Anlamsal Anlatım Bozuklukları

Sponsorlu Bağlantılar

1. Gereksiz Sözcük Kullanımı

Aynı kavramı veya varlığı karşılayan birden fazla sözcüğün, işlevi olmayan bir sözcüğün veya ekin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur. Ayrıca bir sözcüğün anlamının aynı cümlede başka bir sözcük içinde bulunması da anlatım bozukluğuna yol açar. Bu tür anlatım bozuklukları genellikle, aynı sözcüğün Türkçesinin yabancı dillerden gelen karşılığıyla aynı cümle içinde kullanılmasıyla oluşur.

Birbirimizin fikir ve görüşlerine saygı duymalıyız.

Bu cümlede, “fikir” ve “görüş” sözcükleri aynı anlama geldiğinden, gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yapılmıştır.

Ben merhameti de acımayı da dedemden öğrendim.

Bu cümlede, “merhamet” ve “acıma” sözcükleri aynı anlama geldiğinden, gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yapılmıştır.

Dün akşam fotoğraflara bakarken aklıma eski geçmiş günlerim geldi.

Bu cümlede, “eski” ve “geçmiş” sözcükleri eşanlamlı değildir. Ancak “geçmiş” sözcüğünün içinde “eski” anlamı var olduğundan, cümlede “eski” sözcüğünün kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

Onunla aramızdaki görüş ayrılığının sebebinin neden kaynaklandığını hâlâ anlamış değilim.

Bu cümlede, “sebep” ve “neden kaynaklandığını” sözcükleri aynı anlama geldiğinden, gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yapılmıştır. Bu cümledeki anlatım bozukluğu, cümle “Onunla aramızdaki görüş ayrılığının neden kaynaklandığını hâlâ anlamış değilim.” şeklinde düzeltilerek giderilebilir.

Sınavdan düşük not almasının nedeni, derslerine günü gününe çalışmamasındandır.

Bu cümlede, “çalışmamasındandır” sözcüğündeki “-dan” durum ekinde “neden” sözcüğünün anlamı bulunduğundan, bu durum gereksiz sözcük kullanımına yol açmıştır. Bu cümle, “Sınavdan düşük not almasının nedeni, derslerine günü gününe çalışmamasıdır.” veya “Sınavdan düşük not alması, derslerine günü gününe çalışmamasındandır.” şeklinde düzeltilebilir.

Annem, ilk konuşmaya başladığım zaman üç yaşında olduğumu söyledi.

Bu cümlede, “konuşmaya başladığım zaman” söz öbeğinde “ilk” sözcüğünün anlamı bulunduğundan, bu durum gereksiz sözcük kullanımına yol açmıştır.

Usta sanatçı, son yapıtını, yaşamında edindiği deneyimlerinden yola çıkarak kaleme almış.

Bu cümlede geçen “deneyim” sözcüğünün tanımı, “kişinin belli bir sürede veya yaşamı boyunca edindiği ilgilerin tamamı”dır. Bu durumda, cümledeki “yaşamında edindiği” sözü gereksiz kullanılmış ve anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Bu cümle, “Usta sanatçı, son yapıtını, deneyimlerinden yola çıkarak kaleme almış.” şeklinde düzeltilebilir.

Maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, futbolculardaki heyecan gittikçe artıyordu.

Bu cümlede, “yaklaştıkça” sözcüğünde “gittikçe” sözcüğünün anlamı bulunduğundan, bu durum gereksiz sözcük kullanımına yol açmıştır. Bu cümle, “Maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, futbolculardaki heyecan artıyordu.” şeklinde düzeltilebilir.

Her yaz buraya gelmekteki amacım, yılın yorgunluğunu biraz olsun üzerimden atabilmek içindir.

Bu cümlede, “amaç” sözcüğünün anlamı “için” sözcüğünde bulunduğundan, bu durum gereksiz sözcük kullanımına yol açmıştır. Bu cümle, “Her yaz buraya gelmekteki amacım, yılın yorgunluğunu biraz olsun üzerimden atabilmektir.” ya da “Her yaz buraya gelmem, yılın yorgunluğunu biraz olsun üzerimden atabilmek içindir.” şeklinde düzeltilebilir.

Aşağıda, aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını içeren cümleler yer almaktadır. Bu cümlelerde aynı anlama gelen sözcükler ayraç içinde gösterilmiştir.

Mahallemizdeki varlıklı ve zengin insanlar, fakirlere her zaman yardım ederdi, (varlıklı = zengin)
Sınavın başlamasına henüz daha yarım saat var. (henüz = daha)
Bu problemi çözmek için başka bir alternatif seçeneğimiz yok gibi. (alternatif = seçenek)
Yaşamınızdaki monotonluktan kurtulmak için, örneğin birkaç arkadaşınızla piknik yapabilirsiniz mesela. (örneğin = mesela)
İşçiler, bu maden ocağında oldukça güç ve zor şartlar altında çalışıyorlardı. (güç = zor)
Gerçek sanatçı, yapıtlarıyla ilgili eleştiri ve tenkitleri dikkate almalıdır. (eleştiri = tenkit)
Konsere yaklaşık on bin civarında müziksever katılmış. (yaklaşık = civarında)

Aşağıda, bir sözcüğün anlamının aynı cümle içinde başka bir sözcükte bulunmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını içeren cümleler yer almaktadır. Anlatım bozukluklarının açıklaması ayraç içinde gösterilmiştir.

Okulun basketbol takımında, boyu en kısa oyuncu bendim. (Cümlede, “boyu” sözcüğünün anlamı “kısa oyuncu” sözünde vardır.)
Son yıllarda ülkemizde üretilen birçok ev eşyası dışarı ihraç ediliyor. (Cümlede, “dışarı” sözcüğünün anlamı “ihraç ediliyor” sözünde vardır.)
Yardımsever insanlar, karşılıksız bağışlarıyla, yoksul öğrencilerin okumasına katkıda bulunuyor. (Cümlede, “karşılıksız” sözcüğünün anlamı “bağışlarıyla” sözünde vardır.)

2. Yanlış Anlamda Sözcük Kullanımı

Anlam veya yazım bakımından birbirine yakın olan sözcüklerin, birbirlerinin yerine kullanılmasından kaynaklanır. Bu tür anlatım bozukluklarını fark edebilmek için sözcüklerin anlamlarına ve kullanım alanlarına dikkat etmek gerekir.

Sayın seyirciler, bültenimizi çok üzgün bir haberle noktalıyoruz.

Bu cümlede, “üzgün” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “üzgün”, “üzülmüş, üzüntü duymuş” demektir ve insan için kullanılır; dolayısıyla cümledeki “üzgün” sözcüğü “haber” sözcüğünün sıfatı olarak kullanılamaz. Bu cümlede anlatılmak istenen “haber”in “üzüntü verdiği, acıklı olduğu”dur. Bu nedenle “üzgün” sözcüğü yerine “üzücü” sözcüğü getirilmelidir.

Pazarda bazı sebze ve meyvelerin fiyatları oldukça pahalıydı.

Bu cümlede, “pahalıydı” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “pahalı”, “fiyatı yüksek olan” demektir ve mal, eşya için kullanılır; dolayısıyla “pahalı” sözcüğü “fiyat” sözcüğünün sıfatı olarak kullanılamaz. Bu cümlede anlatılmak istenen “fiyat”ın “fazla olduğu”dur. Bu nedenle “pahalıydı” sözcüğü yerine “yüksekti’ sözcüğü getirilmelidir.

Dün akşamki programın sonucunda, okul müdürümüz duygusal bir konuşma yaptı.

Bu cümlede, “sonucunda” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “sonuç”, “bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice” demektir; cümlede bu sözcükle “programın bitimi, nihayeti” anlatılmak istenmiş, dolayısıyla sözcük yanlış anlamda kullanılmıştır. Bu nedenle “sonucunda” sözcüğü yerine “sonunda” sözcüğü getirilmelidir.

Soğuk havalarda sıkıca giyinmemesi hastalanmasına katkıda bulundu.

Bu cümlede, “katkıda bulundu” sözü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “katkıda bulunmak”, “bir şeyin oluşmasına, gelişmesine veya gerçekleşmesine yardım etmek” demektir ve olumlu durumlar için kullanılır; “hastalanmak” olumlu bir durum olmadığından katkıda bulundu” sözü yerine, olumsuz durumlar için kullanılan “sebep oldu, neden oldu, yol açtı” sözlerinden biri getirilmelidir.

Bizi lafa tuttun, senin sayende son otobüsü de kaçırdık.

Bu cümlede, “sayende” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “sayende”, “yardımınla, katkınla” demektir ve olumlu durumlar için kullanılır; “otobüsü kaçırmak” olumlu bir durum olmadığından “sayende” sözcüğü yerine, olumsuz durumlar için kullanılan “yüzünden” sözcüğü getirilmelidir.

Yazar ve şairler arasında, bu tür görüş ayrıcalıklarının olması çok doğal bir durumdur.

Bu cümlede, “ayrıcalıklarının” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “ayrıcalık”, “başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu, imtiyaz” demektir; cümlede bu sözcükle “bir görüş veya düşüncede farklı değerlendirmede bulunma, farklı düşünme” anlatılmak istenmiştir. Bu nedenle “ayrıcalıklarının” sözcüğü yerine “ayrılıklarının” sözcüğü getirilmelidir.

Aşağıda yanlış anlamda sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu içeren cümleler yer almakla tadır. Ayraçlı bölümlerde bu cümlelerdeki anlatım bozukluklarının nasıl giderilebileceği gösterilmiştir.

Bu şehirdeki evlerin değeri geçen yıla göre yüzde yüz çoğaldı. (çoğaldı sözcüğü yerine arttı sözcüğü getirilerek)
Küçük çocuğun saçları bir hayli büyümüştü. (büyümüştü sözcüğü yerine uzamıştı sözcüğü getirilerek)
Belediye otobüslerinin yolcu taşıma fiyatları yeniden belirlendi. (fiyatları sözcüğü yerine ücretleri sözcüğü getirilerek)
Ünlü sanatçı, ölüm yıldönümünde mezarı başında törenlerle kutlandı. (kutlandı sözcüğü yerine anıldı sözcüğü getirilerek)
Bu yazarımız, elli yıllık yaşantısında yirmi roman, bir o kadar da oyun ortaya koymuştur. (yaşantısında sözcüğü yerine yaşamında sözcüğü getirilerek)
Ben, öğrencilerine onun kadar bağımlı bir öğretmen görmedim. (bağımlı sözcüğü yerine bağlı sözcüğü getirilerek)
Usta şair, ilk şiirlerini 1950 – 1955 tarihleri arasında kaleme atmış. (tarihleri sözcüğü yerine yılları sözcüğü getirilerek)
Genç sanatçı, 27 Temmuz 1981 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiş. (yılında sözcüğü yerine tarihinde sözcüğü getirilerek)
İş başvurusunda, benden öğretim durumumu gösteren bir belge istediler. (öğretim sözcüğü yerine öğrenim sözcüğü getirilerek)
Kurumumuzda, yönetmenlik gereği, on sekiz yaşından küçük işçi çalıştıramıyoruz. (yönetmenlik sözcüğü yerine yönetmelik sözcüğü getirilerek)
Bugün, şehrin bazı bölgelerinde, kısa süreli bir elektrik kısıntısı yapılacakmış. (kısıntısı sözcüğü yerine kesintisi sözcüğü getirilerek)

Not: Atasözleri ve deyimler, kalıplaşmış sözler olduğu için, eşanlamlı/arıyla bile olsa bunlardaki sözcüklerin değiştirilmesi ve atasözleri ile deyimlerin, anlamına uygun olmayan yerlerde kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Besle kargayı, çıkarsın gözünü.

Bu atasözünde “oysun” sözcüğü yerine “çıkarsın” sözcüğünün kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

Çocuklarının okuması için elinden geleni ardına koymazdı.

Bu cümlede, “elinden geleni ardına koymamak” deyimi yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü bu deyim, “yapabileceği bütün kötülükleri yapmak” anlamına gelmektedir. Oysa cümlede bir iyilikten söz edilmektedir. Bu nedenle cümlede “gücünün yettiği kadarını yapmak” anlamına gelen “elinden geleni yapmak” deyimi kullanılmalıdır.

3. Yanlış Yerde Sözcük Kullanımı (Sözdizimi Yanlışlığı)

Cümlede, bir sözcüğün gerektiği yerde kullanamamasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur. Bu anlatım bozukluğu, genellikle, zarf olarak kullanılması gereken sözcüklerin sıfat olarak; sıfat olarak kullanılması gereken sözcüklerin zarf olarak kullanılması durumunda ortaya çıkar.

Bugün işe gitmedim, bütün gün bomboş evde oturdum.

Bu cümlede, “bomboş” sözcüğü yanlış yerde kullanılmıştır. Çünkü cümlede anlatılmak istenen “evin bomboş olduğu” değil; “evde bomboş oturulduğu”dur. Bu nedenle “bomboş” sözcüğü “oturdum” sözcüğünün önüne getirilerek cümle, “Bugün İşe gidemedim, bütün gün evde bomboş oturdum.” şeklinde düzeltilmelidir. Ayrıca, yukarıdaki açıklamada da söz edildiği gibi, “bomboş” sözcüğünün “evde” sözcüğünün önüne getirildiğinde “sıfat”, “oturdum” sözcüğünün önüne getirildiğinde “zarf” olarak kullanıldığına dikkat edilmelidir.

Mağazamızdan aldığınız eşyalar, aynı günde ücretsiz adresinize getirilir.

Bu cümlede, “ücretsiz” sözcüğü yanlış yerde kullanılmıştır. Çünkü cümlede anlatılmak istenen “adresin ücretsiz olduğu” değil; “getirilme işinin ücretsiz yapıldığadır. Bu nedenle “ücretsiz” sözcüğü “getirilir” sözcüğünün önüne getirilerek cümle, “Mağazamızdan aldığınız eşyalar, aynı günde adresinize ücretsiz getirilir.” şeklinde düzeltilmelidir.

Kitap fuarları, yazın adamlarının okurla daha çok tanışmasına olanak sağlıyor.

Bu cümlede, “daha çok” sözcüğü yanlış yerde kullanılmıştır. Çünkü cümlede anlatılmak istenen “daha çok tanışmak” değil; “daha çok okurla tanışmak ‘tır. Bu nedenle “daha çok” sözcüğü “okurla” sözcüğünün önüne getirilerek cümle, “Kitap fuarları, yazın adamlarının daha çok okurla tanışmasına olanak sağlıyor.” şeklinde düzeltilmelidir.

İhtiyar, çok güneşte kaldığından hastalanmış.

Bu cümlede, “çok” sözcüğü yanlış yerde kullanılmıştır. Çünkü cümlede anlatılmak istenen “çok güneş” değil; “güneşte çok kalmak”tır. Bu nedenle “çok” sözcüğü “kaldığından” sözcüğünün önüne getirilerek cümle, “İhtiyar, güneşte çok kaldığından hastalanmış.” şeklinde düzeltilmelidir.

Not: Günlük yaşamda, “İlk” ve “her” sözcüklerinin yanlış yerde kullanımından kaynaklanan birçok anlatım bozukluğu yapılmaktadır.

Aşağıdaki cümlelerin birincisinde, sözcüğün yanlış yerde kullanımı; ikincisinde, doğru yerde kullanımı gösterilmiştir.

Uyandığımda ilk aklıma sen geliyorsun.
Uyandığımda aklıma ilk sen geliyorsun.
Hastanede beni ziyaret eden, ilk annem oldu.
Hastanede beni ilk ziyaret eden, annem oldu.
Yollarda her Allah’ın günü kaza oluyor.
Yollarda Allah’ın her günü kaza oluyor.
Dedem, her yardıma muhtaç insana el uzatırdı.
Dedem, yardıma muhtaç her insana el uzatırdı.

Aşağıda, yanlış yerde sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu içeren cümleler yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu cümlelerdeki anlatım bozukluklarının nasıl giderildiği gösterilmiştir.

Dün akşam, haberlerde, tekrar tekrar yıkılan tarihi köprünün görüntüleri yayımlandı.
Dün akşam, haberlerde, yıkılan tarihi köprünün görüntüleri tekrar tekrar yayımlandı.
Çocuklar, hazırlıksız yağmura yakalanınca eve gelene kadar sırılsıklam olmuşlar.
Çocuklar, yağmura hazırlıksız yakalanınca eve gelene kadar sınlsıklam olmuşlar.
Göremediğimiz toprak içinde yaşayan canlılarla ilgili birçok araştırma yapılmış.
Toprak içinde yaşayan göremediğimiz canlılarla ilgili birçok araştırma yapılmış.
Uzmanlar, sürücülerin uykusuz yola çıkmamaları gerektiğini söylüyor.
Uzmanlar, sürücülerin yola uykusuz çıkmamaları gerektiğini söylüyor.
Bu şehirde, kış gecelerinde devamlı elektrikler kesilirdi.
Bu şehirde, kış gecelerinde elektrikler devamlı kesilirdi.

4. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanımı

Bir cümlede, anlam bakımından birbiriyle ters düşen sözcüklerin veya sözlerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarıdır. Genellikle, kesinlik anlamı içeren bir sözcükle olasılık anlamı içeren bir sözcüğün aynı cümlede kullanılmasıyla ortaya çıkar.

Annemler, son vapuru da kaçırmış, eminim bu akşam buraya gelemezler galiba.

Bu cümlede, “eminim” sözcüğü kesinlik; “galiba” sözcüğü olasılık anlamı taşıdığından, bu sözcükler anlamca çelişmektedir. Dolayısıyla anlamca çelişen bu sözcüklerin aynı cümle içinde kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

Not: Bu tür anlatım bozukluğu olan cümleler olasılık ya da kesinlik anlamı yüklenerek iki şekilde düzeltilebilir.

“Hava çok soğuk, mutlaka sizler de üşüyor olmalısınız.”

Bu cümlede “mutlaka” kesinlik, “olmalısınız” sözcüğü olasılık anlamı taşıdığından, bu sözcükler anlamca çelişmektedir. Bu cümledeki anlatım bozukluğu, cümleye “Hava çok soğuk, sizler de üşüyor olmalısınız.” şeklinde olasılık anlamı yüklenerek ya da “Hava çok soğuk, mutlaka sizler de üşüyorsunuzdur.” şeklinde kesinlik anlamı yüklenerek giderilebilir.

Aşağıda, anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu içeren cümleler yer almaktadır. Ayraçtı bölümlerde anlamca çelişen sözcükler gösterilmiştir.

Bu adam, sanıyorum bizden kesinlikle bir şeyler saklıyor. (sanıyorum – kesinlikle)
Sanatçı sahneye çıkınca, herkes yerinden usulca fırlayıverdi. (usulca – fırlayıverdi)
Otobüsünüz, tam olarak yaklaşık bir saat sonra gelir. (tam olarak – yaklaşık)
Çocuk, fısıldayarak annesine yüksek sesle bir şeyler söyledi. (fısıldayarak – yüksek sesle)

5. Sıralama ve Mantık Yanlışlığı

Cümlede, dile getirilen durum veya olayların önem sırasına göre söylenmemesinden ya da mantık bakımından tutarsızlık bulunmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarıdır.

Uçaklar, hareket saati geldiğinde bir saniye şöyle dursun, bir dakika bile beklemez.

Bu cümlede, “bir dakika” ve “bir saniye” sözcükleri önem sırasına göre söylenmediğinden anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Çünkü “bir dakika”, “bir saniye”ye göre daha uzun bir zaman dilimidir. Dolayısıyla bu cümledeki anlatım bozukluğu “Uçaklar, hareket saati geldiğinde bir dakika şöyle dursun, bir saniye bile beklemez, şeklinde giderilebilir.

İki ay sonra düzenleyeceğimiz etkinlikleri, üyelerimize anımsatmak için dün akşam bir toplantı yaptık.

Bu cümlede, “anımsatmak” sözcüğü mantık yanlışlığına yol açmıştır. Çünkü “anımsatmak” sözcüğü, geçmişte gerçek-leşmiş durum veya olaylar için kullanılır. Yani daha gerçekleşmemiş bir durum veya olay için “anımsatmak” sözcüğünün kullanılması, mantık bakımından doğru değildir. Dolayısıyla bu cümledeki anlatım bozukluğu “İki ay sonra düzenleyeceğimiz etkinlikleri, üyelerimize açıklamak için dün akşam bir toplantı yaptık.” şeklinde giderilebilir.

Aşağıda, sıralama ve mantık yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozuklukları içeren cümleler yer almaktadır. İkinci cümlelerde bu cümlelerdeki anlatım bozukluklarının nasıl giderildiği gösterilmiştir.

Bu feci kazada ölebilirdin; hatta sakatlanabilirdin.
Bu feci kazada sakatlanabilirdin; hatta ölebilirdin.
O, bırakın gümüş madalyayı altın madalya bile alamaz.
O, bırakın altın madalyayı gümüş madalya bile alamaz.
Nisan ve mayıs, yılın en güzel aylarından biridir.
Nisan ve mayıs, yılın en güzel aylarındandır.
Alanında ilk olan gösteriye katılım rekor düzeydeydi.
Alanında ilk olan gösteriye katılım yüksek düzeydeydi.

6. Anlam Belirsizliği (Karışıklığı)

Tamlayanı ikinci tekil (senin) veya üçüncü tekil (onun) kişi adılı olan tamlamalarda tamlayan düştüğünde; tamlananın ikinci tekil kişiye mi, yoksa üçüncü tekil kişiye mi ait olduğunun anlaşılmamasından ya da bir cümlenin yapısından dolayı iki anlama gelecek şekilde, oluşturulmasından kaynaklanır.

Okuldan ayrılacağını duyunca hepimiz çok üzüldük.

Bu cümlede, “ayrılacağını” sözcüğünün tamlayanı düştüğü için cümle hem “Okuldan senin ayrılacağını duyunca hepimiz çok üzüldük.” hem de “Okuldan onun ayrılacağını duyunca hepimiz çok üzüldük.” şeklinde iki türlü anlaşılabilmektedir. Bu durum, cümlede anlam belirsizliğine yol açmaktadır.

Buraya geldiğinden beri bütün köylünün keyfi kaçtı.

Bu cümlede, özne belirtilmediği için cümle, hem “Sen buraya geldiğinden beri bütün köylünün keyfi kaçtı.” hem de “O buraya geldiğinden beri bütün köylünün keyfi kaçtı.” şeklinde iki türlü anlaşılabilmektedir. Bu yüzden, cümlede anlam belirsizliği vardır.

Buralara kadar gelip de bize uğramadan döndüğünü duyunca kulaklarıma inanamamıştım.

Bu cümlede, “döndüğünü” sözcüğünün tamlayanı düştüğü için cümle hem Senin, buralara kadar gelip de bize uğramadan döndüğünü duyunca kulaklarıma inanamamıştım.” hem de “Onun, buralara kadar gelip de bize uğramadan döndüğünü duyunca kulaklarıma inanamamıştım.” şeklinde iki türlü anlaşılabilmektedir. Bu durum, cümlede anlam belirsizliğine yol açmaktadır.

Kitap okumaya, dostlarımdan daha çok vakit ayırırım.

Bu cümlede, cümleyi söyleyen kişinin, hem “kitap okumaya ayırdığı vakit bakımından kendisini dostlarıyla kıyasladığı” hem de “kitap okumaya ayırdığı vaktin, dostlarına ayırdığı vakitten daha çok olduğu” anlaşılabilmektedir. Bu yüzden, cümlede anlam karışıklığı vardır.

Not: Anlam belirsizliği ile ilgili sorularda, “anlam belirsizliği” ya da “anlam karışıklığı” ifadesi mutlaka bulunur.

Anlatım Bozuklukları Çözümlü Örnekler İçin Tıklayın!


Sponsorlu Bağlantılar


Etiketler: , , , ,

Sponsor Bağlantılar

20 YORUM VAR “Anlamsal Anlatım Bozuklukları”

Hocam sağolun.

Teşekkürler.

Daha çok örnek verseniz daha iyi olur.

Dil ve anlatımda en zor konu bu konu :(

Bu örnekler performans ödevinde bana yardımcı oldu çok teşekkür ederim :)

Çok faydalı oldu bana da.

Çok teşekkürler performans ödevim süper oldu :) .d

Teşekkür ederim.

İyi anladım, umarım sınavda da yapabilirim.

Güzel ve anlaşılır bir anlatım olmuş.

Teşekkürler :)

Çok uzun be :p

Sağolun hocam.

İdare eder.

Eşref Çelik | 6 Mayıs 2014 Saat 21:28

Güzeldi ama daha iyisi olabilir.

Güzel anlatılmış.

Çok iyi anlatılmış.

Çok teşekkür ederim, ödevim çok güzel oldu.

Birçok yerde kullanılan “Küçük çam ağacının arkasına saklandı.” cümlesinde belirsizlik yok.

Daha kısa olabilirdi.

YORUM BIRAKIN:

İsim (Gerekli):
E-Mail (Yayınlanmayacak-Gerekli):
Yorumunuz: