1993 ÖYS Türkçe Soruları

Sponsorlu Bağlantılar

1. —- söylemek gerekirse, bu sanatçının başarısı, işlediği konulardan değil, en geniş kapsamlı bir düşünceyi, en az sözcükle anlatabilme gücünden doğmaktadır.
Bu cümlenin başına aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) Açıkça
B) Özetle
C) Kısaca
D) Şöyle
E) Kestirmeden

2. Yaşamımızda çok önemli bir yeri olan ekmek sözcüğü pek çok deyimde kullanılmaktadır. Örneğin, geçim sağlayacak bir iş bulmanın zorluğunu anlatmak için (I)”ekmek aslanın ağzında”, kendisi çalışmayıp başkasının kazancıyla geçinme durumu için (II)”ekmek elden su gölden” deriz. Geçimini sağlama da çok becerikli olmayı (III)”ekmek kapısı” deyimiyle karşılarız. (IV)”Ekmeğine göz dikmek” deyimiyle, birinin geçimini sağlayan işi elinden almaya çalışmayı anlatmak isteriz. Bir kişinin geçimini sağlamak için çalışmasına da (V)”ekmek kavgası” deriz.
Bu parçada numaranmış deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
 
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir karşılaştırma yapılmıştır?
A) Ünlü masal kahramanı Heidi’nin oradan oraya koşturduğu Alpler ile hemen hemen aynı güzelliğe sahip bir yayladayız.
B) Çocukluğumun pazen pijamalarına desen olmuş kır çiçekleri, orman gülleri yol kenarlarına gizlice serpiştirilmiş.
C) Burada doğayla kucak kucağa, yapayalnız, özgür, güçlü ve huzurlusunuz.
D) Şenliklerle, hele genç kızların dilinde coşkuyla akıp giden sevda türküleriyle bir başka güzeldir yaylalar.
E) Bir yanda olanca maviliğiyle deniz, bir yanda başı karlı dağlar ve yeşilin bin bir tonu…
 
4. (I) Sabahları erkenden kalkılır. (II) Yataklar kaldırılır. (III) Topluca kahvaltı edilir. (IV) Ardından kabak çiçeği toplamaya gidilir. (V) Çiçekler güneş doğmadan önce toplanır. (VI) Yoksa hemen akşam sefaları gibi kaparlar ağızlarını.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi kendisinden önceki cümlede bildirilen işin nedenini açıklamaktadır?
A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.
 
5. Aşağıdaki sıralı cümlelerin hangisinde, ikinci cümle birincinin yorumudur?
A) Ayrıntıları iyi seçiyor, bunları ustaca kullanıyor.
B) İkide bir karşıma çıkıyor, sanki beni izliyor.
C) Bu gömleğin rengi hoşuma gitmedi, ötekini beğendim.
D) Onlara gülüp geçmek istiyorum, olmuyor.
E) Koluma giriyor, başlıyor konuşmaya.
 
6. Sanat, toplumdaki bireylerin çoğunluğunu dikkate alarak onların çizgisine inmemeli, tersine hep biraz önden gitmelidir.
Bu cümlede sanatla ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Toplumdaki belli bir kesime seslenmeli, sanatçının düşüncelerini halka yaymalıdır.
B) Toplum düzeyinin altına düşmemeye çalışmalı, herkese seslenmelidir.
C) Toplumdaki bireylerin düzeyini göz önünde tutarak onlara ulaşmaya çalışmalıdır.
D) Toplum düzeyinin üstünde olmalı, topluma yol göstermelidir.
E) Toplumu yönlendirmekten çok, bireylerin beğeni düzeyini yükseltmelidir.
 
7. Bu roman, aradan geçen bunca yıla karşın konusuyla, anlatımıyla hâlâ genç.
Bu cümlede anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Romanda, günlük, sıradan olayların anlatımında bile özgün ve çarpıcı bir dil kullanılıyor.
B) Günümüzdeki toplumsal sorunlar, romanda herkesin anlayacağı bir dille ele alınıyor.
C) Roman, hem anlatılanlar hem de bunların anlatılışı bakımından güncelliğini koruyor.
D) Romanın dilindeki yalınlık, geçmişteki olayların anlaşılmasını kolaylaştırıyor.
E) Romanda, günümüzün olayları geçmişle bağlantı kurularak değişik bir anlatımla yansıtılıyor.
 
8. I. Eleştirmenler bir yapıtı anlamak ve anlatmak yerine, yapıttan yola çıkarak çeşitli konulardaki düşüncelerini dile getiriyorlar.
II. Aynı yapıtı eleştirenlerden birinin öne sürdüğü düşünceler ötekininkiyle çelişebilir.
III. Eleştirmenlerin eleştiri adı altında ürettikleri, yalnızca kendi dünya görüşleri, kendi deneyimleridir.
IV. Eleştirmenler kanıtlanması güç birtakım düşünce kalıplarını ortaya koyuyorlar.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.
B) I. ve III.
C) I. ve IV.
D) II. ve III
E) III. ve IV.
 
9. (I) Halk şiirinde şair, kendini özentiye, yapaylığa kaptırmaz. (II) Yasamda ve doğada gördüklerini soyutluktan uzak bir söyleyişle anlatır o. (III) Sevinçlerini, acılarını, olayların kendisi üzerindeki etkilerini, duyduğu gibi belirtmek ister. (IV) içtenlik, kolay ve hazırlıksız söyleyiş, halk şiirinin en üstün niteliğidir. (V) Özgün olması ve Türk ruhunu yansıtması bakımından ulusal karakter taşıyan bir şiirdir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi,”Halk şiirinin başta gelen özelliği doğallık ve somutluktur.” yargısıyla ilgili değildir?
A) V. B) IV. C) III. D) II. E) I.
 
10. (I) Hececiler, Türk şiirinde M. Emin Yurdakul ve Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın açtığı yolu genişletmeye çalışmışlardır. (II) Halk şiirinin renkli dünyasına bu şiirin dış yapısını, özellikle de ölçü ve uyak düzenini benimseyerek ulaşmayı amaçlamışlardır. (III) Dil açısından açık, arı bir söyleyişe yönelmişlerdir. (IV) Taklitten yola çıktıkları, duygu evrenlerini yenileyip çağdaş değerlerle donatmadıkları için şiirselliği bir türlü yakalayamamışlardır. (V) Şiirlerindeki tekdüzelilik, kalıplaşmışlık da bundandır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden başlayarak Hececilerin şiirine yönelik olumsuz bir yaklaşım söz konusudur?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
 
11. (I) Arkadaşınızla (II) sizi (III) Kızılay’da (IV) otobüs durağında (V) gördüm.
Bu cümlede zamanı vurgulamak için “dün” sözcüğünün, numaralanmış yerlerin hangisine getirilmesi uygun olur?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
 
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük türetilirken bir ünlü kaybına uğramıştır?
A) Bu çiçeğin yaprakları çok çabuk sararmış.
B) Geçen yıl dikilen bu elbise iyice daralmış.
C) Uykusuzluktan gözlerinin altı morarmış.
D) Kilo alınca yanakları iyice pembeleşmiş.
E) Saçları son aylarda çok beyazlaşmış.
 
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “üstünlük” bildiren bir belirteç (zarf) vardır?
A) Yol yapım çalışmaları büyük bir hızla ilerliyor.
B) Burada göç, daha çok, büyük merkezlere doğrudur.
C) Kentlere doğru büyük bir nüfus hareketi görülmektedir.
D) Burası, nüfus bakımından ikinci büyük kentimizdir.
E) Nüfus planlamasıyla ilgili büyük sorunlarımız vardır.
 
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansımadan doğmuş bir sözcük vardır?
A) Yağmurdan sonra, sokakları seller götürdüğünden uzun süre karşıya geçemedik.
B) Dünkü fırtına, ağaçlarda ne meyve ne de yaprak bıraktı.
C) Öğretmenin, çocuklara bağırmaktan nefesi tükenmiş, sesi kısılmıştı.
D) Açık kalan musluğun şırıltısından bütün gece uyuyamadım
E) Konuşurken o kadar heyecanlandı ki sesinin titremesini engelleyemedi.
 
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir ad takımı arasına, tamlananın sıfatı girmiştir?
A) Yeni aldığı güneş gözlüğünü kaybetmiş.
B) Mavi çizgili gömleğinin düğmesi kopmuş.
C) Ağacın pencereye değen dallarını kesmek gerekiyor.
D) Dün, uzun süredir görmediğim bir okul arkadaşıma rastladım.
E) Senin önerdiğin kitabı bir türlü alıp okuyamadım.
 
16. Aşağıdaki dizelerin hangisinde birden çok nesne vardır?
A) Sevdamın avucunu bastırıyorum geceye.
B) Ben seni unutmak için sevmedim.
C) Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim?
D) Gözlerinden içti gönlüm neşeyi.
E) Seni, sesini, gözlerinin rengini unutabilsem!
 
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne ortaktır.
A) Hava soğumuştu, kar yağmaya başlamıştı.
B) Yol çok uzundu, yürümekle bitecek gibi değildi.
C) Aradan üç yıl geçmişti, kimse arayıp sormamıştı.
D) Soluk benizliydi, başında eski bir kasket vardı.
E) Yaşlı biriydi, mahallede onu herkes seviyordu.
 
18. Aşağıdakilerin hangisinde, yan cümlecik, temel cümleciğin nesnesi görevindedir?
A) Bu sözü söylemiş olabileceğini sanmıyorum.
B) Bunun, yerinde bir karar olduğundan kuşkuluyum.
C) Onun hakkında söylenenlere inanmadım.
D) Bizimle geleceğine çok sevindim.
E) Söz verdiğim için gitmeliyim.
 
19. Genç yaşında öykü alanında isim yapmış ve türün parlak örneklerini vermiş olan yazar, kahramanlarını her gün karşılaşabileceğimiz kişiler arasından seçmiştir.
Bu cümlenin öğeleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Nesne, dolaylı tümleç, özne, yüklem
B) Nesne, özne, dolaylı tümleç, yüklem
C) Özne, zarf tümleci, nesne, yüklem
D) Özne, nesne, dolaylı tümleç, yüklem
E) Özne, nesne, zarf tümleci, yüklem
 
20. Bihruz Bey, yarım yamalak bir öğrenim görmüş, yirmi üç yirmi dört yaşlarında bir gençtir.
Yukarıdaki cümle ya da onu oluşturan sözcükler dilbilgisi açısından incelendiğinde aşağıdakilerden hangisi yanlış olur?
A) Bileşik isim cümlesidir.
B) Birden çok belgisiz sayı sıfatı vardır.
C) Yükleminde ek-fiilin geçmiş zaman eki vardır.
D) “yarım yamalak” sözü ikilemedir.
E) “öğrenim” sözcüğü fiilden türemiş bir isimdir.
 
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kısaltmalarla ilgili bir yazım yanlışı vardır?
A) Bugün TBMM’nin kuruluş yıldönümü kutlanıyor.
B) TV’de bu akşam güzel bir film var.
C) Öğrenim için ABD’ye gidecek.
D) Üniversite sınavına ODTÜ’de girecekmiş.
E) Kaybolan sınav belgenizi ÖSYM’den alabilirsiniz.
 
22. Cümlede vurgulanması gereken özneden sonra virgül konulur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun olarak kullanılan virgül vardır?
A) O, benim için örnek bir insandı.
B) Adlarımızı, adreslerimizi defterine yazdı.
C) Olayı, benden başka herkes görmüştü.
D) Onun değerini, onu yitirince anlamıştı.
E) En çok sevdiği ağacı, dut ağacını kesmişlerdi.
 
23. Ta çocukluğumdan beri trenleri gören bir evde yaşamak isterdim ( ) Demiryoluna bakan bir pencere ( ) bir balkon ( ) Rayların içinden yürüye yürüye eve gelmenin tadı ( )
Bu cümlede parantezlerle belirtilen yerlere, sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri getirilmelidir?
A) (!) (;) (.) (.)
B) (:) (,) (…) (.)
C) (.) (;) (.) (…)
D) (.) (,) (…) (…)
E) (…) (,) (!) (.)
 
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “de” sözcüğünün atılması anlam değişikliğine yol açar?
A) Oraya uğra da arkadaşının düşüncelerini öğren.
B) Onu hem de bugün aradım.
C) Ne kendi geldi ne de çocuklarını gönderdi.
D) Ben bu öğüdü ona değil de sana vermeliydim.
E) Dün akşam ki toplantıda ben de konuştum.
 
25. (I) Kısa, yalın söyleyiş onun şiirlerinde, sonuna kadar, temel öğelerden biri olarak kaldı, (II) Başlangıçta bütün şairlerce eski şiire bir tepki olarak başvurulan bu yalınlık öğesini, Necatigil bilinçli olarak geliştirdi. (III) Başka şairler onunkilere benzeyen şiirler yazdı. (IV) Onu taklit edilmesi güç, taklit edilince sırıtan bir şiir dili haline getirmeyi başardı. (V) Sonunda “Necatigil şiiri” diye adlandırılan güzel bir ada çıktı ortaya.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır.
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

26. Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp, gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme
B) Tanımlama
C) Tartışma
D) Açıklama
E) Karşılaştırma
 
27. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde betimleme yoktur?
A) Söylenenleri hiç duymuyormuşçasına dalgın, düşünceli bir tavırla işini yapmayı sürdürdü.
B) Artık bahar geldi derken birdenbire hava bozmuş, damlar, sokaklar, kırlar, karla örtülmüştü.
C) Az konuşan, doğruyu söyleyen, söylediğini tartan bir insandı.
D) İçli, çok duygulu bir adamdı, konuşurken hem ağlar hem ağlatırdı.
E) Benim gibi babamın da dedemin de çocukluk ve ilk gençlik günleri bu konakta geçmişti.
 
28. Küf yeşili, yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam, yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı, irkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane sırtıyla minicik bir böcek! Sonra böceğin sırtındaki koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tül gibi yar: saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti.
Bu parçada, ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?
A) Görme
B) Tatma
C) Dokunma
D) İşitme
E) Koklama
 
29. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yerinde kullanılmamış bir sözcük anlatım bozukluğuna yol açmıştır?
A) Başarı sözcüğünün anlamı kişiden kişiye değişir.
B) Her insan, yaptığı işin beğenilmesinden hoşlanır.
C) Sürekli ve düzenli bir çalışma kişiyi başarıya ulaştırır.
D) Önemsenmeyen, gereksiz hatalar başarıyı engeller.
E) Önemsiz gibi görünen ayrıntıların da bir işlevi vardır.
 
30. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Toplumsal yaşamda herkesin uymak zorunda olduğu kurallar vardır.
B) Kâğıt tüketimi bir toplumun gelişmişlik göstergelerinden biridir.
C) Yasalara göre, paranın üzerine yazı yazmak, yırtmak yasaktır.
D) Masanın üzerindeki kâğıtlar, kitaplar birbirine karışmış.
E) Dün aldığı gazeteleri, dergileri hâlâ okuyamadı.
 
31. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Yaşamını zenginleştiren, anlam kazandıran birçok dostu var.
B) Her yıl arkadaşlarıyla Bodrum’a gider, orada uzun bir tatil yapar.
C) Sınıfta kaldığına çok üzüldü, bunu kimseye söyleyemedi.
D) Yolda arkadaşlarıyla karşılaştı, onlara, olanları anlattı.
E) Yeni bir ev aldı, içini istediği gibi döşedi.
 
32. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu yazıyı hazırlamadan önce, yalnızca dergileri değil, gazeteleri de taraman iyi olur
B) Okuduklarının ezberlemek değil, tartışarak özümlenmesini sağlamak gerekir.
C) Bu konuda yetkililerle konuşarak onların görüşlerini almayı düşünüyoruz.
D) Şişmanlıktan kurtulmak için beslenmenize dikkat etmeli, ayrıca düzenli olarak spor yapmalısınız.
E) Çocukların, masal kitaplarından çok, resimli romanlara ilgi duydukları bilinmektedir.
 
33. (I) Yıllar önce, sevdiğim bir şairin, beğendiğim bir kitabını almıştım. (II) Bu kitabı yıllardır özenle saklıyordum. (III) Dün, onu bir kez daha okuyarak anılarımı tazelemek istedim. (IV) Ancak kitabı kitaplığımda nereye koyduğumu bir türlü bulamadım. (V) Ya birine vermiş ya da bir yerlere sıkıştırmış olacağım.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
 
34. Zaman zaman şiir yazıyor ve yayımlıyorum; ama ben şiiri hiçbir zaman köşe yazarlığı gibi düşünmüyorum.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?
A) “şiiri” yerine “şairliği” sözcüğü getirilerek
B) “hiçbir zaman” sözü atılarak
C) “gibi” yerine “olarak” sözcüğü getirilerek
D) “ben” sözcüğü atılarak
E) “düşünmüyorum” yerine “düşünmedim” sözcüğü getirilerek
 
35. Kimi yazarların ve eleştirmenlerin öyküyü, yazarın romana geçmesi için bir çeşit hazırlık, bir kalem alıştırma deneyi saydığını biliyorum. Belki de bu yaygın kanı yüzünden —-.
Düşüncenin akışına göre, bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) yazınımızda, romanı anımsatan uzun öyküler çoğaldı
B) öyküye, romanın kısaltılmış biçimi olarak bakıldı
C) öykü, romana göre daha az değerli bir tür sayıldı
D) bazı ürünlerin öykü mü yoksa roman mı olduğunu belirlemek güçleşti
E) roman ve öykülerde gerçek olaylar anlatılmaya başlandı
 
36. Neden böyle bir şey yapayım? Onun sanatçılığını önemsemeseydim, yönettiğim kitap dizisinin “Yaşayan Şairler ve Yazarlar” bölümünü, onu konu alan bir kitapla başlatır mıydım? Ayrıca o kitabı, onu yakından tanıyan, seven, beğenen bir yazarın hazırlamasını ister miydim?
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine verilmiş bir cevap olabilir?
A) Bu sanatçıyı tanıtırken niçin yakınlarının görüşlerine başvurmadınız?
B) Niçin bu sanatçının bir değer taşımadığını, ciddiye alınamayacağını söylediniz?
C) O sanatçı hakkında niçin kendi düşüncelerinizi açıkladınız?
D) Değerli bulduğunuz sanatçıları niçin yaşayanlarla sınırladınız?
E) Bu sanatçı hakkında niçin bir kitap yayımladınız?
 
37. Her şiir bir tekrardır. Şairin değişmez mizacının, ruh yapısının, biraz değişik bir biçimde, bir kez daha dizelere yansımasıdır. Çünkü bir şairin her şiirinde kendini tamamen yenilemesi, çok zor ya da olanaksızdır bence.
Bu parçada şairlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır?
A) Aynı konuları işlerler.
B) Sözcük seçimine özen gösterirler.
C) Şiirleri eski yazdıklarının bir uzantısıdır.
D) Yaşamları şiirlerini besleyen tek kaynaktır.
E) Yaşamları hep aynı kalır.
 
38. O bize en az bir Batı dilini bilmek gerektiğini sık sık söylerdi. Neden bir Batı dili? Dünyaya açılmak için. Ama bu arada kendi öz dilimizi de ihmal etmeyecektik. Ona göre insan, anadilini ancak bir başka dil öğrenerek daha iyi kavrayabilirdi.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?
A) Bir yabancı dil öğrenmenin önemine
B) Anadili öğrenmenin çaba gerektirmediğine
C) Dillerin birbirine çok benzediğine
D) Anadilini bilmeyenin bir yabancı dili öğrenemeyeceğine
E) Yabancı dil bilmeyen birinin aydın sayılamayacağına
 
39. Hemen hepimiz bir tüketim çılgınlığı içindeyiz. Neyi harcayıp tüketiyoruz? Doğayı, çevremizi… Sonuçta soluk alacağımız ortamı yok ediyoruz; kaynakları bilinçsizce sömürüyor, kurutuyoruz. Bir başka anlatımla insanı tüketiyoruz. Kısacası kaynakları yok ediyoruz; ama sanayi artıklarını yok edemiyoruz.
Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Savurganlığı önlemeye yönelik girişimlerin yetersiz kaldığı
B) Yarınki kuşakların daha çok çalışması gerekeceği
C) Geleceği planlamadan yaşamanın doğru olmadığı
D) Çevreyi koruyacak örgütlerin bulunmadığı
E) Doğanın kirletilerek kaynaklarının ölçüsüzce kullanıldığı
 
40. O, şiirlerini imbikten süzen, haddeden geçiren, biraz tembelce bir ustadır. Hiç çırak olmamıştır. Bütün şiirlerini topladığı tek kitabının, elli yıllık yaşamının balını doldurduğu bir petek olduğunu çoğu kişi bilmez. Bugün doğan çocuklar ve onların torunları, onun şiirlerini bizden daha çok seveceklerdir. Eğer siz de bugüne kadar bu şiirlerin farkında olmamış, tadına varmamışsanız, eksik yaşamışsınız demektir.
Bu parçada sözü edilen şairle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Şiirlerinde söz ve anlam sanatlarına yer verir.
B) Şiirlerinin değeri ilerde daha çok anlaşılacaktır.
C) Şiirleri zevkle okunan çok ünlü bir şairdir.
D) Son şiirleri, ilk şiirlerine göre daha usta işidir.
E) Şiirlerinde değişik temalar işlenmiştir.
 
41. V. Hugo’nun “Gülen Adam” adlı romanını Türkçeye çeviriyordum. Romanda anlamını bilmediğim pek çok sözcükle karşılaştım. Üstelik bu sözcükler, sözlüklerde de yoktu. Sonunda öğrendim ki Hugo bu sözcükleri, Fransızcayı geliştirmek ilk kez bunu romanda kullanmış. Bunu öğrenince çeviriyi bıraktım. Ama o günden sonra Hugo’ya duyduğum saygı daha da arttı. Bundan da öte, bir yazarın anadilli geliştirip onun söz varlığını genişletmedeki sorumluluğunu öğrendim.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
A) Çeviri yaparken bazı kurallara uymak gerektiğinden
B) Yazarların garip davranışlarından
C) Yabancı dilde yazılan yapıtları anlamanın zorluğundan
D) Yazarların dili zenginleştirme çabasından
E) Çeviri yapılan dilin çok iyi bilinmesi gerektiğinden
 
42. Kimi konular sanatçılar arasında sık sık tartışılıyor. Yaşadığını yazmak ya da yazmamak da bunlardan biri. Böyle bir konuyu tartışmaya girişmek bile yersizdir. Herkes yaşadığını yazar. Öyle ki geride büyük yapıtlar bırakmış yazarlara baktığımız zaman, bunların yaşamdan, yaşanmış olaylardan yola çıktığını görürüz. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Çünkü hiç bilmediği bir konuyu, içine hiç girmediği bir çevreyi, hiç tanımadığı insanları nasıl yazabilir kişi?
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazarlar kimi konularda tartışarak gerçeğe ulaşırlar.
B) Sanatçının başarılı olması, başından geçen olayları düş gücüyle biçimlendirmesine bağlıdır.
C) Yaşamı çok iyi tanıyan sanatçılar değişik alanlarda ürün verebilirler.
D) Sanatçı, yaşamdan aldığı konuyu duygularıyla zenginleştirirse yaratıcı olur.
E) Yazarlar yapıtlarında tanık oldukları, gözlemledikleri olay ve durumları yansıtırlar.
 
43. Kalemini ustalıkla kullanmasını bilen yazar için iyi konu, kötü konu yoktur. Çünkü bir öyküyü, bir romanı ilginç kılan, yazarın anlatımı, başka bir deyişle sözcükleri seçme ve kullanma biçimidir. İşlenen olay, ne denli güçlü, etkili, önemli olursa olsun, başarısız, kötü bir yazarın elinde ziyan olur gider. Öyle ki uzatmalar, abartmalar, bayağılaştırmalarla öykü ya da roman çekilmez hale gelir.
Bu parçada öykü ve romanlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Anlatılanların özgün olması gerektiği
B) Ayrıntılara inmenin ustalarca başarılabileceği
C) Üslûbun büyük önem taşıdığı
D) Kısa öykü yazmanın birtakım güçlüklerinin bulunduğu
E) Başarıya ulaşmanın deneyim gerektirdiği
 
44. Eleştirmenlerin sayıca az, yazarların ve kendisini yazar sananların bu kadar bol olduğu ülkemizde, her kitap çıkaran, eleştirmenlerin mutlaka o kitaptan söz etmesini ister. Bunun olanaksız olduğunu aklına bile getirmez. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Üzerinde durmaya değer bir eser yayımlanınca, eleştirmenlerden biri eninde sonunda o kitaptan ve yazarından söz eder.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Günümüzde eleştirmen sayısı yazarlara oranla azdır.
B) Her yazar, yapıtından çok, kendisinden söz edilmesine değer verir.
C) Eleştirmenlerin bir yapıtı beğenmesi, onun kendi düşüncelerine uygun olmasına bağlıdır.
D) Her değerli yapıt, mutlaka bir eleştirmenin dikkatini çeker.
E) Çok sayıda kitap yayımlanması, bunların okunmasını ve değerlendirilmesini güçleştirir.

45. Bu yapıtta, seksen kitapla ilgili düşüncelerimi, izlenimlerimi bulacaksınız. Bunlardan kimilerine katılacak, kimilerine dudak bükeceksiniz. Doğaldır bu. Herkes her kitabı sevmez; ya da ilk bakışta size sevimsiz, soğuk, yabancı gelen bir kitap bir süre sonra bakarsınız en yakın dostunuz oluvermiş. Siz de bu yapıtı okuduktan sonra, sözünü ettiğim o şiirleri, romanları, öyküleri okumak gereğini duyarsanız amacıma ulaştım demektir.
Bu sözleri söyleyen yazarla ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
A) Sözünü ettiği kitaplara karşı, okuyucunun ilgisini uyandırmaya çalışmaktadır.
B) Her kitabın beğenilecek bir yanı olduğunu düşünmektedir.
C) Okuyucuya kitabı sevdirmenin, yazarın görevi olduğuna inanmaktadır.
D) Düşüncelerinin okur tarafından benimsenmeyeceği kaygısı içindedir.
E) Kitapları olumlu yönleriyle tanıtarak okuyucuya yaklaşmak istemektedir.
 
46. Bir dili güzel ve çarpıcı olarak kullanabilme, büyük ölçüde, okumayla olur. Okuma nasıl dili güzel kullanmayı etkilerse, bir dili bütün söz sanatlarıyla, söz oyunlarıyla bilinçli olarak kullanma da hemen her alanda kişilerin iç ve dış dünyasını zenginleştirip genişletir.
Bu sözlerle asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çok okuyan insan güzel konuşur, güzel konuşmalar da dinleyenleri derinlemesine etkiler.
B) Okumanın, dili etkileyici bir biçimde kullanmada, dili etkili kullanmanın da kişinin yaşamını renklendirmede önemli bir payı vardır.
C) Yaşamı sevme, insanın okumayı sevmesini, okumayı sevmesi de düşünce dünyasını zenginleştirmesini sağlar.
D) Bir dili incelikleriyle kullanma insanda dil bilincinin gelişmiş olmasına bağlıdır.
E) Sanatlı konuşma, insanın dil bilincini geliştirdiği gibi düşüncelerini de açık seçik anlatmasına olanak sağlar.
 
47. Romanda anlatılan bir kişiyi tanımak, onun hangi aşamalardan ve değişmelerden geçerek bugünkü hale geldiğini öğrenmek demektir. Bu kişi nasıl bir değişime uğramıştır, hangi etkenlerle bu değişim gerçekleşmiştir? Bunların öğrenilmesi, o kişinin gelecekteki davranışlarını kestirmenize de olanak sağlar. Başka bir deyişle insanları tanıma konusunda bize bazı ipuçları verir, işte büyük gerçekçi romanların işlevi budur.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir roman kahramanının inandırıcılığı, özellikle içinde bulunduğu ortamla birlikte yansıtılmasına bağlıdır.
B) Romanın bir işlevi de insanın iç ve dış dünyasını ayrıntılarıyla sergilemektir.
C) Her gerçekçi roman, konusunu da kişilerini de gerçek yaşamdan seçer.
D) Bir romancının başarısı, gerçek hayattakilere benzeyen kahramanlar yaratmakla ölçülür.
E) Gerçekçi roman, yarattığı tip ve karakterlerle çevremizdeki insanları tanımamıza yardımcı olur.
 
48. Çocukluğum, büyük bir kentte, orta halli insanların yaşadığı bir mahallede geçti. Yaşamımda öyle eşsiz serüvenler, korkunç olaylar yer almadı Kentin yaşantısını, insanlarını bu mahalledeki yaşamın akışı içinde tanımaya çalışırdım, insanlar ne duyar ne düşünürlerdi? Bunu onların bakışlarından, adım atışlarından öğrenmeye çabalardım. Bu ortam bir bakıma benim çocukluk evrenimi biçimlendirdi. Onun etkilerini, ağırlığını hep duydum, işte beni öykü yazmaya iten etkenler kısaca bunlar olmuştu.
Yazar bu sözlerinde aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) İnsanların iç dünyasını anlamaya çalıştığına
B) Çevresini gözlemlediğine
C) Çocukluk yıllarında çektiği sıkıntılara
D) Yaşadıklarından etkilendiğine
E) Kendisini öykü yazmaya yönelten nedenlere
 
49. Şiirlerimi çözümleyebilmek için, okuyanın uğraşması gerektiği doğru. Ben, o şiirleri, uzun, yorucu ve özenli bir çalışma sonucunda oluşturuyorum. Okurdan da benim harcadığım çabanın hiç olmazsa yansını harcamasını bekliyorum. Bunun da hakkım olduğuna inanıyorum. Tanınmak gibi bir kaygım olmadığına göre, bu çabayı sarf etmek istemeyen kişilerin şiirimi okumaması, doğrusu benim açımdan pek büyük bir kayıp değildir.
Yazar bu sözlerinde aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Şiirinin ilgi görmemesini önemsemediğine
B) Şiirlerini bindir güçlükle yazdığına
C) Ün kazanma gibi bir kaygısının bulunmadığına
D) Okurların, şiir konusundaki bilgilerinin yetersizliğine
E) Şiirlerini anlayıp değerlendirmenin güçlüğüne
 
50. Sevimli kişiliği, dürüstlüğü ve değişik alanlarda kazandığı bilgi ve deneyimlerle dikkatimi çekmiştir. Nükteli konuşmaları, doğaya ve sanata olan aşkı, iyimser hayat görüşüyle, tanıdığı insanların hayranlığını ve sevgisini kazanmıştır. Çok beğendiğim yanlarından biri de alçakgönüllü olması, insanlarla kolayca iletişim kurabilmesidir.
Bu parçada, sözü edilen kişiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Herkesle uyum içinde olduğuna
B) Sözünde ve davranışında doğruluktan ayrılmadığına
C) Çevresindeki kişilerce beğenildiğine
D) Sakalı, ince anlamlı söz söylemeyi sevdiğine
E) Çevresindekilere yardım etmekten hoşlandığına
 
51. Bir yapıtı değerlendirirken, eleştirmenin kişisel görüşü, beğenisi de kuşkusuz işe karışır. Çünkü her değerlendirme bir bakıma özneldir; ama nesnel bir temele dayanmalıdır. Örneğin, eleştirmen A ile eleştirmen B’nin beğenileri, sanat anlayışları, dünya görüşleri farklı olduğundan bir kitapla ilgili görüşleri de birbirinden ayrılabilir, ama yapıtın özüne ilişkin gerçekçi ve tutarlı gözlemlerde bulunmuşlarsa, temel noktalarda elbette birleşirler.
Bu parçada eleştirmenlerle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
A) Yapıtları, aynı yöntemle, aynı noktalardan eleştirirler.
B) Her birinin kendine özgü bir sanat anlayışı vardır.
C) Yapıtları değerlendirirken bir ölçüde öznel davranabilirler.
D) Bir yapıtı tam ve doğru anlamışlarsa ana noktalarda aynı sonuca ulaşabilirler
E) Aynı yapıtı farklı görüşler içinde ele alabilirler.
 
52. Bana gönderdiğin şiir ve öyküleri ilgiyle okudum. Gençlerin çoğu gibi senin de şairlikle yazarlığı birlikte sürdürmek istediğini görüyorum. Öykülerinde konu ve işleyiş yönünden duyarlı bir titizliğin izleri var. Şiirlerin için ise bunları söyleyemem. Bu alanda da yer yer güzel dizeler kurduğun bir gerçek. Ama bilmelisin ki güçlü ve çarpıcı şiir, bir birikimin ardından gelir. Bu yazdıklarım, yeni örnekler göndermeni engellemesin, ileride yazının her dalında adını duyuracağına inanıyorum.
Bu parçada, eserlerini gönderen gence söylenenler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Öykülerin şiirlerine göre daha başarılı
B) Şiiri bırakıp öykü türünde yoğunlaşmalısın
C) Yeni çalışmalarını da görmek isterim
D) Şiirlerin henüz yeterince olgunlaşmamış
E) Şiir ve öykü dışındaki türlerde de başarılı olabilirsin.
 
53. O, her yazısında, içtenliği, hoşgörüsü, kendi çizgisine bağlılığı, ödün vermez dürüstlüğüyle bize yeni bir düşünce dünyasının kapılarını açıyor. Ele aldığı sorunlar üzerinde bizi de kendisiyle birlikte düşündürüyor. Hem de bizi saran, sıcak, içten bir anlatımla yapıyor bunu.
Bu parçada, sözü edilen kişiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Farklı düşünceleri anlayışla karşıladığına
B) İnandığı ilkeleri sonuna değin savunduğuna
C) Düşündürücü yazıları bulunduğuna
D) Anlatımda yapaylıktan kaçındığına
E) Alçakgönüllü bir insan olduğuna
 
54. Bir şair, kendi ülkesinin eski ve yeni şiirini, dünya şiirini bilmediği için eleştirebilir. Böyle bir eleştirinin haklılığı da yadsınamaz. Ancak önemli olan bir başka nokta da şairin yazdıklarıdır. Nasıl bir şiirdir onun yazdığı? Özgün mü, çağdaş mı? Ayrıca ülkesinin şiir atlasında yer alacak evrensel şiir coğrafyasına girebilecek nitelikler taşıyor mu? Asıl önemli olan işte bunlardır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Şiirde ulusallıktan evrenselliği giden yola
B) Şairin, hem dünya şiirini hem de kendi ulusunun şiirini tanımasının gerekliliğine
C) Şairlerin başka şairlerinkine benzer ürünler vermeye çalıştığına
D) Her şairin şiirlerinde kendine özgü niteliklerinin bulunması gerektiğine
E) Şairleri değerlendirmede onların bilgilerinden çok, yazdıklarına bağlı kalınmasına
 
55. Benim Yahya Kemal etkisinde olduğumun söylenmesine karşın ilk şiirlerimde Ahmet Haşim etkisi önde gelir. Özellikle lirik şiirlerimde A. Haşim’e yaklaşmaya çalıştığım açıkça görülür. Ancak bir dönemden sonra içimde Y. Kemal’le A. Haşim yer değiştirdi. Bunun nedeni Haşim’in Piyale Mukaddemesi’nde şiire getirdiği, kendi şiiriyle çelişen görüştür. Bundan başka Haşim Batı’daki şiir estetiğinden habersizdi. Şiirde anlam üzerinde güzel şeyler söylüyordu ama şiirin ne olduğunu değil, ne olmadığını vurguluyordu. Oysa Y. Kemal güzel şiiri anlatmaya, tatlandırmaya çalışıyordu. Bunun için Divan şiirine bile başvuruyordu. A. Haşim Divan şiirimizi de bilmiyordu.
Yazar bu sözlerinde aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Ahmet Haşim’le Yahya Kemal’den etkilendiğine
B) Yahya Kemal’le Ahmet Haşim’in şiir özelliklerine
C) Yahya Kemal’i Ahmet Haşim’e tercih nedenlerine
D) Yahya Kemal’in Batı edebiyatını iyi bildiğine
E) Ahmet Haşim’in şiir hakkındaki görüşlerini Piyale Mukaddemesi’nde açıkladığına
 
56. Sanatçılara ağır gelen, yapıtlarına yöneltilen eleştiriler değil, onlar karşısındaki suskunluktur. Çünkü eleştiri okunmanın, suskunluk da ilgisizliğin bir göstergesidir. Bu nedenle ben, kitaplarımın okunmasını istediğim kadar, onların her yönüyle kıyasıya eleştirilmesini de isterim. Şuna inanıyorum ki bir başına övgülerin de yergilerin de kişiye bir yararı yoktur. Bir yapıt, bütünüyle ele alınmalı, olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirilmelidir. Unutmayalım ki, sanatçının yaratma gücüyle, ortaya koyduğu ürünlere gösterilen ilgi ve bunların değerlendirilmesi arasında sıkı bir bağlantı vardır.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılmaz?
A) Bir yapıtın başarısı öncelikle onun dil ve anlatımına bağlıdır.
B) Bir yapıtla ilgili eleştirilerin tek boyutlu olmaması gerekir.
C) Her sanatçı, ortaya koyduğu yapıtın değerlendirilmesini bekler.
D) Yazarların, olumsuz eleştirileri de doğal karşılamaları gerekir.
E) Eleştiri ortamının canlılığı sanatçının yaratıcılığını etkiler.
 
57. Geleneksel seyirlik oyunlarımız değişik özellikler taşır. Örneğin, bu oyunlarda gerçek anlamda bir öyküleme düzeni yoktur. Olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurulmadığı gibi, bunların mantığa uygun olmasına da önem verilmez. Kişiler genellikle tek boyutlu olarak tanıtılır. Onların psikolojik özellikleri derinlemesine ele alınmaz. Ayrıca kişiler arasında iletişim güçlüğü vardır. Dil, iletişim aracı olarak görevini gereği gibi yerine getirmez.
Bu parçada geleneksel seyirlik oyunlarımızla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Olayların anlatılışında belli bir sıraya uyulmadığına
B) İnsanların ruhsal özellikleri üzerinde ayrıntılı olarak durulmadığına
C) Kişilerin birbirleriyle anlaşmakta güçlük çektiklerine
D) Anlatılanların akla uygun olmadığına
E) Günlük olayların konu olarak alındığına

CEVAP ANAHTARI

1-D 2-C 3-A 4-E 5-B 6-D 7-C 8-B 9-A 10-D 11-E 12-A 13-B 14-D 15-C 16-E 17-B 18-A 19-D 20-C 21-B 22-A 23-D 24-E 25-C 26-A 27-E 28-B 29-D 30-C 31-A 32-B 33-E 34-A 35-E 36-B 37-C 38-A 39-E 40-B 41-D 42-E 43-C 44-D 45-A 46-B 47-E 48-C 49-D 50-E 51-A 52-B 53-E 54-C 55-D 56-A 57-E

1993 ÖYS Türkçe Soru ve Cevapları İndir!



Etiketler: , , , , ,

Sponsor Bağlantılar

YORUM BIRAKIN:

İsim (Gerekli):
E-Mail (Yayınlanmayacak-Gerekli):
Yorumunuz: