. Tarih boyu sayısız uygarlığı (III)koynunda saklayan Beşparmak Dağları'nın lirik (IV)çağırışını hemen duyumsatır insana. Birer (V)Orta Çağ şatosunu anımsatan Kuzey Kıbrıs'ın kaleleri, güzelliklerini göstermek ve (VI)olağan üstü öykülerini anlatmak (VII)için de konuklarını bekler.
Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangilerinin yazımı yanlıştır?
A) I. ve II.   B) II. ve IV.   C) III. ve IV.   D) IV. ve VI.   E) V. ve VII.
 
5. (I) Roman olay anlatımına dayanan geniş soluklu bir türdür ve edebiyatımıza Batı'dan girmiştir. (Romanın ne olduğu belirtiliyor.) (II) Tanzimat Dönemi'nde ilk örnekleri verilmeye başlanan roman zaman içerisinde içerik ve teknik olarak gelişme göstermiştir. (Bir somutlama yapılıyor.) (III) Nitekim Servetifünun Dönemi'nde romandaki ilk acemilikler aşılmış, özellikle anlatım yönüyle taşlar yerine oturmaya başlamıştır. (Biçimsel açıdan yetkinliğe ulaştığı söyleniyor.) (IV) Bu dönemden sonra sanat yaşamını şiirle sürdüren pek çok şair, romanın ön plana çıkmasıyla birlikte roman yazmaya başlamış ve roman türü edebiyatımızda kendi geleneğini oluşturmuştur. (Edebiyatımızdaki gelişimi üzerinde durulmuştur.) (V) Bugün neredeyse bütünüyle ticari bir metaya dönüşen roman, geniş kitlelere ulaşmakta ve çoksatanlar listesinde ilk sıraları almaktadır. (Günümüzde ekonomik yönünün ön plana çıktığı söyleniyor.)
Romanın ele alındığı bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi, ayraç içinde verilen açıklamayla uyuşmamaktadır?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.
 
6. —- Bu görüşe katılmam mümkün değil. Çünkü hiçbir edebiyat işçisi; içinde yaşadığı tabiî, siyasî, iktisadî, sosyal şartlara karşı kayıtsız kalamaz. Kendi içine kapalı gibi görünen divan edebiyatı bile tıklım tıklım devrine ait karelerle doludur. Fuzûlî, Nedîm ve Şeyh Gâlib'in şiirlerinde yaşadıkları çağ ve çevre, devrin estetiğine göre işlenmiş ve değiştirilmiş olarak vardır. Dikkatle okursanız tekke-tasavvuf edebiyatının dev şairi mistik Yûnus'un şiirlerinde, devrin panoramasını, halkın sıkıntılarını, savaşı, toprağı, çamuru, tohumu, dikeni, söğüdü hatta kerpici bulabilirsiniz.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Bütün şair ve yazarların, ilk yapıtlarında kendi yaşamlarını anlattığı söyleniyor, ne düşünüyorsunuz?
B) Her edebiyat ürününün çağının aynası olduğu dile getiriliyor, sizce de öyle mi?
C) Güncel konuları işleyen yapıtların kalıcı olamayacağı görüşüne katılıyor musunuz?
D) Bir yapıtın yıllar sonra da okunmasını sağlayan şey, evrensel bir içeriğe sahip olması mıdır?
E) Edebiyatçıların, yapıtlarında içinde yaşadıkları toplumdan soyutlanabileceği doğru mu sizce?
 
7. (I) "Yazma sanatı, kısaltma sanatıdır." diyen Çehov, hep kısa yazmayı yüceltmiştir. (II) Hem de uzun yazmanın ön planda olduğu, Tolstoy ve Dostoyevski gibi romanlarıyla başarılı olan yazarların bulunduğu bir yazın dünyasında. (III) Çehov; Savaş ve Barış'ın, Karamazov Kardeşler'in, Suç ve Ceza'nın devasa boyutuna alışmış bir roman okuru kitlesinin karşısına üç beş sayfalık öykülerle çıkmıştır. (IV) Dönemin ünlü yazarı Dmitriy Grigoreviç, Çehov'a gönderdiği mektuplarda, onu kısa öykü yazmaktan vazgeçmeye, ciddi şeyler, uzun eserler yazmaya zorlamıştır. (V) Bir başka yazar Korolenko da onu roman yazması konusunda ikna etmeye çalışmıştır. (VI) Bir süre sonra döneminde kısa öykü yazmanın hiçbir saygınlığının olmadığını anlayan Çehov, bu yazarlara hak vermiş, baskılar sonucunda "Bozkır" adlı uzun öyküsünü yazmıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinden sonra düşüncenin akışına göre "Bu yüzden daha uzun öyküler ya da roman yazması için edebiyat çevresinden baskılara maruz kalmıştır." cümlesi getirilebilir?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.
 
8. Her yıl düzenli olarak bir öykü kitabı yayımlayan sanatçı, öyküsünü sarsılmaz bir dil temeline yaslayarak kendine has bir öykü evreni kurmayı başarmıştır. Onun Türk öykücülüğünde ayırt edici özelliği" Doğu hikâyeciliği" tavrıdır. Daha ilk öykülerinden itibaren kuşağının ezici çoğunluğunun peşinde olduğu dönemin gözde akımlarına -varoluşçuluk, bunaltı, Kafkaesk- uzak durmuş, bu akımları "yerlilik" bağlamında uygun görmemiştir. O, öyküdeki arayışını bilgelik, öğüt verici söz ve ahenk olarak belirlemiştir. Böylece gelenekle bir bağ kurup hem içerik hem de biçim olarak gelenekle bugün arasında yaşanan kırılmanın önüne geçmek istemiştir.
Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A) Öykülerini var olan yazınsal kültürden yararlanarak oluşturduğuna
B) Öykülerinde anlatımdan çok içeriği ön plana çıkardığı
C) Öykülerinin didaktik nitelikler içerdiğine
D) Çağdaşlarının izlediği moda eğilimlere uymadığına
E) Öykülerinin sağlam bir dilsel altyapısının olduğuna
 
9. (I) Ferit Edgü ilk öykü kitabı olan Kaçkınlar'da yer alan kahramanlarını, varoluşçu yazarlar Sartre ve Camus ile dışavurumcu Kafka'yla benzer yönlerden ele alır. (II) Bireyler, çıkmaza giren yaşamlarında, çaresizlik ve umutsuzluk içindedir. (III) Topluma ve kendisine yabancılaşan bireyler, kimseyle iletişim kuramazlar. (IV) Öykülerde olay yerine bireyin varoluşsal durumları; zaman olarak da kişilerin geçmişlerinden ve geleceklerinden çok, içinde bulundukları "an"ları vardır. (V) Öykü mekânları, bireyi sınırlayan, onu adeta tutsak eden duvarlar gibidir; bireyler mekânla sürekli bir çatışma hâlindedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde Ferit Edgü'nün öykülerindeki kişilerin özelliklerine değinilmemiştir?
A) I. ve II.   B) I. ve IV.   C) II. ve III.   D) III. ve IV.   E) IV. ve V.
 
10. (I) Dericilikle ünlü Fas'ın geleneksel tabaklama yapılan yerlerinde fotoğraflar çekebilirsiniz. (II) Pazarları ve sokakları hâlâ canlı olan şehirde her gün panayırlar kuruluyor. (III) Ne şehrin dokusu ne de yaşam tarzı değişmiş. (IV) Tarihî sokaklar dolaşanları yüzyıl öncesine götürecek manzaralarla dolu. (V) Bu izleri korumak için beton yapılar eski şehrin çok uzağına yapılıyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinin yükleminde çatı özellikleri aranmaz?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.
 
11. Herkesin elinde görünce merak ettim, geçenlerde popüler roman denen çok satması amaçlanarak yazılan bir roman okudum. Beş yüz sayfalık roman su gibi akarak bir iki gecede bitti, yalnızca çok derin bir boşluk kaldı içimde. Ne anlama yeteneğimde bir artış ne duygu dünyamda bir değişme olmuştu. Romanı okumadan önceki ben, aynı bendim. Anlamak için en ufak bir alt yapının gerekmediği bu romandan aklımda hiçbir şey kalmadı. Yalnızca boşluk ve boşa zaman geçirmenin pişmanlığı kalmıştı geride.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen türdeki romanların bir özelliği değildir?
A) Sürükleyici bir anlatımla oluşturulma
B) Ticari kaygılarla yazılma
C) Okura katkı sağlamaktan uzak olma
D) Anlaşılması için belli bir donanım gerektirmeme
E) Yaşam gerçeklerinden uzak olma
 
12. İkinci Yeni'nin iyi şairleri, sanat çizgilerinde bir dönem, dünyaya yabancılaştılar. Ama bir. süre sonra Turgut Uyar'ın grubu uyaran sözleriyle, yaşantıyla ilintili olmayan, zihinde tasarlanmış görüntülere yaslanan şiirler yazmayı bıraktılar. Bu usta şairler, yaşamı ciddiye alıp uçuk kaçık imgeler kullanmaktan vazgeçtiler.
Bu parçada altı çizili söz, İkinci Yeni şairlerinin,
I. Okurun düş gücünü harekete geçirme,
II. Yaşamı temel alan gerçekçi şiirler yazma,
III. Somut konulara yönelme,
IV. İmgelere dayalı soyut şiirler yazma
yargılarından hangilerini benimsediğini gösterir?
A) Yalnız I   B) Yalnız II   C) II. ve III.   D) II. ve IV.   E) III. ve IV.
 
13. Karın (I)yağışını ilk (II)görüşümüz belleğimize çakılıp kalan bir anıdır belki. Ve onu birdenbire yeniden görmek bizi o ilk buluşmanın (III)heyecanına götürür böylece. Ama karla birlikte çoğu zaman (IV)ortalığı büyük bir sessizliğin (V)kapladığını da unutmayalım.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi iyelik eki almamıştır?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.
 
14. Güneşli ve sıcak günlerde, (I)yoğun nüfuslu ve yüksek binaların (II)sıklıkla görüldüğü (III)kentsel bölgelerin çevrelerine göre (IV)daha sıcak olmaları, şehirlerin ısı adası etkisini oluşturur. Bu (V)asfaltlanmış alanlar, bitki topluluklarının köreltilmiş olduğu bölgeler ve (VI)siyah yüzeyler ısı adası etkisinin (VII)başlıca nedenleridir.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangileri türü bakımından ötekilerden farklıdır?
A) I. ve II.   B) II. ve IV.   C) III. ve IV.   D) IV. ve VII.   E) V. ve VI. 
 
15. Bir türkü bir sazın teline bağlanıp yurdun dört bir bucağında dolaşırken yer yer özgürlüğünü kaybeder, kafesteki bir aslan misali kükreyişinde azalma olur. Artık türkünün kendi yurdundaki hikâyesi değişmeye, sesi başkalaşmaya, hüzün ve sevinci şekilden şekle girmeye, bazen zenginleşmeye bazen fakirleşmeye yüz tutar. "Yemen" türküsünü yasta değil de düğünde okuyun. Farkı ve duyarlılık gelişimini göreceksiniz.
Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Benzetmeden yararlanılmıştır.
B) Değişik yapılı cümlelere yer verilmiştir.
C) Kanıtlanabilir yargılardan yararlanılmıştır.
D) Mecazlı söyleyişlere yer verilmiştir.
E) Öneriye yer verilmiştir.
 
16. Yazın yapıtlarında sık kullanılan bir yöntem olan metinler arasılık, bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılmasıdır. Fransız yazar La Bruyere, 1600'lerde yazdığı kitabı Karakterler'in daha ilk satırlarında "Yedi bin yılı aşkın bir süreden beri insanlar düşündüklerini anlatmışlar, bu alanda bize söz bırakmamışlar, onlar olmadan hiçbir şey anlatamayız." diyerek metinler arasılığını kaçınılmazlığını işaret etmektedir. Charles Grivel'in, hiçbir metin tek başına var olamaz; her metin, öncesinde oluşan metinler evrenine bağlıdır, cümlesi de La Bruyere'in saptamasını desteklemektedir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Edebiyat alanında başarının, usta sanatçılar örnek alınarak sağlanabileceği
B) Bir yapıtın edebî düzeyinin yüksek olmasının edebiyat birikiminden yararlanılarak oluşturulmasına bağlı olduğu
C) Hiçbir edebiyat ürünün geçmişteki ürünlerden bağımsız olarak oluşturulamayacağı
D) Edebiyatta özgünlüğü yakalamak isteyen yazın adamlarının, dönemindeki edebiyat ürünlerini bütüncül bir yaklaşımla incelemesi gerektiği
E) İşlenmemiş konu kalmadığından, edebiyatta yeniliğin içerikle değil ancak biçimle yapılabileceği
 
17. Reklam, günümüzde, dünyanın neresinde olursa olsun toplumun vazgeçilmez ve en etkili araçlarından biri hâline gelmiştir. Reklamlar aracılığıyla, insanlarda yeni ihtiyaçlar oluşturulmakta, insanlara yeni yaşam tarzları sunulmakta, böylece reklamlar toplumu tüketime yöneltmektedir. Reklamlar her gün yeni bir ürünle insanların karşısına çıkmaktadır. Bu reklam mesajlarına yoğun olarak maruz bırakılan hedef kitleden, ürüne yönelik bir tutum, sahip olma isteği duymaları da beklenmektedir.
Bu parçadan reklam ile ilgili anlatılmak istenenler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) İstenilen ürüne daha kolay ulaşılmasını sağladığı           
B) Sürekli olarak yeni bir ürünü gündeme getirdiği 
C) Toplumsal yaşamda varlığının zorunlu olduğu
D) Toplum üzerinde yönlendirici bir etkisinin olduğu
E) Tüketim kültürünü teşvik ettiği
 
18. (I) Bir cambaz edasıyla dili eğip büken, yeni sözcükler türeten sanatçının bu kitabı, çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıklarını, günlük biçiminde anlattığı sıra dışı roman. (II) Yapıt, konusu yönüyle gerçek bir ağıt, üslubu yönüyle de benzersiz bir sanat eseridir. (III) Klasik bir günce tutma mantığından farklı yazılan roman, günlerin birbirini takip ettiği bir zaman sıralamasından uzaktır. (IV) Bu durum özellikle de ilk bölümlerde anlatılan olaylarda kurgusal bir bütünlük olmadığı izlenimini uyandırabilir okurda. (V) Ancak yazar bu birbirinden kopuk olayları, yapıtın sonunda öyle ustaca bağlar ki bir okur olarak şaşırıp kalırsınız.
Bir sanatçının romanının ele alındığı bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede, özgün özelliklere sahip olduğundan söz ediliyor.
B) II. cümlede, içerik ve biçemine yönelik bir olumlu eleştiride bulunuluyor.
C) III. cümle, alışılagelen günlük tarzına uymadığından söz ediliyor.
D) IV. cümlede, kurgusunun okur üzerinde olumsuz bir etki bırakabileceği söyleniyor.
E) V. cümlede, olayların benzer yönleri olduğundan söz ediliyor. 
 
19. (I) Orhan Kemal'in, Bereketli Topraklar Üzerinde adlı romanı, genç bir yönetmence filme aktarılmış, (II) Filmin başında, Çukurova tasvirleri, filmin diğer sahnelerinden daha uzun bir sahneyle izleyiciye yansıtılmış. (III) Genelde diyaloglardan oluşan ve anlatıcının kendi fikirlerini çok az dile getirdiği roman, eşine az rastlanır bir gerçeklikle ele alınmış. (IV) Hatta yönetmen romanda yer alan yöresel söyleyişleri aslına uygun bir biçimde vermek için o yörede yaşayan insanları seçtiğini belirtmiş. (V) Film ele aldığı dönemin sosyal özelliklerinin ilginçliğinden ve başarılı uyarlamasından ötürü büyük bir hayran kitlesi oluşturacak gibi görünüyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde sözü edilen filme yönelik bir değerlendirme söz konusudur?
A) I. ve II.   B) I. ve V.   C) II. ve IV.   D) III. ve V.   E) IV. ve V.
 
20. Aşağıdakilerin hangisinde verilen cümle, ayraç içindeki açıklamayla uyuşmamaktadır?
A) Narman Havzası'ndaki jeolojik yapı, çeşitli kumtaşı tabakalarının milyonlarca yıl boyunca aşınmasıyla meydana gelmiş. (Bir tahminde bulunuluyor.)
B) Görenleri heyecanlandıran ihtişamına ilkbahar aylarında kavuşan Tortum Şelalesi, insanın düş gücünü zorlayan bir güzelliğe sahip. (Beğeni belirtilmiştir.)
C) Uluslararası Çevre Koruma Örgütü'nün belirlediği, dünyanın 34 sıcak noktasından biri olan Çoruh Havzası, 100'den fazla endemik bitki türünü barındırıyor. (Nesnel bilgiler sayısal verilerle desteklenmiştir.)
D) Odessa, ağaçların gölgelediği bulvarları, klasik ve yeni sanat yapılarıyla Paris'i andırıyor; ünlü yazar Puşkin'in, bu kent hakkında, orada Avrupa'nın kokusunu alabilirsiniz, demesi boşuna değil demek ki. (Tanık göstermeden yararlanılmıştır.)
E) Anadolu'nun doğu kapısı olan Kars; lezzetli kaşarı, şifalı balı, tarihî taş binaları, toz şeklinde yağan benzersiz karı, soğuk iklimin sıcak insanlarıyla görülesi şirin bir kenttir. (Nitelendirmelere yer verilmiştir.)
 
21. (I) 1950'li yıllara kadar hazırlık dönemi geçiren köy edebiyatının gerçek anlamda ilk örneği Mahmut Makal'ın Bizim Köy adlı çalışmasıdır. (II) Köy enstitüsü mezunu olan yazar, bu eserle köyü gerçekçi bir biçimde anlatmıştır. (III) Eser, İç Anadolu Bölgesi'ndeki bir köyün, yazarın gözlemleriyle, daha çok rapor ve not tekniğiyle yazılmasıyla oluşmuş bir romandır. (IV) Romanda ekonomik sıkıntılar, ilkel malzeme kullanımı, yeni teknolojilere yabancılaşma, toprak meselesi ve sosyal yardımlaşma konuları ağırlıklı olarak işlenmiştir. (V) Anadolu'ya yönelen ve Anadolu'yu tanımaya başlayan yazarlarımızı en çok etkileyen Mahmut Makal'dır. (VI) Köyü ve köylünün yaşayışını bir kentli gözüyle aktaran yazar, gözlemlerinde çeşitli sıkıntılar içindeki insanın birbiriyle mücadelesinden söz etmiştir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.
 
22. Karaman, Anadolu'nun merkezinde yer alan konumu ve verimli bir ovaya sahip olmasından ötürü tarih boyunca stratejik bir önem taşımıştır. Bir geçiş kuşağı üzerinde yer aldığından prehistorik (tarih öncesine ilişkin) devirlerden itibaren kesintisiz yerleşime sahne olmuş, değişik medeniyetlere beşiklik etmiştir. Bu nedenle Karaman, zengin bir kültür dokusuna sahiptir. Bu bağlamda Karaman'daki en önemli merkezlerden biri hiç kuşkusuz Derbe antik kentidir. Derbe başta olmak üzere, değişik medeniyetlere ait kültürel mirasının birçoğu dinî değer taşıdığından Karaman inanç turizmi açısından büyük öneme sahiptir. Öte yandan Karaman'a coğrafî konumunun sağladığı en önemli ayrıcalık, güneydeki geniş Toros dağlık kuşağıyla, kuzeydeki Konya ve Ereğli ovaları arasında, genellikle platolardan oluşan bir geçiş kuşağında yer almasıdır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Neden-sonuç ilişkili cümleler kullanılmıştır.
B) Açıklama yapılmıştır.
C) Terimler kullanılmıştır.
D) Karşılaştırmaya başvurulmuştur.
E) İkilemelere yer verilmiştir.
 
23. Romanda anlatıcının işlevini en aza indirme eğilimi ve romanın anlatılarak değil gösterilerek yazılması gerektiği görüşü yirminci yüzyılda çok yaygınlık kazandı. Bu yüzden yazarın, aradan çekilerek roman kişilerinin benliklerini görünür kılabilmesi için dilini tutup sadece yazması gerekmektedir.
Bu parçadaki altı çizili sözle, yazarlarla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Roman kahramanlarını ait oldukları çevrelerdeki özelliklerine bağlı kalarak yansıtma
B) Romanda okurun düş gücünü harekete geçirecek kurmaca karakterler kullanma
C) Roman kahramanlarının kişiliklerini belirginleştirmek amacıyla anlatıma kendini karıştırmama
D) Sıradan insanları roman kahramanı yaparak toplumsal yaşamda onlara farkındalık kazandırma
E) Okurların roman kahramanlarıyla kendini özdeşleştirmesine olanak sağlama
 
24. Bir dönem köy üstüne roman yazanlarımızın çoğu, toprak ve tarım konusuna el atmayı roman yazmak için yeterli sayıyordu. Bir köyün su sorununu ortaya koymak ya da bir başka köye traktör girişini anlatmak başlıca kaygıları oluyordu. Bu romancılarla yapılan söyleşileri okuyun. Hep birtakım sorunlara değinmekten gerçekleri göstermekten söz ederler, insanları anlatmak için roman yazdığını söyleyene pek rastlamazsınız. Bence köyden söz eden romanların bıkkınlık vermeye başlamasının nedenini burada aramak gerek.
Bu parçaya göre köy romanının bıkkınlık vermeye başlamasının nedeni yazarların hangi tutumundan kaynaklanmaktadır?
A) Köy sorunları hakkında düşünmeye yöneltecek bir birikime sahip olmamaları
B) İdeolojik kaygıların altında ezilerek köy insanının sorunlarını yeterince fark edememeleri
C) Köy gerçeğini çağın ihtiyaçları doğrultusunda bilimsel bir bakış açısıyla yansıtamamaları
D) Köy sorunlarına odaklanıp bu sorun karşısında insanların durumunu görememeleri
E) Yazınsallığı göz ardı ederek kuru ve sanatsallıktan yoksun metinler oluşturma yanlışına düşmeleri
 
25. Edebiyatı bir araç olarak değil, bir amaç olarak gören ve estetik değere önem veren yazarlar, günün moda eğilimlerine uygun olan şeyleri yazmaktan öte, edebiyata yararlı olacak bilgileri yazmaya çalışırlar. Bir mesaj verme ve geçmişle gelecek arasında kopmaz bir zincir oluşturma iddiasında olan bu yazarlar, estetik açıdan zenginleşmeyi savunduklarından modern anlatı tekniklerinden de sıkça faydalanırlar. Yapıtta, halkın macera duygularını alevlendirmek ve bilinçaltı duygularına hitap etmek yerine, kurguyu hem edebî hem de fikrî öğelerle ilmek ilmek örmeye çalışırlar.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen yazarlarla ilgili olarak belirtilen özelliklerden biri değildir?
A) Sanatsal kaygıyla hareket etme
B) Popüler konulardan uzak durma
C) Çağdaş ifade yöntemlerinden yararlanma
D) Yazınsallığı ve düşünselliği bir arada götürme
E) Anlatılanları kanıtlama yoluna gitme
 
26. Millî Mücadele'yi kalemini ve hitabet dilini kılıç gibi kullanarak destekleyen, Türk milletine İstiklâl Marşı'nı kazandıran Mehmet Âkif Ersoy, milli değerlerle yüklü şiirleri ile halkı aydınlatmayı amaçlamıştır. Sağlam kültürel ve edebî altyapısıyla 'sanat toplum içindir' ilkesinden hareket ederek aruz veznini mükemmel bir biçimde Türkçeye uyguladığı şiirlerinde pek çok konuyu kendine özgü değişik üslûplarla ele almış, halkın konuştuğu dille güçlü, realist manzum hikâyeler yazmıştır. Şair, Safahat adlı şiir kitabında toplanan şiirlerinde özlediği kuşağa; sanat, edebiyat ve eleştiri alanlarında yazdığı makaleleri ile özlediği edebiyata işaretlerde bulunmuştur.
Bu parçada Mehmet Akif'le ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A) Yazınsallığının güçlü temellere dayandığına
B) Şiirlerinde özgün biçemler sergilediğine
C) Şiiri öğreti aracı olarak kullandığına
D) Yazın yaşamını çağının edebî anlayışlarından bağımsız sürdürdüğüne
E) İdealindeki kuşağın niteliklerini öngördüğüne
 
27. Şiirin yüzlerce tarifi vardır ve her şair şiiri kendince tarif eder. Valery, düzyazıyı yürüyüşe, şiiri raksa benzetir. Yürüyüş gibi düzyazının da bir hedefi vardır. Raks da birtakım hareketlerden ibaret olan danstır. Fakat bu hareketlerin amacı başka bir yere varmak değildir. Bir insan oynayarak başka bir yere gidemez. Raks gibi şiirin de başka bir hedefi yoktur. Mallarme ise, şiir, tesadüfün kelime kelime yenilmesidir, der. Bu sözü "tesadüfü sabırla aramak ve bulmak" şeklinde açıklayan Suut Kemal Yetkin, şiirin bir sabır işi olduğuna işaret eder. Şair ve antolojist Liz Rosenberg'in şiir tarifinde de benzer bir ifade kullanılır ve şöyle der: "Şiir, bir çeşit şifre gibidir ve bu şifrenin nasıl kırılacağını öğrenme pratiği yapmak da sabır işidir."
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?
A) Tartışma – tanık gösterme – kişileştirme
B) Karşılaştırma – örneklendirme – öyküleme
C) Tanımlama – alıntı yapma – benzetme
D) Açıklama – karşılaştırma – kişileştirme
E) Öyküleme – tartışma – örneklendirme
 
28. Çocuk şiiri öyle bir noktada bulunmaktadır ki bazen yazılan şiirlerin çocuk şiiri mi yoksa yetişkin şiiri mi olduğu konusunda bir karmaşa yaşanır. Çocuk şiirleri kapsamına alınan şiirlere bakıldığında, bunların çoğunun çocuğa görelik açısından pek de uygun olmadığı görülür. Konusunu, çocuk dünyasından ya da çocuksu uyumdan alması, bir eserin çocuklara dönük olduğunu göstermeye yetmez ki! Birçok şair, çocuklar için yazmadığı hâlde konusundan dolayı şiirlerinin çocuk şiiri kapsamına alınmasından rahatsızlığını dile getirir bu yüzden zaman zaman. Ne yazık ki sadece çocuktan söz ettiği için, çocuk için hiç de uygun olmayan birçok şiirin, hâlâ çocuk şiiri olarak kabul edilmesi yanlışlığından artık kurtulmak kaçınılmaz bir hâl almıştır.
Bu parçada çocuk şiirleriyle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
A) Çocukların beklentilerinin dikkate alınmamasından
B) Eğiticilik yönünün öne çıkarılmamasından
C) Dilinin kendine özgü nitelikler taşımamasından
D) Kapsamının tam olarak belirlenmemesinden
E) Biçimsel özelliklerinin önemsenmemesinden
 
29. Eleştiri, yazarların kişiliği üzerine ileri geri konuşmalar şeklinde olmamalıdır. İncelenmesi, değerlendirilmesi gereken, eserdir. Değerlendirme de eserdeki konuların, fikirlerin yanı sıra biçim ve üslubu ele alacak tarzda olursa bir anlam taşır. Eleştirisi yapılamayacak eser tabii ki yoktur ama eleştirmen eleştirisini tarafsız bir gözle ve anlatıma dikkat ederek ortaya koyarsa okunabilir bir belge sunmuş demektir. Eleştirmen bunu gözettiği sürece edebiyata faydalı olacaktır.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi yazarın savunduğu düşüncelerden biri olamaz?
A) Eleştiri, yapıt üzerine dayanaksız sözler söylemek değildir.
B) Nitelikli bir eleştiri edebiyata katkıda bulunacaktır.
C) Çağımıza damgasını vurmuş yapıtların eleştirilmesi doğru değildir.
D) Eleştiri, sadece yapıt üzerine temellendirilmelidir.
E) Yapıtlar, hem içerik hem de üslup açısından değerlendirilmelidir.
 
30. Çok kitap okumamla başladı her şey. Kitaplarda yansıtılan yaşam gerçek yaşamdan daha gerçekçi geldi bana. Çocukluğumdan beri göçebe bir hayatım oldu. Bu hareketli hayat tarzı, yeni insanlar, yeni çevreler, olaylar, mutluluklar, kırgınlıklar… beni günlük tutmaya zorladı. Bir yerden bir yere giderken günlüklerim benimle gelen tek şey oldu. Yazmak bende devamlılık hissi uyandırıyordu. Bir süre sonra günlüklerde kişisel hayatımı yazmak yerine var olmayan insanların yaşamlarını veya gerçekte olmamış şeyleri yazmaya başladım. İşte o günlükler zamanla hikâyelere ve romanlara dönüştü.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?
A) Okuduklarınızın, yazmadaki özgürlüğünüzü engellediğini düşünüyor musunuz?
B) Sadece belli türlerde yazarak kendinizi sınırlandırmanızın bir nedeni var mı?
C) İyi bir yazar olmak için çok okumak gerektiğine katılıyor musunuz?
D) Yapıtlarınızı yazmadan önce araştırma ve hazırlık döneminiz oluyor mu?
E) Yazmaya başlamanızda nelerin etkili olduğunu ve bu sürecin nasıl geliştiğini anlatır mısınız?
 
31. Edebiyat derslerinde işlenen metinlerin ve yazarlarının öğrencilerde kuru bir isim, soyut bir kavram olarak yerleşmemesi, ezber bilgisine dönüşmemesi için analitik (çözümlemeli) okumadaki anlam ve zaman haritalarıyla görselleştirilmeleri ve ait oldukları doku içine yerleştirilmeleri gerekmektedir. Anlam haritası, metinlerin yüzeysel anlamlarını ortaya koymada etkili bir görsellik sunmaktadır. Zaman haritasında ise yazar ve metin hem yüzeysel anlaşılmadan kurtarılarak hem de onlara zaman içerisinde bir görsellik kazandırılarak sunulmaktadır. Bu sayede öğrenci, incelediği yazarı ve metni soyutlanmış bir parça olarak değil, ait olduğu zamanın fotoğrafı içerisinde bütün olarak görebilmektedir. —-
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Böylelikle, edebiyat öğretimine, öğrencilerin dilini dolayısıyla da içeriğini anlamakta zorluk çektiği metinlerden başlamak daha yararlı olacaktır.
B) Bu durum, öğrencileri, edebiyat öğreniminde kolaycılığa alıştırmaktadır.
C) Dolayısıyla edebiyat öğretiminde günümüz yazarlarından seçilmiş metinlerin kullanılması daha uygun olacaktır.
D) Bu yüzden edebiyat öğretmenlerinin, derslerde öğrencilere edebiyatı sevdirecek bir tutum içinde olmaları kaçınılmazdır.
E) Böylece öğrencinin yaşadığı zamanın çok uzağındaki edebiyat değerlerinin somut bir biçimde öğretilmesi sağlanmaktadır.
 
32. (I) Küçük Ağa romanının en öne çıkan özelliği, yazarının, karakterlerini yaşadıkları koşulların gerçekliği içinde ele almasıdır. (II) Yazar, roman kişilerinin geleneklerini, yetişme koşullarını, yerleşik değer yargılarını göz ardı etmemiştir kesinlikle. (III) Romanın bugün hâlâ okunmasında, yakın tarihimize ışık tutmasının payı büyüktür. (IV) Romanda tarihî bir fon üzerine tamamıyla gerçek kişilerden hareketle kurmaca karakterler oturtulmuştur. (V) Yazar, verdiği bir demeçte çocukluğunu Akşehir'de geçirdiğini ve romanda yer alan kahramanların kişilik özelliklerini yakın çevresindeki insanlara göre oluşturduğunu söylemektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde sözü edilen romanla ilgili farklı bir düşünce dile getirilmiştir?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.
 
33. Montaj, edebiyata film yapımcılığından geçmiş bir tekniktir. Yazarın (I)gerçekliği çok boyutlu yansıtmak amacıyla çok çeşitli alanlardaki hazır ifade kalıplarından yararlanması, bu kalıpları kendi (II)romanının anlatım dokusuna uyumlu bir şekilde monte etmesidir. Bu tekniği kullanan yazar, hazır metin parçalarını, metinler arası birtakım göndergeleri, epigrafiarı, atasözlerini, deyimleri, efsaneleri vb. (III)kendi metninin kompozisyonu içerisinde birer mozaik taşı gibi yerleştirir. Metinler arasında çeşitli düzeylerde yapılan (IV)göndermeler okur tarafından algılandığı ölçüde bir anlam kazanır. Bunun yanı sıra (V)edebî alıntı okuyucuyla yazarın ortak kültür dünyalarından olursa montaj tekniği amacına ulaşabilir, yazarın planladığı etkiyi uyandırabilir.
Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.   B) II. ve III.   C) II. ve V.   D) III. ve IV.   E) IV. ve V.
 
34. (I) Çay tarımı öncesinde Rize, daha çok, göç veren bir yerdi. (II) O zamanlar Rize insanı, kazancını uzaklarda arardı. (III) Rusya'ya çalışmaya giden, gemi yapımına ağırlık veren, inşaat sektörüne işgücü sağlayan bir yapı vardı kentte. (IV) Çayla birlikte Rize insanı geri geldi, adeta kentin kaderi değişti. (V) Yerleşik hayat güçlendi ve nüfus gitgide arttı.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümle, kurallı isim cümlesidir.
B) II. cümle, yüklemi geniş zamanın hikâyesi biçiminde çekimlenmiş basit cümledir.
C) III. cümle, öznesi bir söz öbeği olan, girişik birleşik bir cümledir.
D) IV. cümle, içinde yer-yön zarfı olan sıralı cümledir.
E) V. cümle, yüklemleri çatısı yönüyle geçişli fiil olan bağlı cümledir. 
 
35. (I) Eleştiri alanında yeni bir çığır açan Eliot, romantik eleştirinin duygusallığından uzaklaşarak gelenekçi anlayışta bir eleştirinin doğmasına öncülük eder. (II) Eleştiriye getirdiği gelenekçi anlayışın yanı sıra objektifliğe değer vermesiyle eleştiride objektifliğin ciddi bir duruş kazanmasına da katkıda bulunur. (III) Objektif eleştiride yazar, kendi görüşlerini yazdıklarından ayrı tutar. (IV) Çünkü "Beğendim, güzel ya da beğenmedim, kötü…" türünden yargıların sanatçıya ve okura hiçbir katkısının olamayacağının hatta okurda o sanatçıya karşı bir ön yargı oluşturacağının farkındadır. (V) Dolayısıyla kendi duygularını dizginler, yapıtın eksikliklerini ortaya döker. (VI) Bu sayede eleştiri, yazarların ve okurların sanatsal gelişimine önemli bir katkı sağlamış olur.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragrafın kaçıncı cümleyle başlaması uygun olur?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.
 
36. (I)Tükettiğiniz gıdalar sağlığınızı şekillendirir. (II)İhtiyacınız kadar enerjiyi doğru kaynaklardan (III)aldığınızdan emin olmak için yiyeceğinizin yarısı sebze, (IV)çeyreği yağsız et ve geri kalanı da ev (V)yoğurdu olmalıdır.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerin hangisinde birden çok ses olayı vardır?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.
 
37. O, her an şiir hisseden, düşünen ve yaşayan biriydi. Akşamları Fatih'ten Taksim'e kadar yürür, kahvehanelerde konaklaya konaklaya şiir konuşur; sabaha karşı yorgun argın apartmanımıza dönerdi. Bilincinde yoğurup biçimlendirme aşamasında olduğu şiirlerini bana okur, yankısını almak isterdi. Gecenin karanlığında şiir şiir ışıldayan bir deniz feneriydi adeta. Sözden söze konarak petek petek şiir ortaya koyan bir dil arışıydı.
Bu parçada kendisinden böyle söz edilen şair, aşağıdakilerin hangisiyle nitelendirilebilir?
A) Hoşgörülü, şiirlerini hayalci bir tutumla yazan
B) Alçak gönüllü, çevresiyle uyumlu olan
C) Gözlemleyen, şiirlerinde yaşamı yansıtan
D) İyimser, bütün varlıklara sevgi duyan
E) Üretken, yaşamını şiire adayan
 
38. (I) İç monolog tekniğinde okuyucu, tıpkı yaşamdaki gibi öykü ya da roman kişisiyle doğrudan doğruya karşı karşıya gelir. (II) Okur bu yolla öykü veya roman kişisini, kendi cümleleriyle ve birinci elden tanımış olur. (III) İç monologda kişi, belli bir düzen çerçevesinde konuşur. (IV) Cümleler akla ve dil bilgisi kurallarına uygundur. (V) Dil, oldukça doğal ve yalındır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangileri arasında yargı-gerekçe ilişkisinden söz edilebilir?
A) I. ve II.   B) II. ve III.   C) II. ve IV.   D) III. ve V.   E) IV. ve V.
 
39. Dışarıda tatlı bir kar sessizliği (I)… Beyaz yorganıyla çıkagelen kış (II), Batı Karadeniz ormanlarındaki yaprakların sonbahar renklerini kıskanmış olabilir mi acaba (III)? Olsun, buralar kış gelince de kar altındaki uçsuz bucaksız ormanları (IV); dağları, dereleri, buz tutmuş gölleri ve taş damlı yayla evleriyle bir masal âlemine dönüşüyor (V).
Bu parçadaki numaralanmış noktalama işaretlerinden hangisi yanlış kullanılmıştır?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.
 
40. Bazı tarihî roman yazarları, tarihi bir zevk edinmiş olan, sanatçılara kaynak olarak gösteren ve kendileri de küçük denemeler yapmış olan Ahmet Refik Altınay ve Reşat Ekrem Koçu'nun açtığı yolda yazmışlardır. Asıl gayeleri tarihe karşı ilgi uyandırmaktır. Bu yazarlar, genel olarak büyük bir yazar olma iddiasında değildirler. Okuyucunun psikolojisini çok iyi bilirler, buna dayanarak onların hoşuna giden tarzda yazarlar.
Bu parçada sözü edilen tarihî roman yazarlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?
A) Ekonomik kaygılarla hareket ettikleri
B) Okuru bilinçlendirmeyi amaçladıkları
C) Okurun dikkatini tarih alanına çekmeye çalıştıkları
D) Geniş kitlelere seslenmeyi hedefledikleri
E) Tarihî gerçekleri olduğu gibi anlattıkları
 
CEVAP ANAHTARI
1-D  2-B  3-B  4-D  5-B  6-E  7-B  8-B  9-B  10-D  11-E  12-C  13-D  14-B  15-C  16-C  17-A  18-E  19-D  20-A  21-D  22-E  23-C  24-D  25-E  26-D  27-C  28-D  29-C  30-E  31-E  32-C  33-B  34-E  35-B  36-A  37-E  38-A  39-D  40-C