1981 ÖYS Türkçe Soruları

Sponsorlu Bağlantılar

1. Aşağıdakilerden hangisinde “yalandan” sözcüğü, nitelik bildirmektedir?
A) Bizi oyalamak için, yalandan bir kavga çıkardılar.
B) Kimseye doğrudan zarar, yalandan yarar gelmez
C) O günden beri, şaka bile olsa, yalandan tiksinirim.
D) Aklını basına alsın, yalandan dolandan vazgeçsin!
E) İyiyi kötüden, doğruyu yalandan ayırt etmesini bil!
2. “Bu, resimdekilerden hangisinde belirtilmektedir?” cümlesinde geçen “-den” ekinin görevi, aşağıdakilerin hangisine uymaktadır?
A) Okuldan geliyorum.
B) Gelenlerden biri, kardeşimdir.
C) Kendisi uzaktan akrabamız olur.
D) Hepsinden önce ben geldim.
E) Gerçekten güzel işler yapmış.
 
3. Şiirle resim arasında kimi ilişkiler bulunmakla birlikte, iki sanatın kullandığı gereçler ve teknikler birbirinden farklıdır. İşlevleri, sesler aracılığıyla hayaller uyandırmak olan sözcükler hiçbir zaman doğrudan doğruya göze hitap eden renklerin yerini tutamazlar
Yukarıda şiir ve resim sanatlarının karşılaştırılan öğeleri hangileridir?
A) ses-hayal   
B) hayal-sözcük
C) görme-renk           
D) sözcük-renk
E) hayal-renk
4. Sanat yapıtlarının büyüklüğü alıcısını, izleyicisini, okuyucusunu değiştirmesindendir. Bir şiiri, bir romanı okumuş olan, bir resme bakmış olan insan, o şiiri, o romanı okumadan, o resme bakmadan önceki insan değilse artık bu yapıtlar kendilerinden beklenen görevi yerine getirmiş sayılırlar.”
Parçaya göre, bir yapıta sanat değeri katan en kapsamlı etken nedir?
A) güzellik
B) etkileyicilik
C) gerçeklik
D) öğreticilik
E) çekicilik
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ama” bağlacı koşul anlamında kullanılmıştır?
A) Bir şeyler söyledi ama anlayamadım.
B) Biraz pahalı ama çok güzel.
C) Okula gideceksin ama otobüsle.
D) Eşyaları eski ama tertemiz.
E) Belki doğru söylüyorsun ama inanamıyorum.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde -dir (-tir) eki, eklendiği fiile kesinlik anlamı kazandırmıştır?
A) İki gün önce gönderdiğim mektubu bugün almıştır.
B) Bu saatlerde tren İstanbul’a varmış olmalıdır.
C) Acele edelim, film başlamıştır.
D) Paltosuz çıktı, üşümüştür.
E) Gidebilirsiniz, toplantı ertelenmiştir.
7. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, özne ve yüklem ilişkisi yönünden ötekilerden ayrı bir özellik gösterir?
A) Olay duyulur duyulmaz köy halkı yollara dökülmüştü.
B) Hastanın uzun, ak saçları yüzüne dökülmüştü.
C) Çöpler kısa sürede kent dışına dökülmüştü.
D) Şiddetli sıcaklardan sonra tahtaların boyaları dökülmüştü.
E) Kanaryanın tüyleri kafese dökülmüştü.
8. “Geçenlerde bir gazete ‘saygı ve hürmet’ diye yazmış. Nurettin Artam alay ediyordu. Elbette alay edilecek şey. Kullandıkları sözlerin anlamını düşünmeyenler, gelişigüzel kullanıyorlar birtakım sözleri; onlarda anlam dışı bir güzellik bulunduğunu sanıyorlar.”
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, paragrafta yakınılan yanlışa benzer bir yanlış yapılmıştır?
A) Onun bu konudaki görüş ve düşünüşünü hiç doğru bulmadım.
B) Bence arkadaşınız görev ve sorumluluk yüklenmek için çok genç.
C) Onun, meslektaşları arasında, bu derece sayılıp sevildiğini bilmiyordum.
D) Çocukları sağlıklı ve sıhhatli yetiştirmek için beslenmelerine önem vermeliyiz.
E) Dost ve arkadaşları ile ara sıra bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyardı.
9. “Aynı koşullar altında, aynı kişinin, aynı eylemde bulunması durumunda özgür kişi, özgür eylem söz konusu olabilir.”
Aşağıdakilerden hangisi, bu düşüncenin dışında kalır?
A) Tıpkı bilimlerdeki nedensellik gibi, kişinin eyleminde de bir nedensellikten söz edilebilir.
B) Özgürlük, kişinin gerekeni yapabilmesidir.
C) Kişinin zorunluluğunu yüklendiği bir eylemi gerçekleştirmesi, özgürlüğünün kanıtıdır.
D) Özgürlük, bir bakıma, zorunluluğun bilincidir.
E) Özgürlük, kişinin dilediğini yapabilmesidir.
10. “Akan suyu severim ben
Işıldayan karı severim
Bir yeşil yaprak
Bir telli böcek
Yeşeren tohum
Güneşte görsem
Sevinç doldurur içime”
Bu şiirde konuşan kişi, özellikle neyi vurgulamak istemektedir?
A) Doğadaki canlılığın, duygularını etkilediğini,
B) Doğada dolaşmaktan hoşlandığını
C) Kent yaşamından bıkıp usandığını,
D) Varlıkları tümüyle sevdiğini,
E) Doğadaki varlıkları insanlardan üstün tuttuğunu, 
11. “Seni her mecliste küçük düşürür
Kötülerle konup göçücü olma.”
Karacaoğlan bu dizeleriyle anlamca en iyi uyuşan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kötü söyleme eşine, zehir katar aşına.
B) Arkadaşını söyle, kim olduğum söyleyeyim.
C) Deli ile çıkma yola, başına getirir bela.
D) Üzüm üzüme baka baka kararır.
E) Kır atın yanında duran, ya huyundan ya suyundan.
12. “[1] Büyük adamı, sıradan adamın ölçüleri ile ölçmemek gerekir. [2] Büyük adam da her insanda bulunan nitelikleri taşır. [3] Ancak o, ötekilerde bulunmayan yönüyle büyük adamdır. [4] Onu büyük adam yapan, gerçekleştirmiş olduğu, tarihin yapısı içine yerleştirdiği eseridir. [5] Yoksa onun da basbayağı isteklerden, tutkulardan örülmüş özel bir dünyası vardır.”
Bu paragrafı oluşturan cümlelerden hangi ikisi aynı anlamı vermektedir?
A) 1 – 3          
B) 2 – 5          
C) 2 – 4
D) 1 – 4          
E) 3 – 5
13. “Böylece, köyden ayrılmak zorunda kalanlar kente akın etmekte, geçici olarak çeşitli işlerde çalışmakta, yolunu ve kolayını bulanlar da bir gecekonduya sahip olarak köyle aralarındaki pamuk ipliğini de koparmaktadırlar.”
Bu sözler aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir?
A) Sözün kısası, bir belediye sorununun üstünde, planlı ve anlayışlı çalışmayı gerektiren bir devlet sorunu ile karşı karşıya bulunuyoruz.
B) Bunun sonucu olarak kentin nüfusu artmakta, sağlıksız kentleşmeyle ilgili sorunlar da büyümektedir.
C) Köyden kente gelmekle sorun bitmemekte, tersine, önem kazanarak yeniden başlamaktadır.
D) Çünkü kente gelenler, bir gecekonduda oturanlar köydeki yaşayışlarını, biraz daha acıklı ve sahipsiz bir biçimde sürdürmektedirler.
E) Kente gelene iş bulmak, onu sağlık koşulları içinde barındırmak, kent hayatı içinde eritmek gerekmektedir.
14. “Ben kendi hesabıma sanatım olmadan yaşayamam. Ama bu sanatı her şeyin üstüne koymuş da değilim. Tersine, onsuz edemeyişim, onun beni herkesle bir etmesi ve olduğumdan başka türlü olmaksızın herkesle bir düzeyde yaşatmasıdır.”
Bu görüşü savunan bir kimsenin, aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenmez?
A) Sanat, benim için tek başına tadı çıkarılan bir şey değildir.
B) Sanat, bence çok sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
C) Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya, onlarla birlikte olmaya zorlar.
D) Sanat, sanatçıyı en gündelik ve en evrensel gerçeğe, insana bağlar.
E) Sanatçı, kendisini başkalarından ayrı gördüğü için, sanatı seçmiştir.
15. “Sait Faik’in ‘Kumpanya’ adlı öyküsünde gezginci bir tiyatronun kişilerinden Dayı Remzi, Naşit için şunları söylüyor: ‘Ben, bir gün Naşit’i sahnede köylü kıyafetinde mangal karıştırır, kahve pişirir, çubukla tütün içerken görmüştüm. Ortada ne mangal, ne maşa, ne ateş, ne çubuk, ne fincan vardı. Ama Naşit sanki bütün bu saydıklarım önündeymiş gibi hareketler, mimikler yapıyordu. Seyircilerden pek anlayışsızların dışında, hemen hepsinin gülmekten yerlere yatıp katıldıklarını gördüm.”
Bu paragraftaki ana düşünce nedir?
A) Gezginci tiyatrolarda, ortaoyunu gibi daha çok taklide dayanan oyunlar sergilenir.
B) Türk tiyatrosu bugünkü durumuna gel inceye kadar birçok evrelerden geçmiştir.
C) Sait Faik’in “Kumpanya” adlı öyküsünün konusu gezginci bir tiyatro topluluğudur.
D) Naşit çok yetenekli bir güldürü sanatçısıydı.
E) Naşit döneminde, Türk tiyatro seyircisini eğlendirmek çok kolaydı.
16. “Daha çiçekler açmadı.” cümlesinde daha sözcüğünün kullanımı, aşağıdaki kullanımlarından hangisiyle özdeştir?
A) Bu yemekten daha verebilir misin?
B) Ayakkabının daha küçüğünü alsaydın.
C) Daha başka şeyler de söyledi.
D) Amacımız daha iyiye, daha güzele varmaktır.
E) Daha sabah olmadı mı?
17. “İnsanoğlu çalıştı mı her güçlüğün üstesinden gelir.” cümlesinde “mı”, hangi işlevi yüklenmiştir?
A) Sonuna geldiği eylemin anlamına kesinlik katma
B) Cümlenin anlamını sınırlandırma
C) Cümlenin anlatımım hareketlendirme
D) Birinci cümleciği, ikincisinin koşulu kılma
E) Cümlenin anlamım soru yoluyla pekiştirme
18. “Bir dilin söz dağarcığıyla o dili konuşan toplumun yaşama biçimi arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Sözgelimi, sözcük sayısı Türkçeye oranla çok fazla olan İngilizcede yeşil için birkaç sözcük bulunurken Türkçede, doğayla içli dışlı olmanın bir sonucu olarak yosun yeşili, çağla yeşili, tirşe, ördekbaşı gibi birçok sözcük vardır. Bunun gibi söz dağarcığını oluşturan öğelerin somutluğu, soyutluğu da yine toplumun yaşama biçimine bağlıdır.”
Bu parçadaki karşılaştırma aşağıdaki yargıların hangisini açıklar?
A) Türkçe, İngilizceye göre daha zengin bir dildir.
B) İngilizlerin yaşamında yeşil rengin kullanımı sınırlıdır.
C) Dillerin söz dağarcığı birbirinden ayrılıklar gösterir.
D) Türkçenin soyutlama gücü, İngilizceye göre daha çok gelişmiştir.
E) Dillerin söz dağarcığının oluşumunda, yaşam koşullarının önemli bir yeri vardır. 
19. “Milyonlarca kişi kitap okuyor, müzik dinliyor, tiyatroya, sinemaya gidiyor. Neden? Belli ki kendisini aşmak istiyor insan. Gerçek anlamda insan olmak istiyor. Ayrı bir birey olmakla yetinmiyor, bireysel yaşamının kopmuşluğundan kurtulma ya, bireyciliğinin bütün sınırlılığıyla onu yoksun bıraktığı ama yine de onun sezip özlediği bir doluluğa, daha anlamlı bir dünyaya geçmek için çabalıyor.”
Bu parçaya göre bir sanat yapıtından beklenilmeyecek etki, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kişinin bireyciliğini sinirsizi aştırma
B) Kişiyi toplumla, tüm insanlıkla bütünleştirme
C) Kişiyi daha doğru, daha anlamlı bir dünyaya bağlama
D) Kişiye kendisini asma olanağım sağlama
E) Kişiyi kendi yaşamının dar dünyasından kurtarma
20. “Atatürk’ün Nutuk’unda adları anılan bütün kişiler, ancak romanların canlandırabileceği bir güçle, son derece canlı olarak çizilmişlerdir. Kitabın kişileri her zamanı, her toplumda görülebilen, kolaylıkla tanınmalarını sağlayan yönleriyle ele alınmışlardır. Bu bakımdan Nutuk’un yapısı evrensel bir kurulu taşır. Bu kişileri Atatürk, kişilikleriyle uğraşmadan, yal tutumları ve davranışları ile tanıtır. Bu da Nutuk’un bir sanat eseri olmasının nedenlerinden biridir.
Bu paragrafa göre, aşağıdakilerden hangisi Nutuk’un başarılı bir yapıt olmasında etkili değildir?
A) Kişilerin en belirgin yönleriyle ele alınmış olması
B) Yapıtta adı gecen kişilerin yan tutmayan bir görüşle tanıtılmış olması
C) Tanıtılan kişilerin hep bilinen, önemli kişiler olması
D) Kişilerin çok canlı ve etkili bir biçimde tanıtılması
E) Kişilerin, olaylar karşısındaki tutumlarının, belirtilmesine önem verilmesi
21. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, dolaylı anlatıma örnek olabilir?
A) Söyle bir olayları anımsar, üzülürüz ve “İşte bu dünya böyledir!” diye düşünürüz.
B) Öğretmen, Ali’ye: “Arkadaşına söyle, yarın ödevini mutlaka getirsin!” dedi.
C) Paul Valery, ,şiir yazma yönteminden söz ederken “ilk dize Tanrı vergisidir, ondan sonrası da çaba …” dermiş.
D) Tiyatrodan çıktığımızda arkadaşım, Hazım’ın sahnede canlandırdığı prensin gerçek hayatta da yaşamış olduğunu söyledi.
E) Önce, tiyatronun öğelerini, hangi sanatların bir araya gelerek tiyatro gerçeğini ortaya koyduğunu düşünelim.
22. “Bu eski(1) kararı yeniden(2) içinde(3) bulunduğumuz dönemde(4) ve devirde(5) gözden(6) geçirmeliyiz.”
Bu cümledeki yanlışlıkları gidermek için ne yapılmalıdır?
A) İki, üçten sonra gelmeli, bir atılmalı.
B) İki, dörtten sonra gelmeli, beş atılmalı.
C) İki, birin yerine gelmeli, bir atılmalı.
D) İki, dörtten sonra gelmeli, üç atılmalı.
E) İki, altıdan sonra gelmeli, dört atılmalı.
23. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yönünden farklı bir özellik göstermektedir?
A) Çocukları çayırda güreşiyordu.
B) Yağmur hızlı hızlı serpiştiriyorum.
C) Lokmaları çabuk çabuk atıştırıyorum.
D) Bir oraya, bir buraya koşuşturuyorum.
E) Birini bitirmeden ötekini yetiştiriyordu.
24. “Gerçek romancı, insanın iç dünyasını iç karmaşasını yansız bir tutumla aydınlatmaya çalışır.”
Bu cümleye, öğeleri ve öğelerinin yönünden özdeş olan cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yapısalcı eleştiri, metnin iç düzenini, dilsel bütünlüğünü metne bağlı kalarak göstermeye yönelir.
B) Yaban romanı, aydınların durumuna, köye ve köylü gerçeklerine suçlayıcı bir hava içinde değinir,
C) Çağdaş sanatçı, insan gerçeklerini, insan sorunlarını imgesel bir dille, etkili biçimde anlatır.
D) Gerçekçi romanlar, kahramanlarının serüvenlerine, özlemlerine, tutkularına, dış dünyayla olan çatışmalarına ayna tutar.
E) Yapıtın önsözü, konunun işleniş biçimini, yararlanılan değişik kaynakları yalın bir dille belirtir.
25. “Geçmiş, hep yorumlanan, durmadan yeni anlamlarla dolan bir biçim dünyasıdır. Yeni Türk sanatçısı eski biçimler dünyasını yeni değerlerle şenlendirecek, yeni meyvelerde yeni tatlar bulacaktır. Ancak bu biçimde, göçmüş bir dünya, yaşayan ruhlara seslenebilir.”
Bu parçaya göre günümüz ozanlarından beklenen nedir?
A) Eski halk ve divan şiirini inceler ve tanıtırken bugünün şiir anlayışını ve değer ölçülerini de göz önünde tutmak
B) Fuzuli, Yunus Emre gibi büyük sairlerimizi tanıtırken, yaşadıkları dönemin şiir anlayışı ile bugünün şiir beğenisini birlikte ele almak
C) Eski şiirimizin gereçlerini, yeni yorum ve anlamlarla zenginleştirerek onların çağdaş bir değer kazanmasını sağlamak
D) Yeniliği biçimde değil özde aramak ve eski şiirimizi bu açıdan yorumlamak
E) Eski şiirimizi, bugünün gençlerine tanıtırken, kendi görüşleri yanında o çağın koşularını da vermek.
26. Andre Gide bir yazısında şöyle der: “Sanatçının konusu insandır. Bir insanın yaşamı o insanın düşlerinin de kaynağıdır.” Bu söze katılıyorum; çünkü yaşananlarla düşler iç içedir. Sanatçı, yazar, ozan da insan yaşamını, insan düşlerini bir yapıtta gerçeğe dönüştürendir. Başkasına, geleceğe bakandır. Kendi yaşadıklarına, düşlerine herkesi ortak edendir.
Bu parçada yazarın, Andre Gide’den bir alıntı yapmış olmasının nedeni aşağıdakilerden özellikle hangisi olabilir?
A) Anlatımına akıcılık kazandırma
B) Okuyucunun ilgisini çekme
C) Sanatçı konusundaki görüşlerini inandırıcı kılma
D) Karşıtlıklardan yararlanarak düşüncesini geliştirme
E) Yaşamla sanat eseri arasındaki ilişkiyi kanıtlama 
27. “Korku bir ruh halidir. İkide bir gelip giden, bizi yoklayan, dengeleyen… Yüreklilik ise büyük korkular önünde kendimizi yitirerek yaptığımız atılımdır. Her şeyi göze almak değildir, ölüme, tehlikeye meydan okumak değildir, yapacak başka bir şey olmaması halidir.”
Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Betimlemeye        
B) Karşılaştırmaya
C) Tanımlamaya        
D) Tartışmaya
E) Örneklendirmeye
28. Bu yazarın dramlarında kişiler, durumlarına karşı koymaz, onu değiştirmek için savaşmazlar, bu yüzden durumlarının gelişerek belirli bir sonuca doğru gitmesine engel olamazlar. Böylece, dramın özü olan çatışmanın yerine, değişmez sonucu hazırlamak için düzenlenmiş durumların birbiri ardından açılışı ortaya çıkar.”
Bu parçada sözü edilen yazarın dramlarındaki kişilerin en belirgin özelliği nedir?
A) Direngen (inatçı) olmaları
B) Güçsüz olduklarım bilmeleri
C) Değişiklikten çekinmeleri
D) Yetingen (kanaatkâr) olmaları
E) Durumlarına boyun eğmeleri
29. Cimrilerin paraya düşkünlüğünde, temiz, katıksız bir sevginin niteliklerini bulmuşumdur hep. Neden derseniz, cimriler paranın yalnızca acısını çekerler, sağlayacağı iyiliklere, mutluluklara boş verirler. Para kazanmayı amaç edinen kişi ile cimri arasındaki ayrım burada olsa gerektir. Cimride aracın gücü, amacın değerini aşar.”
Bu parçada hangi düşünce vurgulanmaktadır?
A) Cimriler bugünü değil, yarını düşünerek para biriktirirler.
B) Cimriler, paranın sınırsız gücüne inanmış, onun insanlar üzerindeki etkisini görmüşlerdir.
C) Cimriler; rahatlarını, keyiflerini düşünmeyen kişilerdir.
D) Cimriler, parayı harcamak için değil, biriktirmek için biriktirirler.
E) Cimriler, para pul biriktirmeyi varoluşlarının nedeni sayarlar.
30. “Edebiyat ürünlerinde her şey insan açısından dile getirilir. Dil, günlük konuşma dilinin sınırları dışına çıkılarak estetik tat ve yaşantı verecek biçimde kullanılır. İnsan ve toplum gerçeğinin türlü yönleri bir seçme, bir ayıklamadan geçirilerek yansıtılır. Bütün bunlar, doğrudan, öğretici bir yolla değil, sezdirici, yaşatıcı bir yaklaşımla gerçekleştirilir.”
Aşağıdakilerden hangisi, bu paragrafta savunulan görüşle bağdaşmaz?
A) Edebiyat ve sanat, bir toplumun yaşama biçiminin aynası demektir.
B) Sanat ve edebiyat yapıtlarının çizdiği dünya, gerçekliğin körü körüne bir kopyası değildir.
C) Yaşam, edebiyat değildir, edebiyatı besleyen bir kaynaktır,
D) Edebi yazılarda genellikle öğretici, terimsel bir dil kullanılmaz,
E) Edebi yazılarda dil, kullananın kişiliğinden ve yeteneğinden kaynaklanan nitelikler taşır.
31. “Kimi denemeciler kişisel açıdan bakmayı severler olaylara; kimi denemeciler olayları nesnel açıdan ele alırlar, kimi denemeciler de soyutlamalara girişirler. Huxley için en iyi deneme türü üç türü de içerendir; Huxley’in amacı, bu tür denemeyi en güzel biçimde gerçekleştiren usta Montaigne’e ulaşmaktı. Onun ‘Denemeler’ini ‘İnsanlık Komedisi’ ile eşdeğerde tutar Huxley; çünkü denemelerin tek tek değilse de, toplu iken uzun bir romanda verilenleri içerdikleri inancındadır.”
Huxley’e göre, Montaigne nasıl bir deneme yazarıdır?
A) Olaylara kişisel açıdan bakan
B) Olayları nesnel açıdan ele alan
C) Çok yönlü bir yaklaşımla yazan
D) Soyutlamalara girişen
E) Denemelerinde roman tekniğini kullanan
CEVAP ANAHTARI
1-A 2-B 3-D 4-B 5-C 6-E 7-C 8-D 9-E 10-D 11-C 12-B 13-B 14-E 15-D 16-E 17-D 
18-E 19-A 20-C 21-D 22-B 23-A 24-A 25-C 26-B 27-B 28-E 29-D 30-A 31-C


Sponsorlu Bağlantılar


Etiketler: , , , , ,

Sponsor Bağlantılar

1 YORUM VAR “1981 ÖYS Türkçe Soruları”

Bunu arıyordum sağolun.

YORUM BIRAKIN:

İsim (Gerekli):
E-Mail (Yayınlanmayacak-Gerekli):
Yorumunuz: